"Gerçekten" haber verir 15 Kasım 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Kazım GÜLEÇYÜZ

Ölümsüzlük?



Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, görevi devralırken yaptığı konuşmada Atatürk için “Türk ordusunun ve ulusunun ebedî başkomutanı ve lideri” ifadesini kullanmış olmasını şöyle eleştirmiştik:

“İslâma ve diğer semavî dinlere göre, ‘ebedîlik’ sadece Allah’a ait olan bir sıfattır. Yaratılmış fânilere izafe edilemez. Yaratılmışların en üstünü kılınan Peygamberimiz (a.s.m.) için dahi kullanılamaz.” (“Yanlış sözler” yazımız, 4.9.08)

Başbuğ, 10 Kasım mesajında da Atatürk’ü “ebedî başkomutan” olarak niteleyip şöyle demiş:

“Atatürk’ün çağlar ötesine uzanan engin düşünceleriyle ölümsüzleştiğine inanıyoruz...”

Önceki mesajında hem orduyu, hem milleti ilzam edecek bir üslûpla “ebedî başkomutan ve lider” olarak vasıflandırdığı Atatürk için bu kez ordu ve ulus kelimelerini es geçip yalnızca “ebedî başkomutan” ifadesini kullanması, eleştirimizle irtibatlı bir anlam taşıyor mu, bilmiyoruz.

Ancak “ebedî” sıfatındaki ısrarını gerekçelendirmek istediğini hatıra getirecek tarzda “çağlar ötesine uzanan düşüncelerle ölümsüzleşmek” gibi bir ifadeyi telâffuz etmesi dikkatimizi çekti.

Ve bizde, bunun da ayrıca tahlil ve eleştirisi gereken bir yaklaşım olduğu kanaati hâsıl oldu.

Bir defa Atatürk hangi “çağlar ötesine uzanan düşünce”yi ortaya koydu? Var mı böyle birşey?

Objektif “Atatürk uzmanları,” onun yeni fikirler üreten bir ideolog değil; pozitivizm ve materyalizm gibi felsefî akımlardan ve uygulamada da özellikle Fransız ihtilâlinden fazlasıyla etkilenmiş bir tatbikatçı olduğunu ifade ediyorlar.

Onun adına ortaya konulan Kemalizm veya Atatürkçülük “ideoloji”sinde de rivayet ve yorumun bini bir para. Atatürk’ün devirlere göre değişen ve çoğu zaman çelişen konjonktürel beyanlarından, bütünlük arz eden derli toplu bir fikir sistemi çıkarmak mümkün değil zaten.

Onun için bilhassa son dönemde “Hangi Atatürk?” ve “Hangi Atatürkçülük?” soruları çokça sorulmaya başlandı. Kemalizm ve Atatürkçülük adıyla ortaya atılan karmaşık ve çelişkili fikirlerin de “gerçekteki Atatürk”ü anlamayı engelleyen bir perde oluşturduğu dahi ifade edilmekte.

Can Dündar’ın “Mustafa” filmi etrafında koparılan yaygara da bu kargaşanın taze bir örneği.

Bu kargaşanın içinden çıkabilmek için üretilen “Onun en önemli özelliği akıl ve bilimi rehber edinmesidir” yorumunun da “çağlar ötesine uzanan düşünce” ifadesindeki anlamı karşılayabildiği söylenemez. Çünkü akıl ve bilim, hele vahiyden koparsa, bırakın çağlar ötesine uzanmayı, mum gibi kendi dibini bile aydınlatamaz.

Atatürk’ün vahiy karşısındaki duruşunu ifade ettiği sözlerinden birinin, “Biz ilhamımızı gökten indiği sanılan kitaplardan değil, hayatın gerçeklerinden alıyoruz” şeklinde özetlenebilecek cümlesi olduğunu hatırlamak, konunun zihinlerde daha da aydınlanmasına yardımcı olabilir.

Bir fâniye “ebedîlik” atfetmek için ihdas edilen “ölümsüzlük” düşüncesinin de aslı esası yok.

Çünkü ölüm gerçeği ortadan kaldırılamadığı sürece “ölümsüzlük”ten bahsedilemez. Kişi dünyada ne kadar kudretli ve “çok büyük işler” başarmış olursa olsun, mutlaka ölümü tadacak.

Geride bıraktığı eserlerle adını yaşatma ve vücuda getirdiklerini “ilelebed payidar kılma” düşüncesi ise, ahirete imanın yokluğundan veya zayıflığından kaynaklanan boşluğu güya doldurabilmek için icad edilmiş bir fanteziden ibaret.

Bu düşünce, kişi fâni ise de, dünyanın sonsuza kadar bâkî kalacağı varsayımının bir ürünü.

Ama bizim inancımıza göre bu dünya da Yaratıcı tarafından takdir edilen zamanı dolduğunda, üzerindeki bütün hamulesiyle birlikte, kopacak kıyametin tahribatına maruz kalacak ve akabinde sonsuz âlemde ebedî bir hayat başlayacak. Sonsuzluk ondan sonrası için geçerli.

M. Kemal’in ölümden sonraki âleme ve oradaki sonsuz hayata inanmadığı halde “ölümsüzleştiği”nden söz etmenin anlamı ve mantığı ne?

15.11.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (14.11.2008) - AKP ve devrimler

  (13.11.2008) - AKP ve Atatürk

  (12.11.2008) - Alternatif arayışı ve DP

  (11.11.2008) - Fırat ve Erdoğan

  (09.11.2008) - Şevk, gayret, ciddiyet

  (08.11.2008) - Maskeler düşerken

  (07.11.2008) - Türkiye ve Obama

  (06.11.2008) - ‘Rüya gerçek oldu’

  (05.11.2008) - Terör ve vesayet

  (04.11.2008) - 2006’dan bugüne

 
Ufo ısıtıcılar, infrared ısıtıcı, kumtel ısıtıcılar.
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır