İslâm dünyasında Ramazan ayının çok önemli bir yeri vardır.
Mekke-i Mükerreme’de, Medine-i Münevvere’de, Şam-ı Şerif’te ve İstanbul’da...
Yıllarca konuşur ve hayıflanırdık. “Bir Ramazan’da keşke İstanbul’da olsak?” diye. Ve bu yıl nihayet kısmet oldu.
İstanbul’da Ramazan, yazıldığı ve söylendiği gibi değildir.
Onu yaşamak gerekiyor.
Bir gün Sultanahmet’teyiz.
Mahşerî bir kalabalık.
Kadın-erkek, çoluk-çocuk, İstanbul merkezinden Ankara’ya, Edirne’den Kars’a, Çorum’dan Amasya’ya, Denizli’den Samsun’a, Tokat’tan Diyarbakır’a, Van’dan Şanlıurfa’ya kadar uzanan bölgelerden illere, illerden ilçelere varıncaya kadar yüzlerce ve binlerce insanın adeta buluşma yeri.
İftarda yaşanan manzarayı görmek gerekiyor. Mütevâzî sofralarda iftar yapılıyor. Yardım dernekleri kumanya dağıtıyor. Ezan okunduğu zaman yeniden yaşanıyor.
Her bir semtine birgün ayırmak gerekiyor. Sultanahmet Camii’nde zevkle kıldığımız teravih namazını unutamıyoruz. Kendimizi adeta Mekke-i Mükkerreme’de, Medine-i Münevvere’de zannediyoruz. Salâvatlar cami içini ve dışını adeta inletiyor. Cami avlusundaki kitap reyonlarında dinî hayatımızı aydınlatan binlerce kitap sergileniyor.
Ayasofya, Topkapı Sarayı, Süleymaniye Camii, Eyüp Sultan Camii, Fatih Camii, Hırka-ı Şerif Camii, Beyazıt Camii, Yeni Cami, Üsküdar Mihrimah Sultan Camii yerli ve yabancı turistlerin akın akın ettiği mekânlardır.
Her mekânı, Ramazan’ı aynı haz ve feyiz içinde yaşıyor.
Ve İstanbul, Ramazan’ı yaşarken; insan, hayatında vazgezilmez hatıraları bir tatlı huzur içinde yaşıyor.
Ülkemiz bu mübarek atmosferde dünyanın en huzurlu günlerini yaşıyor.
04.10.2007
E-Posta:
rasityucel@hotmail.com
|