Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 04 Mayıs 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Hüseyin GÜLTEKİN

Okulunu örtüsüne fedâ edebilmek



Çok istediği okulu kazanmanın sevincini yaşıyordu Nuray. Tam da çalışmasının karşılığını almıştı. Yoksul olan ailesi, onu, bin bir sıkıntıyı göze alarak okutmaya kararlıydılar. Annesinin arada sırada “Doğru dürüst bir gelirimiz yok... Liseyi zar zor okuttuk... Uzak yerde, büyük şehirde bu kızı ne ile okutacağız?” demesine karşılık babası; “Hanım, sen hiç merak etme. Elbette Allah bir kapı açar. Daha ötesi neyim varsa satarım ama Nuray’ı okuturum” deyince, babasını dinleyen Nuray, gözyaşları içinde onu kucaklayarak “Sevgili babacığım, Allah seni başımızdan eksik etmesin. Sen bir tanesin... Seni inşallah hiçbir zaman mahcup etmeyeceğim” dedi.

Kızının bu sevincinden mutluluk duyan babası, “Sevgili kızım, şöyle yanıma otur, sana her zaman söylediklerimi bir daha söylemek istiyorum. Çünkü artık uzaklara gidiyorsun, belki sık sık bir araya gelemeyeceğiz” deyince, Nuray, babasının söyleceklerini tahmin etmiş olmalı ki, babasının sözünü keserek “Babacığım, neler söyleyeceğini tahmin ediyorum. Onu için sen ve annem müsterih olun. Demin söyledim ya, inşaallah ailemi mahcup etmeyeceğim.”

“Biricik kızım, neler söyleyeceğimi iyi biliyorsun ama son olarak bir daha bana kulak vermeni istiyorum. Gideceğin yer, büyük bir şehir. Küçük kasabamıza benzemez. Oradaki insanlar, arkadaşlık yapacağın kişiler, belki de bizim buradaki insanlara hiç benzemeyecekler. Burada kolayca bulduğun dindar insanları, belki orada bulamayacaksın. Dolayısıyla çok sağlam durmalı, iyi bir çevre edinmelisin. Bu güne kadar okuduğun kitaplar sayesinde başını açmadın, namazını hiç geçirmedin. Sana daha önce de söylediğim gibi tekrar söylüyorum, okuyup iyi bir yere gelmeni, iş güç sahibi olmanı elbette isteriz. Bunun için baban olarak her fedakârlığı göze alırım. Yalnız senden şunu bekliyorum: Ne olursa olsun, inancından taviz vermeyeceksin. Başını kesinlikle açmayacaksın.”

Babasının bu sözleri üzerine, Nuray’ın annesi de “Babası, söylediklerine ben de katılıyorum. Ben kızıma güveniyorum. Risâle-i Nur’dan dersini alan kızımız bizi inşallah mahcup etmez” dedi.

Ve Nuray’ın okul ve yol hazırlıkları yapıldı. Nuray, ilk defa uzak bir şehre gideceğinden, babası onu yalnız göndermek istemedi. Kızıyla beraber yolculuğa çıkan baba, gideceği şehirde Nuray’ın kalacağı yerin ve oradaki dostlarının adres ve telefonlarını yanına almayı da ihmal etmemişti.

Uzun bir yolculuktan sonra terminale iner inmez karşılarında telefonla konuştukları arkadaşlarını bulan Nuray ve babası, sevinçlerini arkadaşlarıyla paylaşarak, kalacakları mekâna doğru yola çıktılar. Kalacakları yere vardıklarında çok samimî ve sıcak bir karşılama görünce, kendilerini adeta evlerinde hissettiler. Vakit bir hayli ilerlediğinden istirahat edip yatmaları gerekiyordu. Babası erkek talebelerin kaldığı evde, Nuray da kız arkadaşlarının bulunduğu mekânda istirahata çekildi.

Sabah olunca Nuray ile babası, kayıt işlemleri için fakültenin yolunu tuttular. Kayıt için sıraya girdiler. Sıra kendilerine geldiğinde kayıt yapan yetkili Nuray’ı ve kayıt için verdiği fotoğrafı örtülü görünce “Hanımefendi, kaydınızın yapılması için başınızın açık olması lâzım. Örtülü başla kayıt yapmıyoruz” deyince Nuray, “Sebebini söyler misiniz? Niçin kayıt yapmıyorsunuz?” diye sordu. Yetkili memur “Orasını ben bilemem, bize verilen emir böyle. İstiyorsan bitişikteki odada dekan yardımcısı oturuyor, ondan öğrenebilirsin” dedi.

Bu durumu kenarda bekleyen babasına anlatan Nuray, aynı zamanda babasıyla kısa bir istişare de yaptı. Neticede, başını kesinlikle açmayacaktı. Nuray, dekan yardımcısıyla görüşmek üzere kararlı adımlarla odasına doğru yürüdü ve kapısını çalarak içeriye girdi. Dekan yardımcısının bir bayan olduğunu görünce, biraz daha cesaretlenerek rahat ve kararlı bir ses tonuyla “Hocam, kayıt yaptırmaya geldim; yetkili memur kaydımı yapmadı ve sizinle görüşebileceğimi söyledi” deyince, dekan yardımcısı, önündeki evraklardan başını kaldırarak Nuray’ı şöyle bir göz ucuyla süzdükten sonra “Kızım, duymadın mı? Başı örtülü olan kızların kaydını yapmıyoruz. Bu fakültede okuyabilmen için başını açman şart” dedi ve ekledi: “Otur bakalım şuraya. Kızım, niçin bir bez parçası uğruna geleceğinizi karartıyorsunuz? Açın başınızı güzel güzel okuyun.”

Dekanın bu sözleri üzerine Nuray, tok bir ses ve vakarlı bir edayla “İnancım gereği taktığım başımdaki örtüye bir bez parçası diyorsunuz... Kabul edelim ki, bir bez parçasıdır. Sizin gibi yaşını başını bulmuş, aydın bir hocanın bir bez parçası yüzünden okula kaydımı yaptırmaması doğru mudur? Üstelik kanunlarımızda böyle bir yasak da yok... Hem ‘Niçin bir bez parçası uğruna geleceğinizi karartıyorsunuz?’ diye bana soruyorsunuz. Geleceği dünya ile sınırlı sananlar nazarında bu sorunun bir anlamı olabilir belki. Fakat gerçek ve ebedî geleceğin öbür dünya olduğuna inanan biri olarak ben, asıl, örtümü çıkarmakla geleceğimi karartmış olacağımı düşünüyorum” deyince dekan yardımcısı hanım; “Daha gelmeden bizimle böyle çekişme içine girersen, senin için iyi olmaz. Beni yanlış anlıyorsun. Biz de Müslümanız. Hem de fırsat buldukça namaz da kılmaya çalışıyorum. Ama okulda değil. Allah’tan başka kimse de namaz kıldığımı bilmez. İbadet de gizli, kabahat de... Hatta hacca gitmeyi bile düşünüyorum. Bak bunları ilk defa sana söylüyorum. Sonra başörtüsü dinin şartı değil ki... Yani başı kapalılar Müslüman, başı açıklar değil mi? Sen akıllı bir kıza benziyorsun. Bir büyüğün olarak sana diyorum ki, başını aç, okulunu oku, günahı varsa bana, tamam mı?”

Bir saygısızlık olmasın diye bayan hocayı sabırla dinleyen Nuray “Fikirlerine saygı duyuyorum ama inandırıcı da bulmuyorum ve söylediklerinize katılmıyorum. Kısacası, başörtümü hiçbir şekilde çıkarmak niyetinde değilim” deyince, dekan yardımcısı “O halde biz de bu halinizle okula kaydınızı yapmıyoruz” diyerek kesip attı.

Dekan yardımcısının odasını terk ederek, hızlı adımlarla dışarıda bekleyen babasının yanına gelen Nuray, “Babacığım kusuruma bakma, seni çok beklettim ve yordum, beni bağışla. Senden son bir ricam var. İnşallah kabul edersin” deyince, babası “Söyle kızım istediğini.. İçeride neler oldu çabuk söyle” dedi.

Nuray “Kısaca başımı açmak şartıyla kaydımı yapacaklarını söylediler. Ben de kabul etmedim ve dolayısıyla kaydımı yapmadılar. Şimdi sen de uygun görürsen, ben bu şartlarda okumak istemiyorum. Bir okulda okumak uğruna inancımdan taviz verip, başörtümü asla çıkarmak istemiyorum” deyince, babası da, gözyaşlarını tutamayıp kızını kucaklayarak “Aferin kızıma, tebrik ediyorum seni güzel kızım... Senden bunu beklerdim zaten. Haydi hayırlısı olsun. ‘Allah bize yeter, o ne güzel vekildir’” diyerek, beraberce okulu terk edip, kasabalarının yolunu tuttular.

04.05.2008

E-Posta: hgultekin@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (01.06.2008) - Yaşanmış bir darbe hikâyesi

  (25.05.2008) - Okumama marazı

  (18.05.2008) - “Fikr-i infirâdî”

  (11.05.2008) - Sorumluluklarımız

  (04.05.2008) - Okulunu örtüsüne fedâ edebilmek

  (27.04.2008) - Şahs-ı mânevîye tâbi olmak

  (21.04.2008) - Cemaate bizim ihtiyacımız var

  (13.04.2008) - Bir darbe hatırası

  (06.04.2008) - Farklılıklar avantajdır

  (30.03.2008) - Bir boşanma hikâyesi

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Kutlu Doğum Haftası Pdf

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır