"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyâset-i âliye-i İslâmiye’nin esasları -1

Abdülbakî ÇİMİÇ
28 Kasım 2016, Pazartesi
Siyâset-i âliye-i İslâmiye, İslâm’ın âli ve yüksek siyasetini ihtiva eder. Pratikte uygulanan ve sû-i istimâllere müsait olan nâkıs ve kusurlu bir siyaset değildir.

Hele hele tarafgirâne ve taassubâne tatbik edilen veya ülfet peyda edilmiş olan günlük menfaat üzerine çarhı kurulmuş olan canavar siyaset hiç değildir. Siyâset-i âliye-i İslâmiye, Bediüzzaman Hazretleri’nin müceddid-i ahirzaman olarak “siyâset âlemindeki” vazifesine bakar. Bu vazife için Fihrist Risalesi’nde Bediüzzaman Hazretleri’nin tarihçe-i hayatı için “Siyaset âlemindeki safhayı mukaddeme-i meşrûtiyette İstanbul’a bir talebesinin gelmesiyle harb-i umûmînin nihayetine kadar olan devrede aynen görüyoruz.” şeklinde ifade edildiğini görüyoruz. Ayrıca siyâset-i âliye-i İslâmiye vazifesi için Bediüzzaman Hazretleri’nin “İslâm’ın hayat-ı içtimâiyesiyle” de münasebattâr ve o alandan da vazifeli olduğu açıkça ifade edilir. Bediüzzaman Hazretleri “Vatan ve millet ve din namına mükellef olduğum büyük bir vazifeyi, dünyaya bakmadığım için yapmadığımdan, hakîkat noktasında affolunmaz bir suç olduğuna ve bilmemek bana bir özür teşkil edemediğine, şimdi bu Afyon hapsinde kanâatim geldi.” diyerek Yeni Said Devresi’nde çok hikmete binâen bakılmayan “vatan ve millet ve din namına mükellef” olunan vazifenin “siyâset-i âliye-i İslâmiyeye” bakan bir vazife olduğunu anlıyoruz. Öyleyse âlem-i İslâm’ın şeriat-ı İslâmiyeye istinad eden ve ölçüleri Kur’ân ve sünnetten alınmış müstakil, âli ve yüksek bir siyaseti temsil eden “siyâset-i âliye-i İslâmiye” prensipleri Risale-i Nur’da münderiçtir. Bizim de “siyâset-i âliye-i İslâmiye”den kastımız bu mânâlardır. 

Siyâset-i âliye-i İslâmiye prensiplerinin içtimâî ve siyâsî hayata tatbik edilmesine Nur Talebeleri siyasallaşarak veya parti kurarak, devlet idaresine talip olmak manasında katılmazlar. Aktif siyasetten dâvâları adına kaçarlar. Çünkü Risale-i Nur hakikatleri Siyâset-i âliye-i İslâmiyeye dahi alet edilemez! Bu nokta dinin ve din düsturlarının siyasete alet edilemeyeceği hakikatidir. Bundan başka Nur Talebeleri asayişi bozmazlar ve idareye karışmazlar. Dini siyasete asla alet etmezler, alet edenleri de asla tasvip etmezler ve desteklemezler. Mümkünse siyaseti ve siyasetçiyi dine alet ve dost yapmaya çalışırlar. Siyâset-i âliye-i İslâmiye prensiplerinin hayata tatbikatını ise ehline bırakır, onlara bu prensipleri ihtar ve talim ederler. Bir nevi taallüm-ü siyaset yaparlar. Şahısların kendi hesabına siyasete girmelerine cevaz verildiğini, ancak Nurlar namına siyasete girilemeyeceğini bilirler. ”Sahabeler ve onlara benzeyen mücahidinden, Selef-i Salihinden başka, siyasetçi, ekserce tam müttaki dindar olamaz. Tam ve hakikî dindar, müttaki olanlar, siyasetçi olmazlar.” prensibini bilirler ve “maksad-ı aslî siyasetini yapanlarda din, ikinci derecede kalır, tebei hükmüne geçer” diye siyaseti aslî olarak yapanlarda dinin ikinci ve üçüncü dereceye düşeceğini, bir nevi dünyaya ve siyasete tabi ve alet olacağını bildiklerinden bu yolu tercih edenleri tasvip etmezler. Haklı tarafa ve Ahrarların devamı konumunda bulunan Demokratlara nokta-i istinad olurlar. Hürriyet-i şer’iyenin tesisinde ve istibdad-ı mutlakın kırılmasında Demokratlar ile müttefiktirler. Adalet-i hakikiye olan adalet-i mahzanın tesisini ders verirler. Müsbet hareket ederler, vazifelerini yapıp, vazife-i İlâhiyeye karışmazlar.

Siyâset-i âliye-i İslâmiyenin prensiplerini zaten İslâm şeriatı ortaya koymuştur. Çünkü “şeriat-ı İslâmiye, aklî bürhanlar üzerine müessestir. Bu şeriat, ulûm-i esasiyenin hayatî noktalarını tamamıyla tazammun etmiş olan ulûm ve fünundan mülâhhastır.”  Şeriat-ı İslâmiye aynı zamanda “…siyasetü’l-medeniye, nizamatü’l-âlem, hukuk, muamelât, adab-ı içtimaiye, vesaire vesaire gibi ulûm ve fünunun ihtiva ettikleri esasatın fihristesi”dir. Bu prensiplerin içtimâî ve siyâsî hayata taalluk eden noktalarını Bediüzzaman Hazretleri büyük bir vazife olarak addetmiş ve Risale-i Nur’a derc etmiştir. Bu prensipler ve esaslar siyâset-i âliye-i İslâmiyenin müsbet esaslarıdır. Bu esasları ekser olarak Eski Said Dönemi eserleri ihtiva ettiği gibi, Risale-i Nur’un muhtelif eserlerinde de bulmak mümkündür. Özellikle hayata tatbikat noktasında Emirdağ Lâhikası’nda önemli ölçüler verilmiştir. 

Meselâ “Şeriat da yüzde doksan dokuz ahlâk, ibadet, ahiret ve fazilete aittir; yüzde bir nispetinde siyâsete mütealliktir, onu da ulülemirlerimiz düşünsünler.”  denilmiştir. Bediüzzaman Hazretleri’nin Divan-ı Harb-i Örfi eserinde şeriat da yüzde bir nispetinde siyâsete müteallik olan kısmı ile ilgili vermiş olduğu oran, günlük tarafgirane ve taassubane işleyen menfî siyâset ölçüsü olmasa gerek. Çünkü Şeriat, arızalı ve zararlı olan içtimâî ve siyâsî prensiplerden beri ve paktır. Öyleyse şeriatın tarif ettiği yüzde bir nispetindeki siyâset, siyâset-i âliye-i İslâmiyeye bakan noktalardır. Bu noktalar cumhuriyet, demokrat manasında meşrûtiyet, adalet (adalet-i hakikiye), hürriyet (hürriyet-i şer’iye) ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibaret olan siyâset-i âliye-i İslâmiyenin esaslarıdır. Bu esaslar Risale-i Nur’da tarif edilmiş ve tatbikatının şartları için de çalışılmıştır. Bu tarifler müstakil olarak siyâset-i âliye-i İslâmiyeyi ihtiva eder. Ahirzamanda hükmeden ve Bediüzzaman Hazretleri’nin şeytandan kaçar gibi kaçtığı şerli ve menfî olarak tarif ettiği siyaset değildir.

Okunma Sayısı: 1307
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı