ur’ân da açıkça inananlara tevekkülü emretmekte, “İnananlar ancak Allah’a güvenip O'na tevekkül etmelidirler”1 buyurmakta, “Eğer gerçek mü’minlerseniz, ancak Allah’a tevekkül edin”2 emrini vermektedir.
Mûsâ Aleyhisselâm da kavmine bunu telkin etmiş, “Ey kavmim, eğer Allah’a îmân ettiyseniz ve O'na ihlâs ile teslim olmuş Müslümanlar iseniz, O'na tevekkül edin”3 demişti.
İnsan tek başına kalsa, herkes yoldan sapsa bile doğru yolda olmalı ve Allah’a güvenmeli. Onun için “Tek başına da kalsan hak bildiğin yolda yürümelisin” denilmiştir.
Başarının yolu tevekkülden geçer. Hz. Şuayb (as) “Muvaffak olmam ise ancak Allah’ın yardımıyladır. O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yönelirim”4 derken başarısının tamamen Allah’ın inayetiyle olduğunu söylüyordu. Kur’ân der ki: “Allah size yardım ederse kimse size galip gelemez. Eğer O sizi yardımsız bırakacak olsa, O'ndan başka size yardım edecek olan kimdir? Öyleyse mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.”5
“Allah size yardım ederse kimse size galip gelemez” hakikatinin en güzel nümûnesi Allah Resûlü (asm) idi. Çünkü o tek başına çıktı, hak ve hakikatleri haykırdı. Cansız taştan ve tahtadan putlara tapan bir toplumda onları Allah’ın varlık ve birliğine davet etti. Önceleri ona karşı çıktılar. Dinlememekte direndiler. Etkisiz hâle getirmek için bin bir türlü hileye başvurdular. Fakat o yılmadı, bıkmadı, usanmadı. Çünkü Allah, Resûlünü (asm) destekliyor, “Ey Peygamber, eğer insanlar senden yüz çevirirse, sen de ki: ‘Allah bana yeter. O'ndan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben O'na tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de O'dur’”6 demesini emrediyordu. Böylesine güçlü, on sekiz bin âlemin sahibi bir Yaratıcıya sırtını dayayan bir kimseninn kim sırtını yere getirebilirdi? Allah ona yetti ve direnenleri de dize getirdi.
Mü’mine yaraşan her şeyin Allah’ın emri ve izniyle olduğuna gönülden inanmak, O'na sığınıp dayanmak, güvenmek, hakkıyla tevekkül etmektir. O zaman insanın altından kalkamayacağı iş kalmaz.
“Allah’a tevekkül edene Allah kâfidir. Allah emrini mutlaka gerçekleştirir.”7
İşte mü’minin hayatında bu kadar önemi olan tevekkül, Allah’ın kulunu sevmesinin alâmetlerinden biridir.
Dipnotlar: 1- Âl-i İmran Sûresi: 122. 2- Mâide Sûresi: 23. 3- Yunus Sûresi: 84. 4- Hûd Sûresi: 88. 5- Âl-i İmran Sûresi: 160. 6- Tevbe Sûresi: 129. 7- Talak Sûresi: 3.
04.05.2008
E-Posta:
sdogen99@ttnet.net.tr
|