"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çoban ve sürü hikâyesinden adalet hakikatine

Abdullah ŞAHİN
09 Temmuz 2017, Pazar
Adalet, her şeyden önce, zulüm etmemek, hak sahibine hakkını vermek ve haksızların da haksızlığını tescil edip, onları terbiye ve hizaya sokmak anlamlarına gelmektedir.

Yüce Kur'ân'ın dört esasından birinin adalet olması, adaleti varlık âleminin ihtiyaçlarının en ön sırasına yerleştirmiştir. Adalet gerçeği sahip olduğu bu özelliğiyle başta insanlık olmak üzere, varlık âleminin sulh-u umumisinin zembereğidir ve insanoğlunun ömrü boyunca seslendirdiği ve semavî kitapların da özellikle vurguladığı bir kavramdır. 

Adalet-i mahzâyı ifade eden “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.” (En’âm Sûresi: 6:164.) hakikatinde ve daha birçok âyette ifadesini bulan adalet hakikati, Kur’ân’ın dört ana esasından biridir.

İnsanların kaos ve kargaşalarda boğulduğu ahir zaman asrı ve gelecek asırların Kur'ân hakikatleri olan Risale-i Nur Tefsiri’nin Muhammed adlı eserinde Bediüzzaman, İslâmiyet hakikatinin kıyamete kadar hâkim olacak adalet-i İlâhiyenin tecellisi ve insaniyet-i kübrası olduğunu ifade eder:

"Dehre ve tabayi i beşere damen-i  kıyamete kadar hakim olacak, yalnız âlem-i kevnde adalet-i ezeliyenin tecelli ve timsali olan hakikat-i İslâmiyettir ki, asıl insaniyeti kübra denilen şey odur. İnsaniyet-i suğra denilen mehasin-i medeniyet, onun mukaddemesidir.” (Muhakemat 1. Makale 8. Mukaddeme) 

Bu günün dünyasında ve İslâm âlemi ile ülkemizde beşer hayatının olmazsa olmazı olan adalet hakikatinin başta yöneticiler, üniversiteler ve ilim adamları olmak üzere toplumun çoğu kesimlerinin bigâne ve ilgisiz bulunmalarına karşılık, bundan bir asır önce yine böyle sıkıntıların hâkim olduğu bir dönemde, Bediüzzaman  Osmanlı ülkesinin şarkının yalçın kayalıklarındaki çobanlar ve aşiret mensuplarından devlet ve ilim adamlarına kadar, adalet ve meşrûtiyetin ( Hak ve hukuka dayalı demokrasi anlamında) faziletlerini, dağ bayır demeden ve manilere aldırmadan dolaşarak herkese anlatmıştı. Bu yüksek sa'y ve gayretlerin bir ifadesi olan Münâzarât adlı eserinde bahsi geçen çoban, kurt ve sürü hikâyesi, beşerin hukuk ve adalet isteği dahil, günümüzdeki bir çok problemine ve onların çözüm yollarına ışık tutmaktadır:

"Elhasıl:

Başkasına itimad etmeyen, nefsiyle teşebbüs eder. Size bir misal söyleyeceğim: Siz göçersiniz. Göçerin malı koyundur; o işi bilirsiniz. Şimdi her biriniz, bazı koyunları bir çobanın uhdesine vermişsiniz. Halbuki çoban tenbel ve muavini kayıtsız, köpekleri değersiz; tamamıyla ona itimad etseniz, rahatla evlerinizde yatsanız, bîçare koyunları müstebid kurtlar ve hırsızlar ve belâlar içinde bıraksanız daha mı iyidir? Yoksa onun adem-i kifayetini bilmekle nevm-i gafleti terk edip hanesinden her biri bir kahraman gibi koşsun, koyunların etrafında halka tutup bir çobana bedel bin muhafız olmakla; hiçbir kurt ve hırsız cesaret etmesin daha mı iyidir? Acaba Mâmehuran hırsızlarını tövbekâr ve sofi eden şu sır değil midir?  (Münâzarât)

Misaldeki çoban ve yardımcıları belli, kurtlar ise dört tarafı sinsice işgal etmiş. Koyunlar ise  toplum olarak bizim sahip olduğumuz ve olmamız gereken bütün haklarımızdır. Peki bu haklara kimler nasıl sahip çıkacak, ve kurtlar mesabesinde olan ve hak ve adaleti yok etmek isteyen sebep ve amillere karşı nasıl mücadele edeceğiz?

Bunun yolu "Bana değmeyen yılan bin yaşasın, neme lâzım, padişahım çok yaşa, ben  bilmem ağam bilir vb." toplumu öldüren ve misaldeki kurtlar mesabesinde olan yersiz korku, atalet ve ümitsizliklerin kararlılıkla geride bırakılıp, menfi şartlara müsbet hareketle mukabelelere dayanan bir azim ve mücadeleyle,  bütün mesai ve gayretlerin hür adam, hür toplum, hür basın, hür üniversite, hür sendika, hür siyaset ve bütün bunları içine alan hür yargının teşekkülüne sarfedilmesinden geçer..

Bunun da en kısa yolu Hz. Rasûlullah'ın (asm), "Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Yönetici bir çobandır. Erkek, aile halkının çobanıdır. Kadın, kocasının evi ve çocukları için çobandır. Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlık yaptıklarınızdan sorumlusunuz." (Buhârî,  Müslim,  Ebû Dâvûd, İmâret 1, 13; Tirmizî) hadisindeki hakikatlerin anlaşılıp hayata geçirilmesiyle mümkündür.

Buradan hareketle, insan en başta kendi sorumluluk ve güdümünde olan akıl, kalp, fikir, göz, kulak, dil, şeheviye ve gadabiye vb. zahiri ve batınî duygularını Kur'ân ve İslâmiyetin prensipleriyle sınırlayıp had altına almasıyla bu problemlere çözüm bulacaktır. Aslında bu hasse ve duyguların fıtratı doğrultusunda işlettirilmesi adalet, aksine işlettirilmesi ise bir zulümdür. Buradaki sorumluluklar hak, hukuk ve adalet duygusunun temelidir. Hz. Muhammed'i (asm) "Muhammedü'l-Emin, Hz. Ebu Bekir'i "Sıddîk" Firavun' ve Nemrut'u "Zâlim", şeytanı ise "Lâin" yapan sır burada gizli ve buradan geçmektedir.

Netice olarak, kâinat ve varlık âleminin her köşesinde hâkim olup varlığını gösteren adalet hakikatine, başta her insanın kendi zat ve dünyasında olmak üzere, toplum ve millet hayatında ve varlık hayatının her yerinde adalet hakikatinin hâkimiyeti nispetinde beşerin hem dünyası, hem de ahireti mamur olacak. Adalet hakikatının tam hâkimiyetiyle ise insanlık zulüm ve haksızlıklardan kurtulup âlem gül-gülistan olacaktır inşallah. Bunu Rabbimizden duâ ve niyaz eyliyoruz. 

Rabbimiz bizi en büyük mahkeme olan Mahkeme-i Kübra’da adalet üzere yaşayışından dolayı mükâfatlandırdığı kullarından eylesin, zulme alkış tutanlardan ve zalimlerden eylemesin.

Okunma Sayısı: 1639
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdurrahman KOÇAK

    9.7.2017 22:56:40

    Teşekkürler sayın yazar.Bazı düzeltmeler var,tashih edilmesi gerekir."İnsanların kaos ve kargaşalarda boğulduğu ahir zaman asrı ve gelecek asırların Kur'ân hakikatleri olan Risale-i Nur Tefsiri’nin Muhammed adlı eserinde Bediüzzaman, İslâmiyet hakikatinin kıyamete kadar hâkim olacak adalet-i İlâhiyenin tecellisi ve insaniyet-i kübrası olduğunu ifade eder:"bu paragraftaki Muhammed adlı eser Muhakemat olası lazım." Osmanlı ülkesinin şarkının yalçın kayalıklarındaki çobanlar ve aşiret mensuplarından devlet ve ilim adamlarına kadar, adalet ve meşrûtiyetin ( Hak ve hukuka dayalı demokrasi anlamında) faziletlerini, dağ bayır demeden ve manilere aldırmadan dolaşarak herkese anlatmıştı.buradaki şarkının kelimesi şarkın olması gerekir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı