Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 25 Mayıs 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Aile

Yaz dönemi: Aile için iletişimi güçlendirmek için fırsat dönemi!

Ailede iletişim, aile bireylerinin tümünün birbirini anlaması, kendini rahat ve düzgün ifade edebilmesi, olumlu ve olumsuz bütün duyguların konuşulabilmesi ve dolayısıyla yaşanabilecek çatışmaların en aza indirilip etkin bir şekilde çözülebilmesi anlamına gelir. Bir çok ailede bu iletişimin yetersiz olduğu ve bu sebeple sıklıkla yaşandığı, sonuçta da huzursuzlukların, mutsuzlukların, ayrılıkların ve ciddi psikolojik problemlerin yaşanabildiği bilinmektedir. Bu sebeple bütün ailelerin yaz dönemini kendileri için bir fırsat, yenilenme, problemlere çözüm geliştirmek için yeni denemeler yapma dönemi olarak değerlendirmeleri gerekmektedir. Aile içinde okul gibi çok önemli bir gündemin ortadan kalkmış olması ciddî bir rahatlama sağlar. Kışın problemlerini yaza da taşıyıp orada da huzursuzluğu devam ettirmek yerine yeni düzenlemeler yapmak ve birlikte keyifli ve sorunların konuşulabildiği, çözüm tekliflerinin getirildiği bir dönem geçirmek gerekmektedir.

Toplumumuzda anneler genellikle çocukların her türlü sorunundan sorumludurlar ve bu sebeple çocuklarla anneler arasında daha fazla sorun yaşanır. Anne çok daha fazla kontrol etmek, çok daha fazla uyarmak zorunda kalır. Babalar ise problemler çok büyüdüğünde devreye girerler. Yaz döneminde özellikle birlikte geçirilecek yaz tatillerinde babaların çocuklarla daha yoğun ve etkin zamanlar geçirebilmeleri, onları ilgi ve yetenekleriyle, olumlu ve olumsuz duygularıyla tanıyabilmeleri önemli bir boşluğu dolduracaktır. Hem kız çocuklar için, hem de erkek çocuklar için baba ile geçirilen zaman çok önemli ve gereklidir. Problemlerin hep anne aracılığıyla konuşulması ve anne üzerinden çözülmesi, baba ile iletişimin sınırlı kalmasına ve anne ile ilişkilerin de bozulmasına sebep olabilmektedir. Ayrıca anne ve babanın değişik problemlere bakış açısı birbirinden farklı olabilir. Çocuğun değişik problem çözme biçimleri konusunda hem anneyi hem babayı model alması kendi özgün kararlarını geliştirebilmesi açısından çok önemlidir. Meselâ sürekli anne ile ilişkide olan ve hep annenin çözümlerini izleyen çocuklar hem anneye çok bağımlı kalmakta hem de dış dünyada kendilerini ortaya koymakta ve problem çözmekte zorluklar yaşayabilmektedirler. Bu sebeple özellikle yaz tatilinde babanın çocukla daha fazla birlikte olması, sorunların çözümü konusunda örnek olması, çocuğun başarılı olduğu alanlarda onu övüp takdir etmesi, bir takım aktiviteleri (meselâ spor) çocuğuyla birlikte gerçekleştirmesi çok önemlidir.

Anne-babalara teklifler

* Yazı aile içindeki iletişiminizi yeniden gözden geçirmek için bir fırsat dönemi olarak değerlendirin.

* Çocuğunuza biraz daha esnek bir program hazırlayın.

* Kış döneminde çok çalıştığını bu sebeple yazın dinlenmeyi, eğlenmeyi ve ilgi duyduğu aktivitelerle ilgilenmeyi hak ettiğini vurgulayın.

* Birlikte sosyal programlar planlayın. Sevdiğiniz dostlarınızla, arkadaşlarınızla, mümkünse açık havada bir araya gelin ve çocuğunuzun da sevdiği kişilerle ve arkadaşlarıyla vakit geçirmesi için imkân oluşturun.

