Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 22 Şubat 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Görüş

Kur'ân'ı Kerim bile ‘suç’ delili sayılmıştı

Dünden devam

SUÇLAMALARDAN

EN KOMİK OLANLARI

Suç delilleri arasında en ilgi çekenlerden biri Kur’ân-ı Kerim baskısı. Menderes’in özel ilgisiyle Almanya’dan sipariş edilen makineyle prova baskısı yapılan Kur’ân-ı Kerim bile delil olarak sayılmış Yassıada’da.

Mahkeme dosyaları arasında en fazla yer kaplayan bölümlerden biri cami yardımlarıyla ilgili olan klasörler. Türkiye’nin bütün mezra, köy, mahalle, belde, ilçe ve vilayetinde hangi camiye ne kadar yardım yapıldığının çetelesi tek tek tutulmuş. ‘Görevi kötüye kullanma dâvâsı’ kapsamında aleyhte deliller kategorisinde değerlendirilen cami yardımlarına ait belge adedi 500’ü geçiyor.

Menderes’e ait yakalama müzekkerelerinden biri oldukça ilginç. Belgeye göre Menderes’in muhatap kaldığı suçlardan birinin de kundakçılık olduğu anlaşılıyor. Adnan Menderes’in tutukluluk halinin devam ettiği 28 Kasım 1960’da hakkında çıkartılan tevkif müzekkeresinde sebep olarak şu yazıyor: “Aleyhine isnat edilen suç: Yangın çıkarma ve tahrip.”

Menderes ve Bayar’ın ‘gıyaben’ yargılandıkları ‘at dâvâsı dosyası’ da oldukça gülünç. Dâvâ dosyasına göre Menderes ve Bayar kendilerine hediye edilen atın yediği ottan dahi hesap vermiş.

Menderes aleyhine açılan dâvâlardan birisi olan Örtülü Ödenek Dâvâsı’nda ileri sürülen suçlamalar dudak ısırtıyor. Bunlardan en ilginci bahçıvana, garsona; kısacası gelen misafirlere yönelik olarak Başbakanlık temsil heyetince yapılan cüz’i harcamaların bile suç sayılması.

Yassıada’nın Karakutusu’nda bu suçlamalara ait belge ve detaylara yer veriliyor.

MENDERES, BAYAR, ZORLU VE POLATKAN’IN AVUKATLARIYLA

GÖRÜŞTÜRÜLMEMESİNE OLAN İSYAN YAZILARI:

Tutukluların Yassıada yönetimine yaptıkları ‘avukat sitemi’ oldukça etkileyici. Özellikle en ağır suçlamalara muhatap olan Adnan Menderes’in avukatlarla temas etmesi neredeyse imkânsız hale getirilmiş. Tek kişilik hücresinde muhafızlarla bile konuşması yasaklanan Menderes, zaten bir tecrit halinde bırakılırken, avukatlarıyla görüşememesi onu iyice çileden çıkarmış.

Yassıada’nın Karakutusu’nda, Adnan Menderes’in kendi el yazısıyla yaptığı talep belgeleri de geniş yer buluyor. Menderes,Yassıada Komutanlığı’na yazdığı bir yazıda, “Avukatlarımla görüştürülmeye ne kadar muhtacım” ifadesini kullanıyor. Başka bir yazısında, avukatlarla bir haftada ancak 15 dakika görüştüğünü belirtip, “Bu vaziyetin bendenizi nasıl bir imkânsızlık ve acizlik karşısında bıraktığını izahla tasdiden içtinab ederim. Duruşma olduğu gün ve arada öğle tatillerinde avukatlarımla görüşebilmek imkânının bahş olunması...” diyor. Yine benzer bir dilekçede Menderes’in, “Dün avukatlarla görüşme günü idi. Benim için bu imkân olmadı. Buna ne derece muhtaç ve mecbur bulunduğumu makamınızın iyi takdir edecek durumda bulunduğuna kaniim” cümleleri Yassıda’daki hukukî şartları göz önüne serici nitelikte.

Menderes’le beraber idama giden Maliye Bakanı Hasan Polatkan da avukatlarıyla sık görüşme imkânı bulamayan tutuklulardan. Menderes gibi, bu konuda dilekçe yazarak talebini ileten Polatkan, 16 Kasım 1960’ta başlayacak olan Vinileks Dâvâsı müdafaası için avukatlarıyla dâvâ başlamadan önce bir türlü görüşemediğinden yakınırken, şu cümleler dikkat çekiyor: “Avukatlarımın, başka üç arkadaşın da avukatları olması münasebetiyle bana ancak beş dakika konuşma imkânı verildi. Beş dakika zarfında ne görüşebilme, ne müdafaaya malumat verme, ne de mütaala alma imkânı hasıl olamayacağı tabiîdir.”

İdam edilen diğer bir isim Fatin Rüştü Zorlu’nun 7 Ekim 1960 tarihinde el yazısıyla yazdığı dilekçe de dâvâlar başlayacak olmasına rağmen, avukatların isimlerini bile bilmediğine ilişkin isyan var.

Celal Bayar’ın Yassıada Komutanlığına yazdığı bir dilekçede ise, avukatının yazdığı müdafaanameyi bile okuyamadığı belirtiliyor.

“KESMEZSEN KESTİRMESİNİ BİLİRİM”

Mahkeme Başkanı Salim Başol ve Başsavcı Altay Egesel’in Yassıada Mahkemelerinde sanıklara yaptıkları hakaretler iç burkucu. Duruşma tutanakları arasında Salim Başol’a ait hakaretlerden seçmeler yapılmış. Yassıada’nın Karakutusu kitabında kısa cümleler halinde verilen 70 diyalog yer alıyor. Bunlardan bazıları şöyle:

- Bizim burada boş laf dinleyecek vaktimiz yok başka. (Adnan Menderes’e)

- Sizi susturmak için başka ne yapmalı? (Adnan Menderes’in avukatı Talat Asal)

- Kâfi. Susmazsanız sustururum. (Zeki Eratman’a)

- Benim sorduğuma kısa olarak cevap vermezseniz, sözünüzü keserim, kâfi, bitti. (Adnan Menderes’e)

- Yapmazsan yapma. Gelmiş buraya tomarlarca müdafaa yapıyor. (Hadi Hüsman’a)

- Daima böyle lüzumsuz şeyler söylersiniz zaten. (Adnan Menderes’in Avukatı Burhan Apaydın’a)

- Konuşmanın şeklini, usulünü hâlâ öğrenemediniz mi? Sözünüzü kesiyorum. (Rüknettin Nasuhioğlu Müdafii Alaattin Nasuhioğlu’na)

- Eğer ben ‘kesin’ deyince kesmezseniz kestirmesini bilirim. (Adnan Menderes’e)

- Senin anlayışın noksan mı? Sen ne iş yapıyorsun? (Şahit)

- Öyle söz alınmaz, burada gürültü yapılmaz, otur yerine. Herkes söz istiyor, senin gibi değil. Hadi otur yerine! (Hüseyin Fırat’a)

- Size sanık olarak tek kelime soruldu mu? Kaç defa söyleyeceğiz? (Milletvekili Necla Tekinel’in avukatı İsmail Hakkı Tekinel’e)

- Öyle şey olmaz, kısa kes, az konuş! Sen zaten diğer dâvâlarda da uzun müdafaa yaptın. (Hasan Polatkan’a)

- Sizi on beş dakikadan fazla dinleyemeyiz. Bizim burada boş laf dinleyecek vaktimiz yok. (Hasan Polatkan’a)

- Diğer dâvâlarda sizin çok uzun yazdığınızı gördüm. Lüzumsuz laflara yer veriyorsunuz. (Hasan Polatkan’a)

- Kendi çiftliğinizin ve kendi maaşınızın peşinden koşmayı bilirsiniz. (Adnan Menderes’e)

- Eğer böyle konuşmakta ısrar ederseniz sizi susturur, dışarı çıkartırım. (Tevfik İleri’ye. Biraz sonra Tevfik İleri salondan çıkartıldı)

SON SAVUNMASINDAN: BİZİ HAYSİYETE,

HAYATA VE HÜRRİYETE KAVUŞTURUN

Menderes’in idam edildiği dâvâ Anayasayı İhlal Dâvâsıydı. İpe gitmeden önce son savunmasını el yazısıyla yazıp verdi. Belgeler arasından çıkan 23 sayfalık son savunmanın tamamına kitapta yer verilmiş. Son savunmanın son paragrafı yürek dağlıyor:

“Tedbirler diye düşündük, isabetli olanları bulamamış olabiliriz; hatalarımız neticelerle tahakkuk etmiş bulunuyor. Fakat tedbirler diye düşünürken diktatörlük peşinde değil anarşi endişesinin pençesinde çırpındık. Ne yazık ki, siyaset hayatının seyyal heyecan dalgaları bizi şimdi vatana hıyanet ithamının pençesine atmış bulunuyor. On dört yılın muhasebesi bizi ne anayasayı tebdil ve tağyir ne demokrasiyi tahrip ve ne de vatana hıyanet etmiş olmak neticesine asla götüremez. Adalet tarihine şerefle kaydedilecek kararları vereceğinizden emin olarak ve adil vicdanlarınıza sığınarak, bizi haysiyete, hayata ve hürriyete kavuşturmanızı kemali hürmetle istirham etmekteyim.”

