Moda eğitim almadığı halde, “özgün giyim tasarımları” yaptığı ifade edilen Biricik Suden, bir röportajında; bazılarınca ‘öcü’ gibi görülen ve gösterilen ‘çarşaf giymek’le ilgili bir hatırasını şöyle anlatmış:
“Medine’den siyah ipek çarşaf aldım, bildiğin kara çarşaf. (Peki giydiniz mi?) Orada giydim. Muhteşem zevkli bir şey. Ama bunu sakın, “Hadi çarşafa bürünelim,” olarak anlamayın. Yer ve iklimle de çok alakalı. (...) Orada o iklimde, rüzgârda uçuşuyor, yürürken dalgalanıyor. O kadar estetik bir şey ki. Nasıl güzel bir his anlatamam... Giydiğin an birden hiç kimse oluyorsun. “Şimdi dışarıya bakma sırası bende,” diyorsun. Ama bu kadar güzel bir şeyi dine bağlamak bana çok saçma geliyor. Ben niye giymeyeyim? Ne hissediyorsan onu giyebilmelisin. Ben bu özgürlük hissiyle daha güzel şeyler yapabiliyorum. Dikimde hatalar olabiliyor, ben o hatayı bir motif olarak çıkartabiliyorum.” (Sabah, Pazar eki, 30 Eylül 2007)
Bu tesbitte bile, ‘yasakçı’ların baskısının izleri hissediliyor. Tesettürü, (bu örnekte ‘çarşaf’ı) “Muhteşem zevkli bir şey, yer ve iklimle de çok alakalı, o kadar estetik bir şey ki” diye anlatan ‘moda’cı, muhtemel tepkilerden çekindiği için; “Ama bunu sakın, ‘Hadi çarşafa bürünelim,’ olarak anlamayın” deme ihtiyacı hissetmiş...
“Endişe”lenmekte haklı, çünkü bu sözleri sebebiyle mensup olduğu “mahalle”den dışlanabilir!
*
Asıl, “İkitelli baskısı” var
Uzun yıllar İstanbul Cağaloğlu’nda faaliyet gösteren gazeteler, şartlar gereği Bağcılar-K. Çekmece hattındaki “İkitelli” semtine taşınınca, “Babıali”ye benzetme yapılarak “Babıtelli” tabiri kullanılmaya başlandı.
“Hem suçlu, hem de güçlü” olan ‘yasakçı’lar; ‘mütedeyyin’ insanların inançlarının gereğini yapmaya müsaade etmedikleri yetmiyormuşçasına bir de “mahalle baskısı var, gönül huzuruyla başörtü öğrencilere ‘baskı’ uygulayamıyoruz” anlamına gelecek tavırlar sergilemeye başladılar.
Şahit olunduğu üzere, “mahalle baskısı var, yok” tartışmaları sürüp gidiyor. Gazeteci yazar Ali Bayramoğlu, farklı bir değerlendirme yapmış: “Türkiye’de bir mahalle baskısı varsa, İkitelli mahallesinin, Ertuğrul Özkökgillerin bütün Türkiye’deki zihinlerin üstünde kurmaya çalıştığı çok ciddi bir baskıdır. İnsanların zaten şeriat diye bir korkusu var. Ve bu korku sizin beyazlık dozunuz arttıkça artacak. Ya bu korkuyla yaşamayı öğreneceksiniz, ya bu korkuyu eleştireceksiniz, ya da bu korkuyu ortadan kaldıracak bir demokratikleşme süreci yaşayacaksınız ve Müslümanların da demokratikleşmesini arzu edeceksiniz.” (Sabah, Pazar eki, 30 Eylül 2007)
“Baskı(n)”cılar suç üstü yakalanmış durumda...
06.10.2007
E-Posta:
cakir@yeniasya.com.tr
|