Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 06 Ekim 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Süleyman KÖSMENE

Sünnet-i Seniyyeyi hiçbir dünya metaına feda etmeyelim



Recep Bey:

*Recep Bey: “Çok yoğun bir işte çalışıyorum. Zorlandığım zamanlarda öğlen, ikindi ve akşam namazlarının sadece farzlarını kılıyorum. Mahzurlu mudur?”

Çok yoğun olduğunuz zamanlarda namazı yoğunluğunuza feda etmemeniz, çok büyük feragatinizi gösterir.

Ancak bence siz bir adım daha atın ve sünnetleri de muntazaman kılın. En fazla beş dakika yeter size. Sünnetler de bizim için hayat kaynağı. Şefaat-ı Resûl (sav) için sünnetlere büyük ihtiyacımız var. Farzlar fıtrat borcumuz. Sünnetler feyiz kaynağımız. Farzlar ekmek, su ve hava gibi lâzım manevî hayatımıza; sünnetler meyve gibi. Nasıl, hayatta yalnız ekmek, su ve hava ile yetinmiyoruz. Meyve de yiyoruz. Çay da içiyoruz. Ruhumuzu da mânen farz, vacip, sünnet, nafile... vs. çeşitli kaynaklardan besleyebildiğimiz kadar beslemeliyiz. Sınır koymamalıyız. Gücümüz yettiği kadar.

Hiç şüphesiz farzlara daha bir ehemmiyet vermeliyiz. Ve farzları kıldığımızda üzerimizdeki namaz zimmeti düşmüş olur, yani o namazla ilgili mahşer sorgusundan inşallah kurtulmuş oluruz. Ancak mümkün mertebe sünnetlerden de geçmemeliyiz.

Ebû Firâs Rabîa b. Ka’b El-Eslemî (ra), Suffe ashabındandı ve gece-gündüz Peygamber Efendimiz’in (sav) mübârek kapısından aslâ ayrılmazdı. Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) ne emrederse “Lebbeyk Ya Resûlallah!” der ve ânında, hemen, kaşla göz arasında o işi bitirirdi. Resûlullah Efendimiz’e (asm) abdest suyunu dökmeye kadar hizmet eder ve onun rızasını kazanmaya çalışırdı.

Bir gün, Allah Resulü’nün (sav) öylesine gönlüne girmiş olacak ki, Resul-i Ekrem Efendimiz (sav): “Dile benden ne dilersen!” buyurdu.

Kâinatın Efendisi, Fahr-i Kâinat, Zamanın ve Mekânın Biricik Ferdi, Allah’ın Habîbi ve Resûlü (sav) size, “Dile benden!” deseydi, siz ne dilerdiniz?

Ebû Firâs (ra) dedi ki: “Cennet’te seninle beraber olmak isterim!”

Resûlullah Efendimiz (sav):

“Bundan başka?” buyurdu.

Ebû Firâs (ra):

“Dileğim yalnız budur! Bunu isterim!” dedi.

Allah’ın Resulü (asm):

“O halde; kesret-i sücud ile nefsine karşı bana yardımcı ol!” buyurdu.1

Kesret-i sücud, yani “çok secde” ile demektir ki, günümüze aktardığımızda yoğunluklarımız arasına, farz namazların yanına sıkıştırdığımız müekked veya gayr-i müekked sünnet namazlar bize inşallah kesret-i sücud sevabı kazandırırlar. Yani farzları kılmakla beraber, mümkün mertebe sünnet namazları da kılanlar, bu hadiste “çok secde” ile müjdelenen bahtiyarlar arasına inşallah girmiş olurlar.

***

Oğuzhan Bey:

*“Kaza namazlarımızı kılmaya çalışıyoruz. Ancak hepsini kılmaya ömrümüz vefa etmez ise, Cenab-ı Hak mahşer gününde sünnetlerimizi farzlar yerine sayar mı? Böyle bir hâdisten bahsediliyor.”

Böyle bir hâdis Tirmizî’nin ve Nesâi’nin rivayetleri arasında mevcuttur. Ebû Hüreyre (ra) rivayet etmiştir: Resûlullah Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet Günü, kulun ilk önce hesaba çekileceği amel namazdır. Şayet namazı iyi olursa kurtulmuş olur! Eğer namazı iyi olmazsa kurtulamaz ve hüsrana uğrar. Şayet farzlarından noksan bir şey çıkarsa, Aziz ve Celîl olan Rabb’i:

“Kulumun nafilesi var mı bakınız?” buyurur. Farzdan eksik olanı nafile ile tamamlanır. Sonra sair işleri de bu usul ile muhasebe edilir.”2

Bu hadis farz noksanlarımız hususunda içimize bir serinlik ve ferahlık verse de, mümkünse sağlığımızda ciddî bir farz kılma programı yaparak geçmiş farzlarımızı ifa etmemiz çok büyük ehemmiyet taşır. Ecelin ne zaman geleceğini ve ömrümüzün ne zaman nihayete ereceğini bilemeyiz. Biz kılmaya başlayalım ve bırakmayalım. Ömrümüz vefa edene kadar. Biz O’na yönelelim. Bilelim ki, biz O’na doğru bir adım atsak, O bize koşarak gelecek. İnşaallah bizi muvaffak kılacak ve farz borcumuz kalmayacak.

Dipnotlar:

1- R. Sâlihîn, 106

2- R. Sâlihîn, 1078

06.10.2007

E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (04.10.2007) - Orucun sünnetlerini hatırlayalım

  (03.10.2007) - Sadakalarımızı arttıralım

  (02.10.2007) - İtikâf günlerine yaklaşıyoruz

  (01.10.2007) - Sünnette kabir ziyareti

  (30.09.2007) - Şehit olmanın faziletleri

  (29.09.2007) - Cenaze için neler yapılır?

  (28.09.2007) - Sekerata giren Müslüman için neler yapılır?

  (27.09.2007) - İbadet için aile ihmal edilir mi?

  (26.09.2007) - Şifa âyetleri ve şifa duâları

  (25.09.2007) - Allah'ın isim ve fiillerini kavramak

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri