"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir ömür ki Hakk’a adanmış

Abdullah ŞAHİN
11 Mart 2018, Pazar
Her insanın önünde bir hedefi ve bir yaşayış gayesi vardır. Bunun şekli şemaili ve çizgileri kişiden kişiye farklılık gösterir.

Kimileri hep kendisi için bir şeyler ister ve sadece kendisi için yaşar. Bunlar toplumun ekseriyetini teşkil ederler.

Bir diğer grup ise, kendisi için çok şeyler istemekle birlikte, kısmen başkalarını da hatırlar. Bunlar da çoğunluk itibariyle, birinci grubun hemen arkasını takip eder.

Bir üçüncü grup var ki, bunların toplum içinde sayıları, adeta, zemheri içinde sineklerin sayısı kadardır. Temel vasıfları ise kendi nefislerinden önce başkalarını düşünme keyfiyetidir. Esas adları, toplum için nefes alıp veren “dâvâ adamları” olarak tesmiye olunup, bunlar, kemiyetçe az ve şartları çok ağır da olsa, manen ve keyfiyeten bir ordu gücünde ve kuvvetindedirler.

Yavrusunu yangından kurtarmak için gözünü kırpmadan kendini ateşler içine atıp feda eden annenin şefkati misali, toplumun dünya ve ahiret istikbali için kendilerini feda eden kahramanlardır bunlar.

Kemiyeten kaç kişi olduklarından ziyade keyfiyeten ne yaptıkları öne çıkan bu gönül erleri, semeresi kâmil insan olan bir fabrikanın, aynı gayeyle çarkeden elmas değerinde dişlileri gibidir.

Bunlar, şahs-ı manevînin dünya ve ahiret mutluluğunu temin eden prensipler havuzunda, bir buz parçası olan enaniyet ve kişiliklerini eritip, kalp atışlarının ritmini ‘ben’likten ‘biz’liğe yükseltenlerin ta kendileridirler.

Ömür sermayesini kullanırken, hayatının her anında ahiret yolcusu olmanın şuur ve farkındalığıyla, başta kendi nefislerini ıslah ve tezkiye şartıyla, ulaşabilecekleri her kalp ve gönüle “ahireti kurtarmak dâvâsı” şuurunu aşılayan güzide bir topluluktur onlar.

Bir diğer vasıfları, yaşadıkları toplum içinde asayişin manevî muhafızları olmakla birlikte, karıncayı bile incitmeyen kalp ve ruh ahvaline sahip olmakla birlikte, bedeli ne olursa olsun, zalimler karşısında asla eğilmeyip dik dururlar. Yalnız Allah’a kul ve O’na ram olmaya dayanan izzetlerini, emr-i İlâhî ve sünnet-i Peygamberî olan istişarî hayat felsefesi ile birleştirip bütünleştirdikleri için, boğucu dünya hadiselerindeki en ince sırları on ikiden avlayıp, neticelerinden menfi manada etkilenmezler.

Bunlara göre, görüş ve düşüncesi ne olursa olsun, mademki her insan bedenen Yaratan’ını tesbih eden trilyonlarca atom ve hücreleriyle müsebbih seyyar bir mescididir. Elbetteki bu vücuda yaratanın emri dışında tasarruf etmek Hukukullah’a bir başkaldırı ve katmerli bir zulümdür.

Bu durumda her biri pek kıymetdar trilyonlarca hücrenin hak ihlâlleri yarın Hak divanında kurulacak mahkeme-i Kübrada, zinhar, karşılığını bulacaktır.

İçinde bulunduğumuz, bütün zamanların en dehşetlisi olan ahir zamanın fırtınaları bir tsunami gibi önüne kattığı her şeyi kendi insafsız ölçüleri içinde yerle bir ederken, bu hâl, dâvâ adamı olmanın engel ve manilerini olabildiğince arttırarak zorlaştırmıştır.

Fakat fitne ve fesat asrının dağlar büyüklüğündeki küfür, dalâlet ve fitne ateşleri karşısında, İnayet-i İlâhi’yle her zorluğa göğüs gerip, asrın manevî yangınları içinde boğuşan insanlık ve özellikle genç nesil için göz yaşı döken ve bu göz yaşları dursun diye 6000 sayfalık muhteşem bir Kur’ân tefsiri telif eden Bediüzzaman, tefsirinin bir çok yerinde dâvâ adamı olabilmenin ve dâvâ adamı olarak yaşayıp hüsn-ü hatimeye erebilmenin kriterlerini vurgular.

Bu ahval içinde, ahir zaman mevsiminin yıldızları olan Bediüzzaman’ın talebeleri içinde, “Kâinata değişmem” diye iltifat ettiği “Sarsılmayan Adam” lâkaplı Zübeyir Gündüzalp Ağabey, hayatında “Dâvâsını yaşayan dâvâ adamı” olarak temayüz ederek, yaşayışıyla bizzat istikbalde gelecek dâvâ adamlarına rehberlik eder.

Onun dâvâ adamlığı anlayışına ışık tutan bir mektubundaki dâvâ adamı kriterlerinin bir kısmını paylaşarak yazımızı taçlandıralım:

Aziz, Muhterem Kardeşim…

Mademki İslâm’ın her derdine razı olduğunu bildiriyorsun, bu müjdenle bize aşk ve şevk veriyorsun, O halde iyi dinle:

Vazifen, dikenler arasında güller toplayacaksın. Ayağın çıplaktır, batacak. Elin açıktır, ısıracak; buna sevineceksin.

Karanlık zindanlara salarlarsa, ışık; paslı vicdanları görürsen, ümit; imansız kalplere rastlarsan nur vereceksin. 

Anadan, yardan, serden ayrılacaksın. Candan, gönülden Kur’ân’a sarılacaksın. Damla iken deniz, nefes iken tayfun olacaksın. Derdini yazmak için derini kâğıt, kanını mürekkep edeceksin. Kimse ile görüştürmezlerse, mecnun olup çöllere düşeceksin. Leylâ arar gibi Nur arayanları bulacaksın. Bulamazsan üzülmeyeceksin.

Makamlar, servetler verirlerse, nefsini unutacaksın.

Yalan, iftira, çamur fırtınasına tutulursan, hissiyatını terk edeceksin. Önünde demirden set yaparlarsa, dişinle deleceksin. Dağları toptan oymak gerekirse, iğne ile oyacaksın. Unutma! nerede olursan ol; küfrün ve cehlin tâ temelini çürüteceksin. Bir gün Kur’ân etrafındaki surların yıkıldığını görürsen; hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten, ahlâktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedailer ister. Nasıl, nasıl sen de içinde fedai olacak mısın?

Bu ve benzeri vasıfları en zirvede taşıyan güzel adamlar insanlık tarihinin yüz akı olan dâvâ adamlarıdır. Başta âlemlerin Efendisi Peygamberimiz (asm) olmak üzere bu devran onların hürmetine binlerce yıldır devredip durur. Onlar ve onların varisleri olan gönül erleri, her an aramızda ve vazife başındalar. Onlar asla güzel atlarından inmediler ve aldanıp da bırakıp gitmediler; her şeye rağmen “Yola devam” dediler, son nefeslerine kadar...

Okunma Sayısı: 1437
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı