30 Temmuz 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Görüş

Burası Türkiye !

Bu ülkede doğduk, büyüdük; bu ülkede yaşıyoruz. Ömrümüzün geçtiği ülke; yani Türkiye… Dillere “pelesenk” olmuş bu cümle: “Burası Türkiye!”

Tamam, buranın Türkiye olduğundan kimsenin kuşkusu yok. Fakat, bu lâfta da bir mânâ yok; kast edilen maksat nedir burada?

Türkiye’nin fizikî, coğrafî, siyasî konumunu anlatmaksa mesele, anlatacak çok şey var:

Azerbaycan’la birlikte sekiz ülkeyle sınırı bulunan, bunlarla komşu; Akdeniz, Ege Denizi, Karadeniz’le çevrili; tamamı sınırları içindeki Marmara Denizini bünyesinde bulunduran; dört mevsimin dördünün de yaşandığı; derelerinin, çaylarının, nehirlerinin ve göllerinin beslediği topraklarından bereketler fışkıran; birçok ırkın asırlardır birlikte ve kardeşçe yaşaya geldiği 814 bin 578 metre kare yüzölçümüne sahip bir ülke, Türkiye.

Şeyh Hamudüddîn-i Aksarayî, talebesi Hacı Bayram-ı Veli, talebesi Akşemseddin ve onun da talebesi Fatih Sultan Mehmed’in toprağı. Mevlânâ’nın, Hacı Bektaş-ı Velinin ve nice gönül erlerinin mesken tuttuğu; Ebû Eyyup el- Ensârînin şehit olup yattığı ve… Fahr-i Âlem Efendimizin müjdesiyle şereflenmiş bir memleket Türkiye.

Asırlardır İslâm’ın bayraktarlığını yapmış bir memleket. Evet, evet; burası Türkiye…

Ama kast edilen bu değil. Her olumsuzluğun ardından sarf edilen bir tesbit: “Burası Türkiye!”

Adam, alıyor, çalıyor; arkasından ekliyor: “Burası Türkiye.” Kanun bilmez insanların dillerinde bu cümle; tekrar eder dururlar.

Sanki, her fena şey bu ülkenin kaderi!

Sanki, her kötülüğe yeltenmek bu ülkede mübahtır!

Neden? Çünkü, “Burası Türkiye.”

Büyük küçük, gayr-i ciddî insanların ağzında; “pelesenk” olmuş dillere.

Ecdadının himmetini ne çabukta unuttun. Hani, her zerresi şehit kanıyla yoğrulmuştu vatanın?

Hani, Cennetten sonraki yerdi, “Al Bayrak”lı yurdumuz?

Ne oldu? Demek bir şeyler oldu!

Ülke aynı, toprak aynı; tohum melez her hâlde?

Sizi “miras yediler” sizi…

“Yem”i buradan ye; “yumurta”yı başka yere yumurtla! Nimetinden, burnundan gelinceye kadar istifade et; ecdadından, tarihinden yüz çevir. Oh, ne âlâ anlayış!

Kolay elde edilen (!), kolay veriliyor; ucuz alınan (!) ucuz satılıyor gibidir; çünkü, “Burası Türkiye!” Ardındaki kanı, teri bilmek vatandaşlık görevin.

Kötü şeyler hiçbir zaman örnek olmamalı; körpe dimağlara dolmamalı. Elmas kalemle yazılmış tarihin var temelde.

Dikkat! Bu cümlede “hîle” var!

İstihfaf var, tenzil var; yani sana, senin ülkenin kıymetini düşürten; seni, senin vatanına şaşı baktıran zihniyete dikkat et!

Bayrağına renk olmuş şehidinin kanları sonra senden dâvâcı olur; yarın hesap gününde.

Sen ki, Fatih’in torunu Ahmet, Mehmet, Ali’sin; sen ki, Muhammed ümmetinden şehitlerin neslisin; toprağından ayağını kaldırma, tabanını sıkı bas.

Merhum Akif: “Sahip olunmayan memleketin batması haktır; / Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır” mısralarıyla sesleniyor bizlere.

Sahip olmak, “Devletin malı deniz” mantığıyla olur mu? Madem bu memleket için ölüyoruz; selâmeti için de dirilmemiz gerekir necisin, nicesin, nerelisin demeden.

Evet, burası Türkiye: Senin vatanın. Üstünde öleceğin, altında güleceğin toprağındır burası.

Burası, İslâm Dünyasının garbî kalesi.

Burası Türkiye… Vatanımız…

[email protected]

ALİ RIZA AYDIN

30.07.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.