"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şeytanın hayrı terk ettirmesi ve desiseleri

Abdülbakî ÇİMİÇ
31 Aralık 2018, Pazartesi
Şeytanların hilkatleri hakikatte şer-i mahz değil, ancak onların mahiyetinde hayır olmadığı için şerre mercilik ve vesilelik yaptıkları için şerr-i mahzdır.

Risale-i Nur’da “Şerr-i mahz olan şeytanların i’cadı…” 1 ifadesi bunu gösteriyor. “Şeytanın vücudunda cüz’î şerlerle beraber birçok makasıd-ı hayriye-i külliye ve kemâlât-ı insaniye vardır.” 2 

Şeytanların kâinatta icad cihetinde hiçbir medhalleri yoktur. Bütün vazifeleri şerre menbalık etmektir. Şeytanlar belki çok işlerinde iktidar ve fiil değil, belki terk ve atalet yaptırıyorlar. Böylece hayrı yaptırmamakla şerleri işletiyorlar.

Bir şeyin vücud bulması ve hayr-ı mahz olması için illet-i tamme gerekiyor. İllet-i tamme bir fiilin yaratılması için yüz şartın bir araya gelmesi ve hazır olmasıdır. İllet-i tammeden sonra illet-i hakikî olarak irâde ve kudret-i Rabbaniye ile o fiil hayır olan yaratılır. Böylece vücud sabit olur. Şeytanlar ise illet-i tamme şartlarından bir tanesini terk ettiriyor. Bu terk ve ihmalle o hayır vücut bulmuyor. Vücud bulmaması için zarurî olan şartların ihmaline ve terkine sebep olan vesvese-i şeyatine aldanarak yaptığımız tercih sebep oluyor. Böylece bir hayır vücuda gelmiyor.

Bir mü’min namaz kılmak için bütün şartları yerine getiriyor (illet-i tamme yüzde yüz tamam oluyor) ve namazını eda ediyor. İşte Rabbimiz irade ve kudreti ile bu fiili o mü’mine hayır olarak nasip ediyor. O fiili hayr-ı mahz olan vücud olarak yaratıyor. Diğer bir kişi de şeytanın vesveselerine aldanarak abdest almaktan çekiniyor. Bir soğukluk geliyor ve namazın bir şartını ihmal ediyor. Böylece namaz terk edilerek namazın vücudu ortaya çıkmıyor. Netice itibarıyla bu terk, bir şer oluyor. Buna ise “hayrı yaptırmamakla şerleri yapıyorlar, yani şerler oluyorlar.” 3 sırrınca şeytan vesile oluyor. Şerr-i mahz olan şeytanların icadı ve ehl-i imana taslitleri vuku buluyor.

Şeytan-ı cinnî, insana her cihetten hücum eder. Şerr-i mahz olarak halk edildiği için şeytanın mahiyetinde hiçbir hayır yoktur. Şeytanın desiseleri gayet zayıftır. Âyeti kerimedeki ifadesi ile “Muhakkak ki şeytanın tuzağı pek zayıftır.” 4 denilir. Ayrıca şeytanın desiseleri mükâfatsız, çirkin, zayıf, tahrip edici ve ademîdir. Şeytan insanın daima zayıf bir yönünü arar ve yakaladığı an büyük tahribata sebep olur. Ancak şeytanlar ve şeytanlara uyanlar, dalâlete sülûk ettikleri için, küçük bir hareketle çok tahribat yapabilirler. Ve çok mahlûkatın hukukuna, az bir fiil ile çok hasâret veriyorlar. Çünkü “Ekseriyet-i mutlaka ile dalâlet ve şer, menfidir ve tahriptir ve ademîdir ve bozmaktır.” 5

Şeytan, cüz’î bir emr-i ademî ile insanı mühim tehlikelere atar. Yani şeytan bir fiilin illet-i tamme şartlarından birini itibarî bir emir olan verdiği vesveseler ile terk ettirir. Hem insandaki nefis ise, şeytanı her vakit dinler. Çünkü nefis insan sarayında şeytanın casus bir veziri gibi çalışır. Her vakit şeytan ile işbirliği içindedir. Nefis, şeytanın bir cihette şakirdi konumundadır. Ayrıca insanda bulunan kuvve-i şeheviye ve gadabiye ise, şeytanın desiselerine hem kabile (kabul edici), hem nâkile(nakledici) iki cihaz hükmündedir. Bu cihetle de şeytanın işi kolaylaşmış olur.

“Şeytanların kâinatta icad cihetinde hiçbir medhalleri yoktur. Şeytan-ı ins ve cinnin kâinattaki müthiş âsâr-ı tahripkârâneleri ve envâ-ı küfür ve dalâlet ve şer ve mehâliki (helâk edici şeyleri) yaptıkları halde zerre miktar icada ve hilkate müdahaleleri olmadığı gibi, mülk-ü İlâhîde bir hisse-i iştirakleri olamıyor.” 6 “Tahrip esheldir.” kâidesine göre bütün hareketleri şer hesabına geçer. Çünkü tahrip ademî bir fiildir. Bu ademî fiile cüz’î bir emr-i itbarî ile sebep olurlar. Onun için icada ve hilkate müdahaleleri olmaz. Hiçbir fiilin halk edilmesinde medhalleri yoktur.

İblis’in en mühim bir desisesi, kendini, kendine tâbi olanlara inkâr ettirmektir. “Ben şeytanı alt ederim.” demek, şeytan için tehlikeli bir sözdür. Şeytan, kendisini hafife aldırarak insana kendisini unutturur. İnsanı kolay bir lokma olarak görür. Şeytan devamlı vehim verir, ancak vehmin kendisinden kaynaklanmadığını telkin eder. Şeytan devamlı nefse hoşuna gidecek hayalî zevkleri üfler. Sonra o hayalî ve hevâî zevkleri işlemeye başlar. Hatta insana ait olmayan ve mesuliyet gerektirmeyen tahayyül ve tasavvurları da insana mal eder. Böylece insanı zayıf tuzaklarıyla kolayca avlar.

Nefis ve şeytanın en büyük hile ve desiselerinden biri de; kâfirlerin çokluklarını ve onların bazı hakaik-i imaniyenin inkârındaki ittifaklarını vesvese suretiyle göstererek, şüpheleri ve dine karşı lâkaydlığı alışkanlık haline getiriyor. Bu iki düşman, insanın zayıf noktalarına hamleder ve kısa sürede netice almak ister. Öyleyse önce “Kendi şeytanını recmetmeli insan.” Çünkü şeytan akla-hayale gelmeyen tuzaklar kurar.

Şeytanın mühim bir desisesi, insana kusurunu itiraf ettirmemektir, tâ ki istiğfar ve istiâze yolunu kapasın. Hem nefs-i insaniyenin enâniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, adeta taksirattan takdis etsin. “Evet, şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez. Görse de, yüz tevil ile tevil ettirir. “Kabullenen ve rıza gözüyle bakan hiçbir kusur göremez.” 7 sırrıyla, nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için, ayıbını görmez. 

Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiâze etmez, şeytana maskara olur. Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi bir peygamber-i âlîşan “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis daima kötülüğe sevk eder, ancak Rabbim merhamet ederse o başka.” 8 dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir?” 9

Dipnotlar:

1- Lem’alar, s. 210.

2- Lem’alar, s. 210.

3- Lem’alar, s. 213.

4- Nisâ Sûresi, 4:76.

5- Lem’alar, s. 209.

6- Lem’alar, s. 213. 

7- el-Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn: 3:36. 

8- Yusuf Sûresi, 12:53. 

9- Lem’alar, s. 240.

Okunma Sayısı: 1706
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı