Allah, Peygamberine tâbi olan kullarını da sever. Bunu bir âyetinde Rabbimiz açıkça şöyle anlatır: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”1
Sevmenin ölçüsü sevdiğine tâbi olmaktır. Annesini seven bir çocuğun ona başkaldırması düşünülemez. Allah’ı seven bir insanın da Allah’ın hoşnut olacağı davranışları yapması kadar tabiî birşey olamaz. Âyette de dikkat çekildiği gibi Allah’ı sevmenin bir ölçüsü de Resûlüne tâbi olmak, her hususta onu örnek almak ve onun peşinden gitmektir. O Resûl ki, insanları dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıran harika bir din ve Kur’ân-ı Kerim denilen muhteşem bir kitapla gelmişti.
Kur’ân’ın yaşayan şekliydi Resûl-i Ekrem (asm). Âişe Validemizin ifadesiyle onun ahlâkı Kur’ân’dı.2 En güzel örnekti o.
Resûl-i Ekrem’in (asm) söylediği söz ve yaptığı hareketlere sünnet denir. Sünnet-i Seniyye, yüksek sünnet olarak bildiğimiz bu hakikatler manzûmesi ruh, kalp, akıl ve sosyal hayatın hastalıklarının yegâne ilâcıdır. Karmakarışık, eğri büğrü yollar içerisinde pusula gibi doğru yolu gösterir.
Dünya ve ahirete mutluluğunun temel taşıdır Sünnet-i Seniyye. Bütün güzelliklerin, mükemmelliklerin, güzel ahlâkın kaynağıdır.
İslâmiyet en büyük insaniyettir. Ne güzellikler, olgunluklar; güzel huy ve davranışlar varsa bir bir sıralayın, İslâmın bunların hepsini emrettiğini göreceksiniz. Öyleyse İslâma uymak demek en büyük insaniyeti yakalamak demektir.
Sevgi, şefkat, merhamet, hoşgörü, hoşgeçim, adalet, doğruluk, cömertlik, cesaret gibi güzel huyları bir gözünüzün önünde canlandırın. Bunlara sahip bir insanın mutlu olmaması, çevresindekileri mutlu etmemesi mümkün mü?
Huzur ve saadet için ise insanlık, güzel ahlâk, güzel görüp güzel düşünmek şarttır. Bunlar mânevî birer hazinedir, huzur ve mutluluk kaynağıdır. Peygamberimizin (a.s.m.) görevi de insanları, toplum hayatını sarsan, alt üst eden kötü huylardan uzaklaştırıp insanı insan yapan bu zirveye, ideale ulaştırmaktır. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde, “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” buyurmuşlardır.3
Sünnet-i Seniyye hayatımızda o kadar önemli bir yer tutar ki, hele hele insanların bozulduğu, iyinin kötü, kötünün iyi olarak algılandığı, her şeyin alt üst olup birbirine karıştığı bir dönemde doğru ve güzelliklerin menbaı olan Sünnet-i Seniyyeye uymak büyük bir kazanç sağlar insana. Peygamberimizin (asm) ifadesiyle, “Ümmetimin fesada uğradığı bir zamanda kim benim sünnetime sarılırsa yüz şehit sevabı kazanır.”4
Bir Müslümanın hayatında her şey demek olan Sünnet-i Seniyyede tembellik eden büyük bir zarara uğrar. Önemsiz görürse büyük bir cinayettir. Yalanlar tarzda tenkit ise büyük bir sapıklıktır.5
Kısacası Resûl-i Ekrem’e (asm) tâbi olmak demek Sünnet-i Seniyyesine uymak demektir. Ona uymak da hem Allah’ı sevmenin, hem de O'nun sevgisini kazanmanın an kısa, en kestirme, en önemli bir yoludur.
Dipnotlar: 1- Âl-i İmran Sûresi: 31. 2- Müslim, Salâti’l-Müsafirîn: 139. 3- Müsned, 2:381; Muvatta: Kitabü Hüsni’l-Hulk: 8. 4- Feyzü’l-Kadir, Hadis no: 9171. 5- Lem’alar, s. 55.
05.05.2008
E-Posta:
sdogen99@ttnet.net.tr
|