Biz uzaydan geldik.
Şaşırmayın haberiniz yoksa. Ne de olsa daha çok yeni gelişimiz.
Tarihini şimdi tam hatırlamıyorum. Ama meraklanmayın çok mu eski diye, ben diyeyim bir ay, siz deyin bir hafta. Bu kadar kısa yani.
Tabiî bunu bile çok uzun zaman görenler var ya, neyse.
Farklıyız sizden. Görünce bir hoş olup, ağız burun eğişinizden sonra fark ettik biz de.
Yoksa bu kadar korkar mı bizi görenler? Sanki acube görmüş gibi, tuhaf bakar mıydınız?
Kendimizden şüphelenmeye bile başladık. Eli bıçaklı değiliz ama sokakta gezmemize bile tahammülünüz yok. Eee can güvenliği ne de olsa, hakkınız var, neme lazım ne yapacağımız belli olmaz.
Giyinişimiz, tavrımız, bakışımız, yürüyüşümüz size benzese de, nihayetinde uzaylıyız, adı var. Bu dünya sizin tapulu malınız, öyle her isteyen gelip kafasına göre yaşayamaz. Bunu bildiğimizden dikkatliyiz. Ha kamusal alan diye bir bölgeniz varmış ki orası çift tapuluymuş, biz giremezmişiz. Aman ha telâş etmeyin, uzaylıyız falan ama yine de biz biliriz yerimizi.
Aldığımız duyumlara göre, bizi çok merak etmişsiniz. Ne yer? Ne içerler? Nasıl konuşurlar? Denize girerler mi? Müzik dinlerler mi? Yani “Size benziyor muyuz?” diye sorup durmuşsunuz.
Bu merakınızı giderelim diye ziyarete geldik. Ama siz bizi görünce bir tuhaf oldunuz.
Sandık ki; bizim de insan olduğumuzu görünce, bağrınıza basarsınız.
Ama önce hayatımızı sorguladınız, sonra kıyafetimizi.
Hani siz farklılıklara karşı anlayışlıydınız? Neden bu kadar ilgilendiniz halimizle? Uzaylıyız diye mi bu kadar aşağıladınız?
Oysa basın dediğiniz bir yerlerde hep, anlayışlı ve çağdaş olduğunuzu okuyup, görmüştük. Buna dayanıp geldik, görmemişler gibi olmazsınız dedik ama yanıldık mı yoksa?
Şimdi efendim!
Duyduk ki evhamlanmışsınız. Uzayda yaşadığımız hayatı zorla size yaşatmaya çalışırız diye silahlar edinmiş, askerinizi, polisinizi meydana dökmüşsünüz. Rahat olun canım. Bunca yıldır uzayda tam başınızın üstünde iken bir şey yapmadıkta, içinize girince mi yapacağız. Etek boylarından falan söz etmişsiniz. Bize ne sizin eteğinizde, gömleğinizden. Hem biz karışsak, siz karıştıracak kadar aciz misiniz?
Bakın çağlar atlamışsınız, araştırdık tarihinizi. Zorla bir şey yaptıracak ve yapacak kadar cahil ve zorba değilsiniz değil mi?
“Aman keşke gelmeselerdi” diyenleriniz varmış.
Okuma yazma bilmiyoruz diye cahil görmüşsünüz. Hak verdik size, biz de okuyalım dedik ama çok kültürlü olduğunuz için okumamıza izin vermediniz. Okullarınıza da almadınız, biz uzaylıyız diye oralara giremezmişiz. Sizin gezegende uzaylıların okuma hakkı yokmuş, şaştık kaldık.
Sanırım haklısınız, bu ülkede doğup, büyüseydik aynı haklara sahip olurduk. Ne giyinişimiz, ne tavrımız sorun olmazdı. Siz çağdaş milletsiniz ya, böyle şeylerle işiniz olmazdı biliriz. Ancak uzaylı olunca değişti her şey. Farklı bir kültür, bilmediğiniz, hiç görmediğiniz yaşam.
Size kızmayalım öyleyse… Biraz bekleyelim tanıyın bizi.
Olmadı şimdi. Diyormuşsunuz ki; dünyada yaşamak istiyorlarsa bize benzesinler.
Hiç anlamıyoruz, hani siz korkuyordunuz, biz sizi kendimize benzetir, zorla yaşantınızı değiştiririz diye. Öyleyse siz neden kendi yaşantınızı bize yaşatmak istiyorsunuz?
Uzaylıyız diye aklımız yok mu bizim? Siz hayaline bile tahammül edemezken, nasıl bizden beklersiniz aynı şeyi?
Duymamış olalım, sanırız cahillerin sözü bunlar. Yoksa siz medenî olan komşularımız böyle şeyler düşünmezsiniz.
Üzülmeyin! Cahillerin sözüyle bozmayız aramızı. Biz uzaylıyız anlarız halden.
Yine de korkuyoruz; ya aranızdaki cahiller yüzünden, siz de halden anlamaz olursanız.
03.10.2007
E-Posta:
saadetbayrifidan@hotmail.com
|