İNTİHAR TEŞEBBÜSÜNDEN SONRAKİ

Mahkemede sonuçların açıklandığı gün, Menderes’in intihar teşebbüsünde bulunduğu duyuldu. İntihar teşebbüsünden sonra doktorlar müdahalede bulundu. Yapılan sağlık kontrolüyle ilgili raporların detayları da yıllarca saklı kaldı. Doktor raporlarına göre, Menderes’in durumu kötü olduğu için, 15 Eylül’de İstanbul’dan takviye doktor talep edilmiş. Yazılan ilaçların da bir süre devam etmesi gerektiği vurgulanmış. Ancak üzerinden 48 saat geçmeden doktorlar önce verilen raporu görmezden gelip Menderes’e sağlam raporu vermiş. Sağlam raporu, artık idama engel bir durumun olmadığı anlamına geldiği için önemli.

—SON—

Fatih KARAGÖZ

22.02.2007


Şevk, hareket, istikamet...

Eyüp Otman

Aziz bir dâvâ üstünde istikamet; dosdoğru, tavizsiz olmalıdır. Ama bu bir line çizgisi gibi olursa kalp eksitus olmuştur. Onun için hayatiyet çizgisi zikzaklı, inişli çıkışlı çizgiler olmalıdır.

Hayatımızda bazen münkabız haller olur, inişteyizdir. Bir şevk dalgası gelir, bizi kaldırır, zıplatır ve boğulmamak için başlarız harekete, hareket bizi su üstünde tutar.

Bazen tek başına dalgalarla boğuşmak tâkattan kesilip dibi boylamaya sebeptir. Onun için muâvenet bir el ister, iki olup on bir, üç olup yüz on bir kıymetinde ve kuvvetinde olmak ister.

İsterken istikamet, yaşar iken istikamet, severken istikamet ama hep sevmek, yok nefret. Muhabbet fedailerinin şiârı hep muhabbet.

Tenkit muhabbetle olursa acıtmaz. Ama düstur; kardeşleri tenkit etmemek, kardeşlerin faziletleri ve şerefleri ile şakirâne iftihar etmek.

Öncelikle ben; Bediüzzaman gibi bir Bedii tanıdığım için iftihar ediyorum. Kur’ân-ı Kerim’in muciznüma tefsiri Risâle-i Nur Külliyatını tanıdığım ve okuduğum için iftihar ediyorum. Ve bu eserleri tanıtmayı gaye-i hayat edindiğim için iftihar ediyorum.

Asya’nın bahtını açacak meşveret ve şûrâyı şiar edinen prensipler muvacehesinde, İslâm’a mensup olmaktan ve Risâle-i Nur’un neşrini gaye bilen Yeni Asya Gazetesi okuyucusu ve böyle bir kitlenin mensubu olmaktan iftihar ediyorum.

Bizim Aile Dergisi, Genç Yaklaşım Dergisi, Can Kardeş Dergisi, akademisyenlerin çıkardığı ve okuduğu Köprü Dergisini, bütün bu değerli yazıları ve yazarları bir araya getiren camiaya mensup olduğum için iftihar ediyorum.

Sadece iftihar etmekle kalmadan, hepsini kendi malım bilip, intişarı için çabalıyor, dostlara, müşterilere, komşulara, akrabalara tavsiye ediyor ya da tadımlık olarak 2-3 aylık aboneliklerle deneme yapıyorum.

Hele hele bizim sesimizi, bizim görüş ve düşüncelerimizi dünyaya radyo lisanıyla duyuran “Bizim Radyo” ile iftihar ediyorum.

Evet, şevk hayatın matiyyesi, bin üstüne, sür atını akıncı ol, ak ülkelere, ak şehirlere, gir gönüllere, elmas hakikatli inci tanelerini takır takır dök sahnelere, dök deryalara…

Muzır manilerin bol olduğu hayırlı işlere talip ol, manilere galip ol, himmetini gayretini ziyade eyle…

Suizan etme, memursun hüsn-ü zanna / Kapatma hayır defterini zararla, ziyanla / Kucaklaş dost, kardeş ve tüm ihvanla.

Eyüp OTMAN

22.02.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004