"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın Risale-i Nur dersleri - 1

Abdülbakî ÇİMİÇ
11 Aralık 2017, Pazartesi
Bediüzzaman Hazretleri’nin uzun sabah dersleri bilinir.

Üstad’ın en hizmetinde ve yakınında bulunmuş olan ağabeylerin ders hatıralarını nakledelim inşâallah. Böylece Üstad’ın ders usûlü ve derslerde nelere dikkat ettiği de anlaşılmış olur. Üstad’ın bizzat derslerine katılan ağabeylerin hatıralarıyla sizleri baş başa bırakıyoruz.

Hüseyin Remzi Sönmezgil anlatıyor: “Bizler Üstad Bediüzzaman’dan imân hakîkatlarını ders alıyoruz. Ayrıca fenlere ait dersleri de kitaplardan okuyor veya muallimlerimizden dinleyerek öğrenmeye çalışıyoruz. Sonra Üstad’ın bir dersini bir defacık da olsa hiç unutmuyoruz. Onun dersi öğretmenlerimizin derslerinden çok farklı, öğretmeninkini unuttuğumuz oluyor, ama Üstad Bediüzzaman’ın dersleri hiç akıldan çık- mıyor. Üstad Bediüzzaman, verdiği İslâmî ve imânî dersleri zihnimize öyle sokuyor ki, bu dersleri hiçbir zaman unutamıyoruz.”1

Mustafa Sungur anlatıyor: “Üstadımız Nurlar’dan bir ders yapıyordu: ´Bir mevcut, vücuttan git- tikten sonra, zahiren kendisi a-deme, fenaya gider. Fakat ifade ettiği mânâlar baki kalır. ´Dünyanın ve eşyanın üç tane yüzü olduğunu, bunlardan birinci ve ikinci yüzler ki, Esma-i İlâhiye’ye ve ahirete bakan yüzlerinin, baki semereler ve meyveler yetiştirdiğini, fani şeyleri bâki hükmüne getirdiğini ve bu yüzlerde, mevt ve zevâl değil; belki hayat, beka cilveleri olduğunu beyan ettikten sonra Zübeyir’e dönerek; “Benim Zübeyir’im hapisten tahliyeden sonra Afyon’da kalarak hizmetimde kaldığı o levhalar, çok şirin, çok güzeldir´ mânâsında ifadelerle iltifatta bulunmuştu.”2

“Afyon’da Hz. Üstad’ımızla birlikte olmakla, hayatımızın en mesut günlerini yaşarken, bir gün pederim (Aydın köylerinde imam- dı) Üstad’ın ziyaretine geldi. Üstad’ımız, ‘Demek sen Sungur’un babasısın’ diye ona iltifat gösterdi. Çünkü rahmetli pederim, maddî müzayekalarından, borçlu olduğundan ve benim de kendine öğretmenlik maaşından tam yardım edeceğim sırada ve o ümitle yıllar boyu bekledikten sonra, ona yardım edememem ve sair sebeplerle, gayr-ı memnundu. Ve beni Üstadımıza şikâyete gelmişti. Üstadımız, evvelâ hizmet-i Nuriyeden ders yaptı, sonra, ana-baba hukukundan bahsetti. Bu zamandaki Risale-i Nur hizmetinin ehemmiyetinden bahsetti ve pederime teselli edici dersler verdi.”3

Abdülkadir Badıllı anlatıyor: “Sabahleyin namazdan epey sonra ders için bizleri çağırdı. Gittik. Halka halinde oturduk. Hepimiz okuduk. Kendisi de okudu.”

“Üstad sabah derslerinde her bir talebesinin eline bir tane verip, ders yaptırıyordu. Kendileri de dinlerdi. Biraz bir talebesi okur, sonra yanındaki talebesine sen oku diye işaret eder, o da okurdu. Risale okunurken mübarek gözlerinden yaşlar revan oluyordu.”

“Bir sabah dersinde çok neşeli idi Üstad. Dokuz kişi dersi sıra ile okuyordu. O gün Hasbiye Risalesi okunuyordu. Bir ara sual melekleri meselesi geçti. Tahirî Ağabeye dönerek, ‘Tahirî! Senin imanın bundan aşağı değil’ buyurdular. Tahirî Ağabey ‘Elhamdülillah’ dedi. Bana da ‘Kürdoğlu! Senin de bundan hissen çoktur’ dedi.” En son dersi kendisi okuyacağını söyledi. Karadut başında yazılan kısmı okudu. Kendine has şivesi ile neşe ve sürur içinde okuyordu. Ve bazı mülâtefeler (lâtifeler) yaptı.”4

Ahmet Gümüş anlatıyor: “Bir gün Zübeyir Ağabey parmağında dolama çıkması hasebiyle akşam dersine katılamadı. Bediüzzaman Hazretleri derse başlamadan evvel diğer ağabeylere Zübeyir Ağabey’i sordu. Rahatsız olduğu için dinlendiğini söyledikleri vakit hiddetlendi ve “Hemen çağırın” dedi. Zübeyir Ağabey boynu bükük, mahcup bir tavırla Üstad’ın huzuruna geldi ve azarı işitti: “Ben Zübeyir’i zannederdim ki, değil parmağı, başsız gövdesi, gövdesiz başı olsa yine ‘Risale-i Nur, Risale-i Nur!’ diye koşacak. Ehl-i küfür beni bıçaklarla parça parça etse, Said yine ‘İman, Kur’ân, Risale-i Nur’ diye gider. Ben böyle talebe istiyorum. Ufak bir parmak meselesinden üzülen, kırılan talebelere, Risale-i Nur’un ihtiyacı yoktur. Uhuvvet ve ihlâsı gaye edinen talebelere ihtiyaç vardır.”5

Dipnotlar:

1-Son Şahitler, 2.Cild s. 234., 2-Son Şahitler, 4.Cild s. 15., 3-Son Şahitler, 4.Cild s. 15 4 Son Şahitler, 4.Cild s. 169., 5-Zübeyir Gündüzalp, İ. Kaygusuz, s.203., 6-Son Şahitler, 3.Cild s. 31., 7-Son Şahitler, 4.Cild s. 150., 8-Son Şahitler, 3.Cild s. 31 

 

Okunma Sayısı: 2256
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı