On bir ayın sultanı Ramazan ayının son günlerine geliyoruz. Önümüzdeki Pazartesi günü bin aydan daha hayırlı olan mübarek Kadir Gecesini, Cuma günü de Ramazan Bayramını idrak edeceğiz inşallah. Bu mübarek ayda insanların günleri manevî anlamda daha bereketli ve huzurlu geçiyor. Bu manevî atmosfer her yeri kaplıyor, gönülleri ferahlatıyor.
Ankara Kocatepe Camiinde, her yıl olduğu gibi, bu yıl da kitap fuarı tertipleniyor. Ankara büromuzdan Şaban Yılmaz, Tuncay Bayram, Halil Kıratlı sabah 10.00’da başlayıp gece 23.00’lere kadar süren fuar dolayısıyla tatlı bir yorgunluk yaşıyorlar. Ancak Kur’ân hakikatlerini okuyuculara aktardıkları için de hayli mutlular. Geçen hafta sonu Yeni Asya Neşriyat yazarlarından Süleyman Kösmene, Demirhan Kadıoğlu, Nurdan Damla ve İbrahim Kaygusuz’un imza günü vardı. Yazarlarımız saatlerce kitaplarını imzalarken belki kolları yorulmuştu, ancak okuyucularıyla buluşmalarından duydukları haz gözlerinden okunuyordu. Bu tatlı yorgunluklar, dünyevî meşgalelerimiz gibi bizi sıkıntıya sokmuyor, tam tersi yapılan hizmetlerin verdiği iştiyak (arzu) ve itminân (tatmin) duygusu azimle çalışmaya itiyor.
Bu vesileyle, iştiyak ve tatminkârlığımıza sizleri de ortak etmek amacıyla şimdiye kadar fuara gelemeyen bütün okuyucularımızı Kocatepe Camiindeki kitap fuarına bekliyoruz.
Bu bilgileri aktardıktan sonra Ramazan ayı içinde yaşadığımız bazı “iftar notları”nı aktarmak istiyorum.
* * *
Meclis’te iftarlı resepsiyon
Meclis’in yeni yasama dönemi hafta başında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün konuşmasıyla başladı. Konuşmanın ayrıntıları gazetemize yansıdı. Meclis’in açılışında Demirel ve Sezer’e nazaran daha kısa konuşan Gül’ün konuşmasını şöyle özetlenebilir. “Ahmet Necdet Sezer dönemini unutun, ben hep aktif siyaset içinde olacağım…” Bunu da konuşmalarının içerisindeki “takipçisi olacağım” türü açıklamalarından anlamak mümkün.
Aynı günün akşamı da TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın saat 19.00’da “açılış resepsiyonu” vardı. “Meclis’in yeni yasama dönemine başlaması dolayısıyla verilen resepsiyon”un Ramazan ayına denk gelmesi nedeniyle milletvekilleri ve davetlilere önce iftar için çorba ikramı yapıldı. Davetiyelerde resepsiyonun 19.00’da başlayacağı belirtilmesine rağmen, Ankara’da iftar saatinin o gün için 18.42 olması dikkate alındığında davetlilerin iftar saatinden evvel salona gelmeleri dikkat çekiciydi.
Resepsiyonda dikkatimizi çeken başka bir husus da, önceki Başkan Bülent Arınç döneminde “eşsiz” davetlerin tersine Toptan’ın “eşli” davet yapmasıydı. Ancak 226 milletvekilinin eşini başörtülü olduğu (bunu da Hürriyet gazetesinin dev araştırmasından(!) öğrenmiştik) bilinmesine rağmen başörtülülerin sayısı 5-6’yı geçmiyordu.
Resepsiyona Cumhurbaşkanı Gül de eşsiz katılırken, Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları ise İstanbul’da olmaları nedeniyle resepsiyonda bulunmadılar.
Bir başka not daha aktaralım. Resepsiyonun Ramazana denk gelmesine rağmen, içki servisinin de yapılması dikkat çekiciydi…
* * *
Yenilse de, yenilmese de…
Görevimiz icabı kurum ve kuruluşlarının verdiği iftar yemeklerine iştirak ediyoruz. Bu kimi zaman bir sendika, kimi zaman bir parti, kimi zaman bir sivil toplum kuruluşu oluyor.
Geçen Salı günü de Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun gazetecilere verdiği iftar programına katıldık.
Bardakoğlu, oruçların açılmasının ardından kısa bir konuşma yaparak Başkanlığının görevlerini, yaptıkları hizmetleri anlattı.
Konuşmasını niye kısa yaptığını da sonradan açıkladı. O gün Fenerbahçe’nin CSKA Moskova takımı ile Şampiyonlar Ligi karşılaşması vardı. Bazı gazeteciler de o maça yetişmek istiyorlardı. Bunu bilen Bardakoğlu, “Takımlarımızı Allah muvaffak eylesin” diyerek söze başladı ve esprili bir üslupla şöyle devam etti:
“Ben bu tür kritik maçlara gidemiyorum. Çünkü gittikten sonra yenilirse benden bilinebilir. İthama maruz kalabilirim. Yenecek olursak da bu sefer her maça gelmem istenir. Onun için uzaktan bütün takımlarımızın başarısı için dua ediyoruz…”
06.10.2007
E-Posta:
mkara@yeniasya.com.tr
|