* Okul döneminde yaşadığı öğrenme ve ders sorunları varsa bunları hafifletmeye yönelik düzenli bir program hazırlayın. Meselâ her gün kısa da olsa okuma-yazma ve akademik konulara yönelik bir çalışma saati olsun. Ancak bu programı yeniden bir baskıya ve sıkıntıya dönüştürmeyin. Günün kalan diğer kısmının birlikte keyifle geçmesine özen gösterin. Keyifli aktiviteleri çalışmanın sonrasına koyarsanız çalışmak için motive edici bir unsur olabilir.

* Çocuğunuzun oyunlarını dikkatle gözlemleyin; oyun ortamı çocukların kendilerini en iyi ifade ettikleri ortamdır. Onların kaygılarını, sevinçlerini, üzüntülerini, korkularını, oyunlarını gözlemleyerek anlayabilirsiniz. fark ettiğiniz duygularını daha rahat ifade etmeleri için ortam hazırlayın. Olumsuz duyguları için onları yargılamayın, eleştirmeyin.

* Özellikle kışın çocuklarıyla fazla vakit geçiremeyen babaların yazın bunu telâfi etmeleri mümkün olabilir. Çocuğunuzla bol zaman geçirin, onu dinleyin, kendi duygularınızı anlatın. Sizi faal, problem çözen, gerektiğinde övmeyi bilen, kendisini destekleyen ve zorluklar karşısında yüreklendiren bir baba olarak model alma fırsatı verin.

Esprili olun. Çocuklar problemlerin ele alınış biçimi esprili olduğunda problemin çözümüne daha fazla katılırlar. Ancak esprili olmak çocukla veya içinde bulunduğu durumla dalga geçmek şeklinde olmamalıdır. Bunun yerine durumun kendisinden hoş ve esprili bir yan bulmaya çalışılmalıdır.

* Çocukların davranış problemleri karşısında hemen cezalandırıcı ve uyarıcı olmak yerine davranışa sebep olan duygunun ne olduğunu anlamaya çalışın ve bu duyguyu çocukla konuşun. Özellikle kış döneminde anne-babadan fazla ayrı kalan çocuklar birden bire yoğun bir şekilde anne-baba ile bir arada olduklarında tam olarak nasıl ilgi alacaklarını bilemedikleri için bazı davranış problemleri gösterebilirler. Bu tür davranışları birer davranış problemi olarak ele almadan önce onu yeterince dinleyip dinlemediğinizden emin olun. Bazen sürekli yönerge vermek çocuğun duygularını gözden kaçırmamıza sebep olabilir.

Mehmet ZENGİN

25.05.2007


Taze mi, bayat mı?

Hem sağlığımız hem de ağız tadımız için gıdaların bayatlarından kaçınmalıyız. Öncelikle ambalajlı ürün alırken mutlaka ve mutlaka üretim ve son kullanma tarihlerini kontrol ediniz. Son kullanma tarihi geçmiş ürünler için görevlileri uyarınız. Peki ambalajı olmayan gıdalar için ne yapacağız? Bunu satıcıların sözlerine güvenerek yapmak pek akıl kârı değildir. Bu sebeple hangi gıdanın nasıl taze, nasıl bayat olduğunu öğrenmekten başka çaremiz bulunmuyor.

İşte bazı gıdaların taze olup olmadıklarını anlamak için birkaç püf noktası:

Dana eti alırken yağına bakmak lâzım. Yağı hem beyaz olmalı hem de dokununca sımsıkı olduğu hissedilmeli. Dana ne kadar yaşlanmışsa, yağının rengi de o kadar sararır.

Alırken en çok dikkat etmemiz gereken gıda mantardır. Bilmediğiniz yerlerden, özellikle seyyar satıcılardan kesinlikle mantar almayınız. Bildiğiniz ve güvendiğiniz yerlerden alırken de dikkatli olmayı yine unutmayın. Mantarın lekesiz olanı makbuldür. Renginin de beyaza yakın ya da hafif bej olanını tercih edin.

Brokoli çok dayanıklı bir sebze değildir. Alırken lekesiz, canlı ve yeşil olanını seçin ve kısa zamanda tüketin.

