"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Adaletten uzaklaştıkça kıyamet yaklaşmaktadır

26 Nisan 2018, Perşembe 00:02
Kâinat dediğimiz şu muazzam sistem, sayısını bilemediğimiz yıldızlardan ve galaksilerden meydana gelmiştir.

Her birisinin ayrı bir kütlesi, hızı ve yörüngesi vardır. Dünyamızın da içinde bulunduğu bu muhteşem topluluk arasında tam bir uyum, ahenk, denge ve adalet bulunmaktadır. Sanki onları muazzam ve muntazam bir bağ, bir birlerine bağlamakta, kâinatın intizamı bu şekilde sağlanmaktadır. O koca kütleler birbirine çarpmıyor, biri birinin yolunu kesip vazifesine engel olmuyor, büyük cisimler kendilerinden daha küçük olanları taciz edip yanlarından kovmuyorlar. Her varlık, hukukuna razı olarak, ahenk içinde hareketine devam ediyor.

İçinde bulunduğumuz dünyaya bakıyoruz, onun da güneş sistemi içinde küçüklüğü ile beraber çok büyük vazifeleri bulunuyor ve bu vazifelerini emniyet ve huzur içinde yerine getiriyor. Kardeşleri olan diğer gezegenlerle aralarında tam bir uyum ve ahenk mevcut. 

Dünya üzerindeki canlı cansız, her türlü varlıklara bakıyoruz, onların da aralarında  şahane bir dostluk, güzel bir kardeşlik, samimî bir irtibat görüyoruz. Sanki her şey bir birine görünmez ve güçlü bir bağ ile bağlı bulunuyor.  Bu sarsılmaz bağın ne olduğunu merak edip, mahiyetini araştırınca, aradığımız cevabı Kur’ân’ dan ve O’nun tebliğcisi olan Hz. Muhammed Aleyhisselâtü Vesselâm’dan öğreniyoruz. Resûlullah Efendimiz (asm), bir hadis-i Kutside Rabbimizin “Habibim, sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” dediğini bildiriyor. Buradan da, kâinatın mayasında muhabbet olduğunu anlıyoruz. Bediüzzaman Hazretleri de bu durumu “kâinatın sebeb-i vücudu muhabbettir” şeklinde ifade etmiştir. 

Kâinatın mayası olan sevgi, en çok da insanın kalbinde toplanmıştır. Zira insan kalbi, Cenâb-ı  Hak’kın Cemâl, Kemâl ve Muhsin ve Adl isimlerinin en parlak bir şekilde tecelli ettiği bir aynadır. İnsan güzele âşık olur, mükemmel olanı ister, kendisine ihsan edeni sever ve sayar. İşte bu duyguları içinde barındıran kalp, insanın  çevresine muhabbet nazarı ile bakmasını sağlıyor. Âlemde ne varsa, insanla arasında bir dostluk ilişkisi olduğunu insana gösteriyor. Bu demektir ki, insanın olduğu yerde sevgi, sevginin olduğu yerde insan vardır. Böyle bir kalbe sahip olan insan, her şeye sevgi nazarıyla bakar. Her şey ona dost ve kardeş görünür.

Muhabbetin olmadığı yerde ise, husûmet vardır, zulüm vardır, hiddet ve şiddet vardır. Eğer insanların kalbinde hakikî sevgi olsaydı, bugün yaşanan vahşet ve dehşet tabloları ortaya çıkmayacaktı. Suriye’de, Filistin’de, Irak’ta, Afganistan’da ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan insanlık dramları yaşanmayacaktı. Kalbinde sevgi taşıyan bir insan, kendi çocuğu için canını verirken, başkasının çocuğuna silâh doğrultup ateş edebilir mi? 

İnsanın mayasında, yani fıtratında sevgi vardır. Bu sevgi, Cenâb-ı Hak tarafından kalplere yerleştirilmiştir. Fıtratı bozulmamış bir insan, her şeyi Allah nâmına sever. Çünkü canlı ve cansız  her varlık eşsiz bir san’at eseridir. Sevilmeye  lâyıktır. İnsan hem bu san’atlı eserleri, hem de onların san’atkârını sever. Ama bugün bakıyoruz, ağaçlar kesiliyor, ormanlar yakılıyor, sular zehirleniyor, sulardaki canlılar öldürülüyor. Hava, su, toprak kirletiliyor. Dünyadaki ekolojik denge bozuluyor. Sonra da küresel felâketler kapıya dayanıyor. Demek ki  bugün insanlığın kâbusu haline gelen küresel ısın- manın da temelinde, sevgisizlik yatmaktadır. İnsanlar dünyayı ve içindekilerini fıtratlarının gereği gibi sevselerdi, dünyayı bu hale getirmezlerdi. Önce fıtratlar bozuldu, sonra ekolojik denge bozuldu diyebiliriz.

Sevgisizliğin ve adaletsizliğin, insanların ve dünyanın başına ne felâketler getirdiğini yaşayarak görüyoruz. Muhabbet ortadan kalkarsa, yerini adavet, zulüm ve haksızlık alacak, kâinatın varlığının da bir sebebi kalmayacaktır. Varlıkları birbirine bağlayan ip kopacak, her şey başını alıp gidecektir. Galaksiler, yıldızlar, güneşler uydular yörüngesinden çıkacak, dünya da başını bir başka gezegene çarpacak ve kıyamet kopacaktır. 

İnsanlar muhabbet ve adalet duygusundan uzaklaştıkça, kıyamet yaklaşmaktadır.

Okunma Sayısı: 4379
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Tam

    26.4.2018 00:58:13

    Kiyamet, en büyük adaletin tecelligahi olan Mahkeme-i Kübranin mukaddimesi oldugundan belki adalet-i mahzaya yaklasmaktir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı