|
|
|
| |
Profesyonel orduya doğru |
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadelede reform niteliğinde aldığı karar yürürlüğe girdi ve askerlikte yeni bir dönem başladı. TSK’nın aldığı karara göre, artık yedek subaylar komando olarak silâh altına alınmayacak.
2009 yılı sonundan itibaren de erbaş ve erler komando olarak askere gitmeyecek. 2010 yılından başlayarak artık komando tugaylarında yalnızca subay, astsubay ve uzman çavuşlardan oluşan profesyonel askerler görev yapacak. Terör örgütüne karşı profesyonel komando birlikleri ve Özel Kuvvetler Komutanlığı terörle mücadelenin belkemiğini oluşturacak. Böylece terhisi gelen tecrübeli yedek subay ve Mehmetçiklerin birliklerinden ayrılmalarıyla yaşanan sıkıntılar ortadan kalkacak ve terörle mücadelede devamlılık sağlanacak. TSK bünyesinde halen Kara Kuvvetlerine bağlı 5, Jandarma Genel Komutanlığı’na bağlı bir komando tugayı bulunuyor. Yeni süreçte, komandoların yaklaşık yüzde 40’ı subay, astsubay ve uzman erbaşlardan, kalan yüzde 60’lık bölümü de gönüllülük esasına dayalı olarak profesyonellerden oluşacak. Bu amaçla açılan başvuru sınavlarına toplam 15 bin başvuru oldu. Yazılı ve sözlü sınavlar ile bedeni yeterlilik testlerini dereceyle geçen komando adayları, Eğirdir Dağ ve Komando Okulu’nda 155 günlük bir eğitime tabi tutulacak. Burada en zor arazi ve iklim şartlarında eğitilecek olan komando adayları, 127 zorlu engeli aşacak. Eğitimi başarıyla tamamlayabilen adaylar komanda uzman erbaş olacak. Bu personelin maaşı bin 200 YTL olacak. Maaş, Güneydoğu Anadolu’daki görev tazminatıyla birlikte 2 bin YTL’ ye ulaşacak.
|
|
05.05.2008
|
|
| |
YÜZDE 67'NİN KANAATİ |
MetroPOLL'ün üniversite öğrencileri arasında yaptığı araştırma, AKP'ye oy verenlerin dahi üçte birinin ülkenin geleceğinden endişeli olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, öğrencilerin yüzde 67'si, üniversitelerdeki başörtüsü yasağının anayasa değişikliği ile kaldırılabileceğine inanmıyor. Erdoğan’ın bu konudaki tavrını veya politikalarını onaylamayanların oranı yüzde 59,2 olurken, Bahçeli için bu oran yüzde 58.7 olarak belirlendi. Öğrencilerin yüzde 73,9’u bugünkü yapısı ve işleyişiyle YÖK'ü başarılı bulmazken, bu oran AKP seçmenlerinde yüzde 58.2 olarak ortaya çıktı.
MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından üniversite öğrencileri arasında yapılan “Başörtüsü Sorunu ve Siyasete Bakış” konulu araştırma ilginç sonuçlar ortaya koydu. Prof. Dr. Özer Sencar, Dr. Sıtkı Yıldız ve Dr. Vahap Coşkun’dan oluşan araştırma grubunun yaptığı ankete göre, iktidar partisine oy verenlerin 1/3’ünde ülkenin geleceğine dair derin endişeler ve memnuniyetsizlikler görüldü. Öğrencilerden AKP’ye oy verenlerin yüzde 24,2’si ülkenin kötüye gittiğini belirtirken, yüzde 14,1’i bir fikir beyan etmedi.
Üniversite öğrencilerinin yüzde 73,9’u YÖK’ü bugünkü yapısı ve işleyişiyle başarılı bulmazken, bu oran hem kız, hem de erkek öğrenciler açısından benzer oranlarda oldukça yüksek görüldü. Meslek yüksek okulu öğrencileri, YÖK’ü en yüksek oranda başarısız bulan kesim olurken, bunun en önemli sebeplerinden birisinin, ağırlıklı olarak endüstri ve teknik liselerden mezun olan meslek yüksek okullarında okuyan öğrencilerin üniversiteye girişteki karşılaştıkları katsayı sorunu olduğu belirtildi. 22 Temmuz seçiminde AKP ve Saadet Partisine oy verdiğini söyleyen öğrenciler diğer partilere oy veren öğrencilere göre daha yüksek oranlarda YÖK’ü başarılı bulurken, bunun sebebi olarak YÖK Başkanının Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atanmış olması gösterildi. Buna rağmen AKP’li seçmenlerin yüzde 58,2’si yine de YÖK’ü başarılı bulmadı. Genel olarak, son dönemlerde yaşanan başörtüsü sorunu ve bu sorun ile ilgili YÖK tartışmaları öğrencilerin yaklaşık 2/3’ünün YÖK’ü başarısız bulmalarına etki ettiği ifade edildi. Araştırmada, YÖK’e karşı hissedilen başarısızlık duygusunun yeni YÖK Başkanı söz konusu olduğunda göreli olarak azaldığı görülürken, öğrencilerin yüzde 60’ı genel olarak Y. Ziya Özcan’ın YÖK Başkanlığı görevini yapış tarzını onaylamadığını ifade etti. Gerek YÖK gerekse de YÖK Başkanı hakkında öğrencilerin yüksek oranlarda olumsuz kanaatler beslediği görülürken, bu sonucun ortaya çıkmasında hem iktidar ve muhalefet partilerinin bu süreci iyi yönetememeleri ile hukukî ve siyasal karmaşanın devam etmesi, hem de YÖK Başkanının söylem ve tavırları etkili ifade edildi.
Üniversite öğrencilerinin yüzde 51,7’si “Kız öğrenciler üniversitede başını örtebilmelidir” şeklinde görüş belirtirken, bu görüşe karşı olanların oranı yüzde 42,3’te kaldı. Araştırmaya katılan öğrenciler arasında başörtüsünü siyasal bir simge olarak görenlerin oranı yüzde 41.8 olurken, tersini düşünenlerin oranının yüzde 50.4 olduğu görüldü. Araştırmada, öğrencilerin yüzde 56,8’i üniversitelerde başörtüsünün serbest olması halinde başını örtmeyen kız öğrenciler üzerinde bir baskı oluşacağını düşünmediğini belirtti. Baskı oluşturur diyenlerin oranı ise 1/3 civarında kaldı.
Üniversite öğrencilerinin yüzde 53,7’si AKP ve MHP’nin ortak girişimi ile üniversitelerde başörtüsüne serbestlik getirmek amacıyla yapılan anayasa değişikliğini olumsuz bir girişim olarak gördü. Bu görüş, kız öğrencilerde erkeklere göre daha yüksek oranda görüldü. Araştırmada, öğrencilerden kendilerini liberal demokrat olarak tanımlayanların yüzde 42’si ve ülkücü olarak tanımlayanların da yüzde 28’i son anayasal değişiklikleri onaylamadığını ifade etti. Toplamda değişiklikleri onaylayan öğrencilerin oranı ise yüzde 37,5 oldu. Son anayasa değişiklikleri ile üniversitelerdeki başörtüsü yasağının çözüleceğine inanların oranı yalnızca yüzde 20 civarında kaldı. Yüzde 67 oranında üniversite öğrencisi bu sorunun anayasal değişiklikle çözüleceğine inanmadığını dile getirdi. Araştırmada, son seçimde AKP veya Saadet Partisi’ne oy veren öğrenciler hariç diğer bütün öğrenciler bu sorunun son anayasa değişikliği ile çözüleceğine inanmadığını belirtirken, Anayasa değişikliğine aktif olarak destek veren MHP’nin tutumuna rağmen ülkücü öğrenciler ve son seçimde MHP’ye oy veren öğrencilerin yarıdan fazlası da son değişikliklerin türban yasağını çözemeyeceğini ifade etti.
GENÇLER LİDERLERİ ONAYLAMIYOR
Başörtüsü yasağının kaldırılması amacıyla ilk adımı atan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tavrını veya politikalarını onaylayanların oranı yüzde 31,1, onaylamayanların oranı ise yüzde 59,2 oldu. CHP ve Baykal’ın tavrını ve politikalarını onaylayanların oranı yüzde 22,3, onaylamayanların oranı ise yüzde 64,7 çıktı. MHP ve Bahçeli’nin tavrını ve politikalarını onaylayanların oranı yüzde 25,4, onaylamayanların oranı ise yüzde 58,7 oldu. Baykal’a yönelik eleştirilerin kaynağında çok fazla tutucu, anti-özgürlükçü bir tutum takınması ve çözüme dair herhangi bir öneri getirmemesi etkili olurken, Erdoğan ve Bahçeli’ye dönük eleştirilerde ise öne çıkan unsur bu liderlerin muhtemelen konuyu ele alış biçimi ve zamanlaması ile diğer özgürlük alanlarına yeterli ilgiyi göstermemeleri olduğu yorumlandı.
|
|
AHMET TURAN SÖYLER
/ İSTANBUL
05.05.2008
|
|
| |
Temel sorun 12 Eylül despotizmi |
Öğretmen-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Osman Nuri Bayrak, ülkedeki temel sorunun 12 Eylül despotizmi ve onun Anayasası olduğunu kaydetti. Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu, inanca saygı ve başörtüsüne özgürlük için 118. hafta eylemini Sıhhiye Abdi İpekçi Parkında gerçekleştirdi.
Platform adına basın açıklamasını yapan Öğretmen-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Osman Nuri Bayrak, ülkedeki temel sorunun 12 Eylül despotizmi olduğunu vurgulayarak, sivil ve özgürlükçü bir anayasa ile sorunun üstesinden gelinebileceğini söyledi.
Bayrak, “Halkını, potansiyel suçlu olarak gören despotizm, düşünceyi ve düşünce açıklamayı suç saymış, inandığı değerlerle hayatın her alanında var olmak gibi en insanî talebi irtica diye yaftalamış, etnik kimliğiyle yurttaş olma istemini bölücülük olarak nitelendirmiştir… Farklılıklarla birlikte yaşamayı ve temel insan haklarını esas alan bir Anayasa üniter yapıyı koruyabilecekken; ötekileştiren, tek tipleştiren ya da var olanı yok sayan despotik anlayış ülke içi barışı ve kardeşliği tehdit etmektedir” diye konuştu.
Bayrak, eğer bu ülkede bir başörtülülerin, eğitim ve çalışma hayatında yurttaşlık haklarını kullanamıyorsa bunun sebebinin, 12 Eylül despotizmi ve onun özgürlük karşıtı Anayasası olduğunu dile getirerek, “Eğer bu ülkede çeteler, darbeciler, halk ve Hak düşmanı karanlık güçler, halkı ve tercihlerini yok sayarak, halkın geleceğiyle oynama cesareti gösterebiliyorlarsa bunun sebebi 12 Eylül despotizmi ve onun anayasasıdır” dedi. Osman Nuri Bayrak, Meclise seslenerek, 12 Eylül despotizminin prangalarını kırmak, temsil ettikleri millet iradesini kullanmak için daha neleri beklediklerini sorarak, şöyle devam etti: “Bizler adalet istiyoruz. Bizler özgürlük istiyoruz. Herkes için adalet herkes için özgürlük diyoruz. Bizler, okulda da üniversitede de çalışma hayatında da inandığı değerlerle yaşanılabilen özgür bir Türkiye istiyoruz. Bizler, inançlarımıza, tercihlerimize, etnik kimliklerimize ve bunlarla birlikte yaşama hakkımıza saygılı anayasa istiyoruz. İnsan haklarına ve evrensel değerlere dayalı, devleti değil bireyi ve haklarını esas alan özgürlükçü bir Anayasa için Meclisi göreve çağırıyoruz.”
|
|
RECEP GÖREN
/ ANKARA
05.05.2008
|
|
| |
Fırat: Esnaf yine krizde |
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, esnafın dönüşümün yaşandığı bu dönemde de tekrar ekonomik krizle karşı karşıya geldiğini söyledi.
Sınırlı Sorumlu (S.S) Yeni Yumurtalık Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi 4. Olağan Malî Genel Kurulu’nda konuşan Fırat, “Bunu 2001 yılında yaşadık. Onun etkisi sürüyor ve esnafın sorunlarını çözmeye çalışıyoruz. Akabinde aldığımız ekonomik tedbirlerle Türkiye’de bir dönüşüm dönemine girildi ve esnafın buna ayak uydurması kolay olmuyor. Ancak esnaf, dönüşümün yaşandığı bu dönemde de tekrar ekonomik bir krizle karşı karşıya geldi” dedi.
Esnafın dükkânının boş olduğunu, siftahsız kepenk indirdiğini de ifade eden Fırat, bu durumu görmemenin mümkün olmadığını vurguladı. Ekonomik ve sosyal yapının değiştiğine dikkat çeken Fırat, esnafın da buna ayak uydurması gerektiğini kaydetti. Fırat, şunları söyledi: “Sokağa baktığınızda, esnafın tamir atölyesindeki pense ve tornavidayla, sokaktaki aracı tamir etmesinin mümkün olmadığını görüyoruz. Artık belli bir bilgi düzeyi, altyapı gerekiyor. Burada devlet ile esnaf derneklerinin ve birlikleri devreye girmeli. Esnafı bir araya getirip, modern servislerin kurulmasına katkı sağlamamız, belki karşılıksız kredilerle çalışma düzenini yeniden kurmamız lâzım. Aynı durum bakkal için de geçerli. Bakkallar, süper ve hipermarketlerin işlerine mani olduklarını söylüyor. Çalışma saatlerinin daraltılması gerektiğini söylüyorlar. Ama ben aynı kanıda değilim, bu tedbirler sorunu çözemeyecek. Çünkü Pazar günü dükkânı kapatan esnaf da hipermarkete gidiyor. Çünkü hepimiz toplumun yaşam tarzına uymak zorundayız.”
|
|
/ ADANA
05.05.2008
|
|
| |
Türkiye'nin tek hedefi teröristler |
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak’ın kuzeyindeki Kandil Dağı’na düzenlediği hava harekatıyla ilgili, ‘’Türkiye’nin tek hedefi teröristlerdir. Bu yönde elde edilen istihbarat bilgileri doğrultusunda sivil halka asla zarar vermeden, sadece teröristler hedef alınmaktadır’’ dedi.
Cumhurbaşkanı Gül ve Makedonya Cumhurbaşkanı Branko Crvenkovski, baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenlediler. Ortak basın toplantısında, gazetecilerin sorularını da cevaplyana Gül, bir gazetecinin, ‘’Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak’ın kuzeyindeki Kandil Dağı’na düzenlediği hava harekatında, terör örgütü elebaşlarından ‘Karayılan’ın öldüğü’ yönündeki’’ iddiaların sorulması üzerine, Türkiye’nin terör örgütüyle mücadele içinde olduğunu ve bunu bütün dünya ile paylaştığını söyledi. Gül, şunları kaydetti: ‘’Türkiye’nin tek hedefi teröristlerdir. Bu yönde elde edilen istihbarat bilgileri doğrultusunda sivil halka asla zarar vermeden, sadece teröristler hedef alınmaktadır. Bu operasyonlarımızda da başarılı olduğumuzu herkes görmektedir. Bir taraftan hiçbir sivile zarar vermeden diğer taraftan teröristler karşısında da kararlı ve etkili olduğumuz, en zor şartlar altında bile bu mücadeleyi sürdürdüğümüzü herkes görmektedir. Bu kararlılığımız devam edecektir.’’ Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin, Makedonya’nın Avrupa ve Avrupa-Atlantik yapılanmaları içinde yer almasını güçlü şekilde desteklediğini ve bu desteğin devam edeceğini belirterek, “Bükreş’te Türkiye olarak elimizden geleni yaptık ama maalesef NATO Zirvesi’ne bir gölge düştü. Ümit ediyorum ki kısa süre içinde bir çözüm bulunacak ve Makedonya da NATO’ya tam üye olacaktır” dedi. Bu arada Abdullah Gül’ün, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’dan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy’un gözaltına alınmasıyla ilgili olarak bilgi istediği belirtildi.
|
|
/ ÜSKÜP
05.05.2008
|
|
| |
Meclis yoğun çalışacak |
Meclis, gündemindeki önemli düzenlemeler için mesai yapacağı yeni bir haftaya giriyor. Dün gece mesai yapan Genel Kurul, 9 Mayıs Cuma günü de çalışacak.
Haftaya görüşmeleri yarım kalan çevreyle ilgili araştırma önergeleriyle başlayacak olan Genel Kurulda, daha sonra çeşitli askeri kanunlarda değişiklik öngören 4 yasa tasarısını ele alacak. Bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeliyle yaptırılması, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından yabancılara mülk satışını yeniden düzenleyen yasa tasarısı, Genel Kurul gündeminde olacak. TRT Kanunda değişiklik yapılmasını içeren düzenleme de Genel Kurulda görüşülecek. İstihdam paketi de bu hafta Genel Kurul gündemine geliyor. Genel Kurul, yarın 15.00-19.00, 7 Mayıs Çarşamba ve 8 Mayıs Perşembe 13.00-23.00, 9 Mayıs Cuma günü de 14.00-23.00 saatleri arasında çalışacak. TBMM’deki ihtisas ve araştırma komisyonları da gündemlerindeki düzenlemeler için toplanacak.
|
|
/ ANKARA
05.05.2008
|
|
| |
Patnos’ta terör örgütü roketle saldırdı |
Ağrı'nın Patnos ilçesindeki Bölge Trafik Denetleme İstasyonuna, PKK terör örgütünce roketli saldırı düzenlendi.
Patnos-Ağrı kara yolundaki Bölge Trafik Denetleme İstasyonuna düzenlenen saldırıda binanın yakınına düşen roket, can ve mal kaybına yol açmadı. Saldırının ardından kaçan teröristlerin yakalanması için operasyon başlatıldı.
|
|
/ PATNOS
05.05.2008
|
|
| |
Ekenoğlu: Kıbrıs’ta çözüm Türkiye’nin önünü açacak |
KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Fatma Ekenoğlu, Kıbrıs sorununun çözülmesi ve Kıbrıs Türk’ünün de AB’de yer almasının, AB yolunda Türkiye’nin de önünü açacağını kaydetti.
Ekenoğlu, Marmara Grubu Vakfı tarafından düzenlenen 11. Avrasya Ekonomik Zirvesinin son oturumunda yaptığı konuşmada, Kıbrıs’ın tarihsel durumuna ilişkin olarak katılımcıları bilgilendirdi. Son yapılan seçimin ardından Rum kesiminde liderin değiştiğini hatırlatan Ekenoğlu, ‘’Bu yeni süreçte Kıbrıs Türk’leri olarak çok şey bekliyoruz’’ dedi. Ekenoğlu, Kıbrıs sorununun çözümünün, dünyanın en önemli beklentilerinden olan uygarlıklar buluşmasının yaşayan örneği olacağını belirterek, AB için de çok iyi bir örnek olacağını, çünkü Müslüman ülkeler tarafından AB’nin Hristiyan bir topluluk olmakla suçlandığını ifade etti. Çözümün, AB’nin üzerindeki bu inanışı da yok edeceğini ifade eden Ekenoğlu, şunları kaydetti: ‘’Kıbrıs sorununun çözülmesi ve Kıbrıs Türkü’nün de AB’de yer alması, AB yolunda Türkiye’nin önünü de açacaktır. Çünkü müzakereler sırasında sürekli Kıbrıs konusu Türkiye’nin önüne bir engel olarak çıkarılmakta ve dile getirilmektedir. Dolayısıyla bölge barışına katkı koyacak Kıbrıs sorununun çözülmesi, AB üzerindeki bir ön yargıyı yok edecek ve Türkiye’nin AB yolundaki ilerleyişini de hızlandıracaktır’’ diye konuştu.
|
|
/ İSTANBUL
05.05.2008
|
|
| |
Bakan Yazıcı: Gümrükle ilgili yanlış imaj var |
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, ‘’Gümrükle ilgili yanlış bir imaj var veya oluşmuş bir imaj var. Bu konuda son derece kararlıyız. Yanlış yapan hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız’’ dedi.
Hayati Yazıcı, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaretinde gümrüklerin, kamu yönetimleri içinde çok önemli olduğunu, bir ülkenin dışa açılan kapısının, dışa dönük yüzünün gümrükler olduğunu belirterek, Türkiye’ye yurtdışından gelen kişi kurum ve kuruluş temsilcilerinin ilk intibalarının gümrükleri görmeleriyle oluştuğunu kaydetti. Hükümetin, yap-işlet-devret modeliyle gümrükleri modernleştirdiğini belirten Yazıcı, şöyle devam etti: “Bunları seri bir şekilde hayata geçiriyoruz. Yaptıklarımız var. Habur, Cilvegözü ve şimdi de Kapıkule’yi, Sarp’ı başlattık. Gürbulak’ı yaptık. Bunları güzelleştiriyoruz. Gümrükle ilgili bir de yanlış bir imaj var veya oluşmuş bir imaj var. Bu konuda son derece kararlıyız. Yanlış yapan hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız. Personeli daha verimli, üretken çalışacak duruma hep birlikte getireceğiz. Burada bakan olarak bizim görevimiz kadar, gümrüklerde iş yapan sanayicimizin, tüccarımızın görevi olduğu kanısındayım.’’
|
|
/ ELAZIĞ
05.05.2008
|
|
| |
Sınıf geçmeyi kolaylaştıracak düzenlemeye eğitimcilerden tepki |
Millî Eğitim Bakanlığı’nın sınıf geçme yönetmeliğinde yapacağı değişikliğe eğitimcilerden büyük tepki geldi. Eğitim sendikaları, söz konusu değişikliğin öğretmenin sınıf geçmedeki rolünü sıfıra indirdiğine işaret ederken, öğretmenle öğrenci arasındaki ilişkiyi bozacağını belirttiler. Sendikalar, değişikliğin eğitimde niteliği arttırmak yerine azaltacağını kaydederken “şeklen” atılmış bir adım olduğunu ifade ettiler.
TÜRK EĞİTİM-SEN: “SINIF GEÇMEDE
ÖĞRETMENİN ETKİSİ SIFIRA İNDİRİLMEMELİ”
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişkinin olumsuz anlamda etkileneceğini vurgulayarak, “Siz sınıf geçme metodunda, öğretmenin öğrenci üzerindeki etkisini sıfırlarsanız, eğitim-öğretimi kaosa sürükleyebilirsiniz. Yeni sınıf geçme sisteminde öğretmen etkisini öğrencinin hissedeceği şekilde yeniden dizayn edilmeli. Aksi takdirde disiplinsizlik boyutları önüne geçilemeyecek seviyelere ulaşacaktır” uyarısında bulundu.
EĞİTİM-SEN: “ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ
İLİŞKİSİNİ ZEDELER”
Sınıf geçme sisteminin kolaylaştırılmasının öğrenci ve öğretmen ilişkisini zedeleyeceğini söyleyen Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, dershanelere yönelmenin de artacağını savundu. Eğitim sisteminin “sırıkla atlama” yarışmalarına döndüğünü kaydeden Dinçer, eğitim sisteminin sınav odaklı olmaktan çıkarılması gerektiğini söyledi.
Söz konusu sistemin her öğrencinin lise diploması alabilmesini sağlama amacı taşıdığını ifade eden Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, “Millî Eğitim Bakanlığı, herkesin lise diploması almasını sağlayacak bir sistemi yapıyor, daha sonra ne olacağını ise hiç düşünmüyor. Değişiklik popülist bir yaklaşımla yapılmış bir düzenleme olacak. Şekli kurtarmaya yönelik. Bu değişikliği yaparken de kimseden görüş almadılar” dedi.
BES: “ŞEKİLCİ BİR YAKLAŞIMLA ATILMIŞ BİR
ADIM, DESTEKLEMİYORUZ”
Bağımsız Eğitimcileri Sendikası (BES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, “Bu yeni yönetmelikte de çocukların bir şey öğrenmesi önemli değil. Öğretmenin öğretme sorumluluğunu da alıp, çocukların kolayca sınıf geçmesi sağlanıyor. Çocuklara işe yaramayan diplomalar vermek AB nezdinde ‘bizim diplomalı sayımız şu kadar’ demek için atılmış bir adımdır. Tamamen şekilci bir adımdır, desteklemiyoruz, Bu eğitim sistemini bombalamaktır” diye konuştu..
TARTIŞMA NİYE ÇIKTI?
Millî Eğitim Bakanlığı sınıf geçme yönetmeliğinde yapacağı değişiklik ile sınıf geçmeyi kolaylaştıracak. En fazla iki dersten zayıfı olan öğrenciler bir üst sınıfa sorumlu olarak geçebilirken, yapılacak değişiklik ile bu sayı 6 olacak. Ayrıca üç dersten başarısız olan öğrencilerin girebildiği ortalama yükseltme sınavına yeni düzenlemeyle sınırsız giriş hakkı tanınacak. Söz konusu düzenleme ile öğretmenlerin sınıf geçme üzerindeki etkisi de önemli ölçüde azaltılmış olacak.
|
|
/ ANKARA
05.05.2008
|
|
| |
MEB, 5 bin üstün yetenekli öğrenciye eğitim veriyor |
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Türkiye genelinde açılan Bilim ve Sanat Merkezlerinde yaklaşık 5 bin üstün yetenekli öğrenci eğitim görüyor.
MEB’in okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim çağındaki üstün yetenekli öğrencilerin bireysel yeteneklerinin farkında olmalarını ve kapasitelerini geliştirerek en üst düzeyde kullanmalarını sağlamak amacıyla 39 ilde açtığı 43 bilim ve san'at merkezinde yaklaşık 430 öğretmenle faaliyette bulunuyor. MEB Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürü Ruhi Kılıç, üstün yeteneklilerin erken teşhis edilmesiyle eğitimdeki başarının artacağını ifade etti. Bu merkezlerle amaçlarının üstün yetenekli çocuklara ulaşmak olduğunu belirten Kılıç, Bilim ve Sanat Merkezlerine alınacak öğrencilerin uluslar arası geçerliliği, güvenilirliliği olan ‘’Wiscar Testi’’ tarafından gözleme dayalı bir çalışma yapılarak belirlendiğini anlattı. Okul öncesindeki çocukların da bu merkezlerde eğitime alındıklarını belirten Kılıç, ‘’Mümkün olduğunca 3 yaşından itibaren başlatmaya çalışıyoruz’’ dedi. Kılıç, ailelerin de bizzat başvurabileceğini söyledi.
|
|
/ ANKARA
05.05.2008
|
|
| |
Veli Küçük’le 28 Şubat valisi şirket ortağı |
Yeni Asya’ya konuşan gazeteci Belma Akçura, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan emekli general Veli Küçük’ün sahip olduğu güvenlik şirketinde “28 Şubat valisi” olarak bilinen eski İstanbul Valisi Erol Çakır ile ortak olduğunu söyledi.
Bu şirketin bir şubesin de Trabzon’da olduğunu kaydeden Akçura, Erol Çakır’ın Dink olayında ihmalkârlıkla suçlanan dönemin Trabzon emniyet müdürü hakkında sicil raporu tutmuş biri olduğuna da dikkat çekti.
RÖPORTAJ BÖLÜMÜNÜ TIKLAYIN
|
|
Hasan Hüseyin KEMAL
05.05.2008
|
|
| |
TAPDK, sigara yasağını erken başlattı |
Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun çerçevesinde 19 Mayıs’ta uygulamaya girecek sigara yasağı, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunda 4 ay önce uygulamaya girdi.
Sigara yasağına ilişkin 5727 sayılı Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından TAPDK Başkanı Kazım Çalışkan, 21 Ocakta bir İç Genelge Yayımladı. Genelgede, Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun ile kişileri tütün ve tütün mamullerinin zararlarından korumak amacıyla sağlık, eğitim, öğretim ve kültür hizmeti veren yerler ile kapalı spor salonlarında ve toplu taşımacılık yapılan her türlü nakil vasıtaları ve bunların bekleme salonlarında, kamu hizmeti yapan kurumların kapalı mekânlarında tütün ve tütün mamullerinin içilmesinin yasaklandığı hatırlatıldı. Genelgede, “Kurumumuz hizmet binalarının kapalı alanlarında (daha önce tütün ürünlerinin kullanılması için tahsis edilmiş alanlar dahil) tütün ürünleri kullanımı yasaklanmış olup, aksi yönde hareket edenlere, Kanun hükümlerinde öngörülen müeyyideler uygulanacaktır” denildi. Bu arada TAPDK Başkanının İç Genelgesinin ardından, kurum içinde sigara içen 2 personele 50’şer YTL idarî para cezası uygulandığı öğrenildi. Bu cezaların, ilgili şahısların maaşlarından kesilerek, tahsil edildiği belirlendi.
|
|
/ ANKARA
05.05.2008
|
|
| |
Dünyanın en büyük ağaçlandırma seferberliği |
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye’de 2012’ye kadar 2 milyon 200 bin hektarlık alanı ağaçlandırmayı planladıklarını, bunun dünyadaki en büyük ağaçlandırma seferberliği olduğunu belirtti.
Bakan Eroğlu, bazı inceleme, açılış ve ziyaretlerde bulunmak üzere geldiği Bartın’da Vali İsa Küçük’ü makamında ziyaret ederek, bir süre basına kapalı görüştü. Eroğlu, daha sonra gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Çevre düzenleme planlarına çok önem verdiklerini, 2002’de yüzde 5.5 olan planlama oranının 5 yılda yüzde 51’e ulaştığını ifade eden Eroğlu, şöyle konuştu: ‘’Biz bunu yeterli görmüyoruz. Bakanlığımızdaki yetkili birimler bu konuda gece gündüz çalışıyor. 2012 sonuna kadar yüzde 90 çevre planlaması yapılmasını hedefliyoruz. Nereye sanayi, turizm ve yerleşim alanı yapılacak, bunlar belli olmadığı zaman problem yaşıyoruz. Bundan dolayı çevre planları, her şeyi yerli yerine oturtacaktır.’’ Türkiye’de 2012’ye kadar 2 milyon 200 bin hektarlık alanı ağaçlandırmayı planladıklarını, bunun dünyadaki en büyük ağaçlandırma seferberliği olduğunu vurgulayan Eroğlu, ‘’Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli Eğitim Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşları, ağaçlandırma çalışmaları yapıyor. Bununla ilgili hedeflerimizi yakalayacağız’’ dedi.
|
|
/ BARTIN
05.05.2008
|
|
|
|