Ramazan ha geldi ha gelecek derken…
Geldiğinin daha ilk günü “ne yaparız” diyecekken, bitti ve gitti.
Giderken sırtına neler yüklediniz bilinmez ama çok kazançlar yüklemeniz tek temennim.
Zira Ramazan hepimizin kapısına ayrı ayrı sırtı birçok değerli hazineyle dolu kervan bırakıyor. “Bir ay boyunca ne kadar alabilirseniz alın!” diyor ve giderken kervanını beraberinde götürüyor.
Siz alabildikleriniz kadar kârda kalıyorsunuz.
Kimimiz hiçbir şey almıyor, elimdekiler bana yeter diyerek,
Kimimiz avucum küçük, ancak alabildim derken,
Kimimiz aldıkça acıkıyor, kandıkça susuyor.
Ramazan bol bol veriyor, dağıttıkça dağıtıyor.
Velhâsıl her birimiz, acizliğimiz, zayıflığımız, fakirliğimiz miktarınca alıyoruz.
Kim ne kadar fark etmişse bu eksikliğini, o kadar yapışıyor kervandakilere…
Ve farkındalığımız, kabımızın büyüklüğünü arttırıyor.
Hayata bakışımızı değiştiriyor, Ramazanın sadece aç kalmak olmadığını derk edip, başka ufuklara kanat açtırıyor.
Derken…
“Her gelecek yakındır” sırrı bir kez daha çarpıyor yüzümüze.
Bu yıl uzun günlere denk geldi, zor geçer, düşüncesindeyken…
Sanki bütün Ramazanlardan daha kolay geçip, kayıyor ellerimizden.
Akşamları uzun gelen saatler, kısalıp bitiyor.
Birde bakıyoruz ki; son teravih, son sahur ve son iftar…
Ramazan sonları peçe yapıp kapımızdan gidiyor.
Ardından sevinç ve hüzünle karışık bayram geliyor.
Ramazan’ı hakkıyla yaşayanların Ramazan Bayramı oluyor,
Seviniyoruz Rabbimizin gönderdiği bu ikrama…
Ramazan’ın hiç farkında olmayanların ise, şeker bayramı..
Bir şeyler yapmak için uğraşmayana, üzülme lûtfu dahi verilmiyor.
Ramazan’ın ne olduğunu anlamayanlar; şeker bayramıyla, Ramazan Bayramı arasındaki farkı da fark edemiyor.
Bayram hep sevinçle gelir diyenlere inat,
“Bayram geldi neyime” diyenler de oluyor.
Sanki bayram gelince, eli kucağı dolu olarak gelip, misafir olmalı düşüncesi yüzünden, bayram tam yaşanmadan bırakıp gidiyor bizleri.
Aslında bayram insanın içinde saklı.
Ya da gözlerinde duruyor, çıkarabilirseniz saklandığı yerinden, işte o zaman bayram sevinçlerle gelmiş oluyor.
Bir çok şey alıp, tepeden tırnağa yenilenmek değil bayram..
Sevindirmek bir yetimi,
Hiçbir şey alamayacak olan bir çocuğa bir çift ayakkabı almak,
Ya da cebine birkaç kuruş harçlık bırakmak.
Bayram bizleri denemek için geliyor.
Nerde o eski Ramazanlar ve bayramlar diyenlere çok kızıyorum.
Ne Ramazan değişti, ne de bayramlar, değişen bizleriz.
Uhuvveti, kardeşliği, sıla-i rahimi hatırlamayanların, büyüklerin ellerini öpmeyi unutup, bayramı ziyaret değil tatil görenlerin…
Kapısı çalınınca açmayan, bir şekeri dahi o küçük ellere çok görenlerin, eski bayramı bu bayramlar.
Ve fark eden hep fark ediyor…
Ramazanlar ve bayramlar hep yenilenerek geliyor.
17.10.2007
E-Posta:
saadetbayrifidan@hotmail.com
|