Taze fasulye alırken fasulyelerden bir tanesini kırmadan almayın. 'Çat' diye kırılmıyor, esniyorsa almaktan vazgeçin. Aynı şey enginar için de geçerlidir. Enginarın da taç yaprağını kırmayı deneyin.

Balığın tazeliğini kontrol etmek için ise, gözlerine ve yüzgeçlerine bakmak lâzım. Gözleri parlak, yüzgeçleri koyu kırmızı ve pulları gevşek olmalıdır.

Yumurtaların tazeliğini test etmek içinse tuzlu su kullanabilirsiniz. Günlük olanlar suyun dibine çökerler, 3-5 günlük olanlar suyun ortasında, bayat olanlar ise suyun yüzeyinde dururlar.

Yumurtaların taze mi bayat mı olduğunu kırarak anlamanız da mümkün. Aldıktan sonra üzerinden uzun zaman geçtiğini düşündüğünüz ve bayat olma ihtimalinden şüphe ettiğiniz yumurtaları kullanmadan önce ayrı bir kaba kırın. Sarısı dağılıyorsa bayat, derli toplu duruyorsa tazedir.

Zeynep KAYGILI

25.05.2007


Tek çocuklu anne ve babalar ne yapmalı?

* Tek çocuğa; öncelikle tek çocuk olarak değil, çocuk olarak davranın. Unutmayın ki sizin onun tek olmasıyla ilgili kaygılarınızı çocuğunuz hissedecektir.

* Standart disiplin yöntemlerini uygulayın, yaşına uygun kurallar koyun; bu kuralları kararlılık içinde uygulayın. Çocuk kurala uymanın keyfini, bundan yaşayacağı kabulün mutluluğunu yaşasın.

* Beklemeyi, sabretmeyi öğretin; her istediğini anında karşılama çabasına girmeyin. Uygun olan; gerekli olduğunu düşündüğünüz isteklerini karşılayın. İsteklerinin yaşına ve sizin şartlarınıza uygun sınırları olmasını sağlayın.

* Üç yaşından sonra yaşıtlarıyla ya da başka çocuklarla bir arada olmasını sağlayın. Yuvaya gönderme imkânınız yoksa bile çocuğu olan ailelerle görüşüp çocukların bir arada olmasına, oyun oynamalarına, arkadaşlıklar kurmalarına fırsat verin.

* Onunla iyi iletişim kurun. Yalnız veya mutsuz hissettiğinde size duygularını anlatabilecek kadar yakın hissetmesini sağlayın.

* Yapabileceğinden fazla şey beklemeyin. Hep mükemmel olmaya çalışmak çocuğu yorar ve başarısızlık korkusu artar.

* Çocuğa söz hakkı verin, ama bu, bütün kararları çocuğa aldırmak şekline dönüşmesin. Size uygun karar alternatiflerini sunun, çocuk sizin alternatiflerinizden birisini seçsin (meselâ; bu arabayı alamayız, paramız yetmiyor ama bu uçağı ya da gemiyi alabiliriz gibi).

* Bireyselliğinin gelişmesini destekleyin. Giyinme, soyunma, yemek yeme, temizlik gibi her türlü öz bakımını yapmasına fırsat verin. Evde sorumlulukları olsun; size bağımlı olmadan kendi ihtiyaçlarını karşılaması için destekleyin.

Anneanne, babaanne gibi aile büyükleri genelde çocukların benmerkezciliklerini pekiştirici tarzda davranırlar onlara engel olun, sizin kullandığınız yöntemleri kullanmalarını sağlayın. Unutmayın ki çocuğunuzun psikolojik sağlığının ve kişilik gelişiminin birinci derecede sorumlusu onlar değil sizsiniz.

Şenay ÖZER

25.05.2007


Küçük odalara büyük teklifler

Evinizin odalarının küçük olmasından mı şikâyet ediyorsunuz? Bir odayı olduğundan büyük göstermenin yolu çeşitli dekorasyon hilelerinden geçiyor.

Tabiî ki bunlar, bulunulan mekâna göre değişiklik gösteriyor, birinde işe yarayan bir teknik diğerinde belki de hiç işe yaramıyor. Her mekânda işe yarayacak püf noktalar...

Aynalar her zaman için küçük mekânların kurtarıcısıdır. Bu aynalar ne kadar büyük olursa vereceği derinlik de o kadar çok olur.

Küçük mekânlara boşuna fazla eşya sığdırmaya çalışmayın. Bu, çok büyük bir hata olur. Önce ihtiyacınızın ne olduğuna karar vermeli, sonra da kalan eşyalarınızı başka yerlerde değerlendirmeye çalışmalısınız.

Büyük ve hantal eşyalardan mümkün olduğunca uzak durun. Odanın her yerini eşyalarla doldurmayın, rahatça hareket edebileceğiniz boş yerler her zaman olsun.

Cam veya daha açık renkli mobilyaları, ahşap veya koyu renkli mobilyalara tercih edin.

Odaya ne kadar çok ışık girerse, oda o kadar ferah duracaktır. Pencerenin önünde fazla yer kaplayan, kalın ve koyu renk kumaşlardan olan perdelerden kaçının. İçeriye ışık girmesini engelleyecek, pencere önünü kapatacak eşyaları pencere önüne koymayın.

Odanın ışıklandırmasına büyük bir özen gösterin. Tavandan aydınlatmanın yanı sıra gündüz vakitlerinde kullanabileceğiniz ve göz almayacak, yerden aydınlatma sistemlerini de kullanabilirsiniz. Ayaklı bir lamba ya da abajurları size önerebiliriz. Unutmayın, önemli olan ışığın duvara yansıması.

Duvarlarda uçuk renklerden kaçınmanız yerinde bir karar olacaktır. Ayrıca duvarın rengi ne olursa olsun tavanın beyaza boyanmasına dikkat edin.

Semahat YEŞİLYURT

25.05.2007


MUTFAK SAN’ATI

Akdeniz gülü

Malzemeler:

3 Su bardağı un

4 Adet yumurta

2 Çay bardağı nişasta

10 Yemek kaşığı tereyağı

3 Adet limonun suyu

1 Su bardağından fazla tozşeker

1 Su bardağı dövülmüş antepfıstığı

Şerbeti için :

4 Su bardağı su

2 Su bardağı tozşeker

Yarım limon suyu

Hazırlanışı: Tozşeker ile suyu kaynatıp, limon suyunu ekleyin. Hazırladığınız şerbeti soğumaya bırakın. Un, yumurta ve limon suyunu yoğurup, parçalar koparın. Üzerini nişasta serpip, yaklaşık 5 dakika dinlendirin. Oklava ile tek tek açın. Tüm yufkaların aralarına eritilmiş tereyağı sürüp, üst üste dizin. Bıçakla kare biçiminde kesin. Uçlarını içe doğru bohça biçiminde katlayın. Üzerine iri kıyılmış antepfıstığı serpin. Biraz daha tereyağı sürüp, önceden ısıtılmış 200 dereceli fırında 45 dakika pişirin. Önceden hazırladığınız ılık şerbeti üzerine gezdirin Şerbetini çekince servis yapın. (Afiyet olsun)

25.05.2007


Karşılaştığı güçlükleri kendi başına aşmasını öğretin

Karşılaştığı güçlükleri kendi başına aşmasını öğretin. Ayakkabı bağlarını yavaş da olsa bekleyin kendi bağlasın, çamaşırları asmanızda yardım etmek istiyor, beraber asın. Merdivenlerden kendi inmek istiyor, önünde yürümek şartıyla bırakın insin. Üstünden gelemeyeceği bir problemle karşılaştığında size problemi anlatmasını söyleyin ve çözümüne beraber karar verin.

25.05.2007


Kullanılmayan çaydanlıkların kokusu

Uzunca süre kullanılmayan eski çaydanlıklar zamanla pek de hoş olmayan bir şekilde kokmaya başlarlar. Bunu önlemenin çok kolay bir yöntemi var; çaydanlığın içine bir parça kesme şeker koyabilirsiniz.

Pasta meyveleri

Pasta yaparken kullanacağınız meyveleri toz şekere bulayın. Böylece, meyveleriniz daha uzun süre dayanacaktır.

25.05.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004