Dikkat, imtihandasınız!
Başınıza her şey gelmiş olabilir. Tarifi imkânsız hadiseler içerisinde olabilirsiz. Sizin başınıza gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiş olabilir.
Olsun, panik yok.
Her şey kontrolde.
Kontrol dışında hiç bir şey yok.
Gelen her şey, adrese geliyor. Nimetler de musibetler de adrese.
Adresini şaşırmış bir gelişe rastlanmış değildir.
Hastalık adresedir.
Keder adresedir.
Acı adresedir.
Bela ve musibetler adresedir.
Aynı zamanda neşe kaynakları, sevinç vesileleri, elde edilen nimetler.. Hepsi adrese.
Hem de bütün olup bitenler, göndereni belli havalelerdir.
Her bir adrese gelen havale, imtihanda olunduğunun bir göstergesidir.
Her fiil, pek çok hayırlar içeriyor... Bazen apaçık, bazen de perdeli.
İnsana, O’ndan gelenin güzel olacağına inanması, yani Allah’a hüsn-ü zan etmesi düşer. Yani ‘O’nun fiillerinde hayır vardır. O her şeyin en güzelini yapar. O bizi bizden daha çok bilir ve düşünür. O’ndan gelen başım gözüm üstüne demelidir insan.
Zaten O’nun izni olmadan da hiçbir şey gelmez, gelemez.
Küre-i arz bomba olup patlasa,
şaşkınlığa gerek yok
Gerek dış dünyada (afaki daire) ve gerekse iç alemde (enfüsi daire) olup bitenler karşısında büyük şaşkınlıklar yaşamaya, paniğe kapılmaya, başa gelenlerden başkalarına şikayetçi olmaya, dert yanmaya ya da hadiseler nedeniyle hayata küsmeye, acı verene kırılmaya, kendi kendine iç yakınmalar yaşamaya hiç gerek yok.
Olup bitenler, kontrolde işlerdir.
‘Kendiliğindenlik’ diye bir şey yoktur.
‘Öylesinelik’ diye bir şey yoktur.
‘Rastlantı eseri’ diye bir şey yoktur.
‘Tesadüf eseri’ diye bir şey yoktur.
‘Sebepler böyle etti’ diye bir şey yoktur.
Mü’min inanmalıdır ki, bütün sebepleri de yaratan O’dur. Birbirine rast gelen gibi gözüken şeyleri de rast getiren O’dur.
Ne kadar iman, o kadar pozitif hayat
Madem ki her şey kontroldedir. O vakit telaşa, paniğe, tasa çekmeye, gam çekmeye, şaşkınlıklar yaşamaya, başa gelenlerden şikayetçi olmaya hiç gerek yok. Kürtçede kullanıyorlar; ‘hode heye gam tınne’ diye. Yani, Allah var, gam yok. Ne güzel değil mi?
Tabii bu da imanımızla alakalı bir durumdur. Onun için diyebiliriz ki, ne kadar imanımız varsa, o kadar hayatın pozitif yüzünü okuyabiliriz.
İmansız bir hayat, hakiki anlamda pozitif olamaz
Hikmet okumalarına, mana okumalarına cahil insan için her şey telaş sebebidir. Ona göre olup biten işler ‘öylesine’ olup bitiyordur. Her şey bir tesadüfün eseridir. Elde ettiklerini onun kendisi kazanmıştır. Onun kendisi olmasa hayat duracak gibidir. Her şey hayata onunla bağlı gibidir.
Tabii insan düşünmez ki, ağzına alıp, sadece çiğneyip yuvarladığı, nimetlerin sonrasıyla ilgili hiçbir dahli yoktur. O nimetlerin kendisiyle, organlarıyla irtibatlandırılmasında zerrece bir müdahalesi yoktur. Hangi organ hücresinin hangi gıdaya ihtiyaç duyacağı, insanla alakalı bir durum değildir. Hatta insana verilen nimetlere karşı ‘iştiha’ meyli de insanın elinde değildir. Çok güzel nimetler de bulunsa, ama iştiha nimetimiz olmazsa, o güzel nimetler anlamsız kalacaktır.
İman olmadan hayata bakıldığında, böyle bir yaşam hali, içler acısı bir hayat tarzı ortaya çıkarır. Her şeyden korkan, ürken, çekinen bir ruh hali hayatı yaşanmaz kılacaktır. Oysaki insan bedenine iskan edilen ruhun yaşayabilmesi için, öncelikle insanı idare eden şehvet, gadap ve akıl kuvvelerinin; iffet, şecaat, hikmet denilen vasat ölçü içerisinde ‘sıratımmüstekim’ de kullanılması işin formülü olmaktadır.
Aksi haldeki bütün hayat halleri insan için bir şikayet sebebi olacaktır.
Başımıza gelen hadiseler,
kaldırabileceğimiz kadardır
Allah’a iman olursa, başa gelenleri okumak daha kolay olacaktır. Onun için önce ‘mana okuma-yazma’larına ihtiyacımız bulunmaktadır. O da Kur’ânla, Kur’ân’ın tefsirleriyle mümkündür. Çünkü okunaklı yazıları olan kainat kitabı, okuyuculara ihtiyaç duymaktadır. Hadiselerin üzerinde yazılı olan açık ya da gizli mesajlar, yine mana okur yazarlarına ihtiyaç duymaktadır.
- Adamın, dört çocuğu birden trafik kazada vefat etmişler.
- Adamın, çıkan hastane tahlillerinde beş hastalık birden görülmüş.
- Adam ve eşi, gözleri görür şekilde yatıyorlar, ama sabahleyin kör bir şekilde uyanıyorlar.
- Adam, işinde ilerliyor, evini alıyor, arabasını alıyor; tam işler tıkırında olacakken, yeni aldığı arabasıyla geçirdiği trafik kazasında can veriyor.
- Adamın maddi durumu oldukça iyi, fabrika işliyor; gece uyandırıldığında ise, fabrikanın kül olduğu haberi geliyor.
Örnekler sayılamayacak kadar çok. Her bir örneğin kendine has özel durumları var.
Yaşananlar karşısında telaşa gerek yok. Olan ne ise; kontroldedir.
I’m muslim don’t panic
Geçenlerde bir tv programında dikkatimi çekmişti. Tişört üzerine bu yazıyı bastırmışlardı: ‘I’m muslim. Don’t panic. “Müslümanda panik olmaz. Müslüman hadiselerden korkmaz. Müslümandan korkulmaz.” Konuyu özetler bir slogan.
Tabii ki insan tedbirli olacak. Tabii ki hadiselerin tazyikinden kurtulmak için çaba sarf edecek. Ama bilecek ki, takdir her zaman için Allah’ındır.
06.10.2007
E-Posta:
syasar33@yahoo.com
|