"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mücahede-i süyuftan, mücahede-i bi’s-suhufa

Abdullah ŞAHİN
01 Nisan 2018, Pazar
Her zaman ve asrın bir mukteziyatı ve cihad metodu vardır.

Elbette, cihad vasıtaları ve alet ve edevatı da buna göre farklılık gösterecektir.

Eski asırların silâhı olan ve daha çok kılıçla yapılan mücahede-i süyuf, zaman ve teknolojinin ilcaatları gereği en dehşetli zaman olan ahir zamanda kalem ve kitapla mücahedeye yani söyleyiş benzerliğiyle mücahede-i suhufa dönecektir. Burada “süyûf” kılıçlar anlamında ve “suhuf” ise yazılan veya okunan sayfalar anlamındadır. 

Eski kitaplarda verilen müjdelerde, ahir zamanda gelip İlây-ı Kelimetullah dâvâsını âleme ilân ve tebliğ edecek mühim zatın maddî silâh ve kılıç yerine manevî silâh ve kılıç olan kalem ve kitabı kullanacağıdır. Tabiî ki bunun gereği tabakat-ı beşer mücadele ve mücahedesinde savaş meydanları da değişmekte ve adeta oturduğu yerden teknolojinin tuşlarıyla büyük savaşlar ve zaferlere imza attığını zanneden çocuk misali, büyük savaşlar, kitap ve teknoloji masalarına kayacak ve orada şekillenecektir. Yani bu hususta, kemiyet olarak çok geniş olan savaş mey- danlarından, keyfiyet olarak kat kat daha geniş olan kitap ve diplomasi masaları esas olacaktır.

Zaman gösterdi ki bu asrın ve gelecek asırların Kur’ânî mücahade ve mücadele âlâtı yüz otuz parçadan meydana gelen Risale-i Nur eczalarıdır. Bu manevî silâhı ele etmekle ancak bu dehşetli asrın hücumlarına mukabele edilebilir.

Eski zamanda mücahede-i diniye ve Kur’âniyenin silâh ve diğer mühimmatlarına yapılan maddî ve manevî yardımların mahiyeti şimdi, Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “Manevî atom bombası” hüviyet ve hususiyetlerini taşıyan “Kur’ân hakikatleri ve neşriyatına yardım ve himmet” şekline dönüşmüstür. Buna himmet edenlerin ise, himmeti nispetinde, manen fethedilen kâinat kiymetindeki gönüllerin Rızay-ı İlâhiye müteveccih olan feyiz ve bereketinden hissedarlığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu hususta, Hz. Peygamber’in (asm), “Seninle bir kişinin imanının kurtulması senin için sahralar dolusu kırmızı koyun ve deve tasaddukundan daha hayırlıdır” hadisini daima akılda tutmamız gerekmektedir.

Gelelim ahir zamanın en dehşetli manevî cihad meydanlarındaki Yeni Asya’nın rolüne:

Yeni Asya, zor mücadele ve mücahede şartlarına rağmen, taşıdığı misyon ve bütün gayretleriyle, yukarıda sözünü ettiğimiz mücahede techizatının tanıtım ve ilânatını yapan Risale-i Nurlar’ın manevî mücahade meydanlarındaki dilidir. Bizim vazifemiz ise, “Yeni Asya’nın girmediği aile ve ocak kalmasın” parolasıyla onu tanıtmaktır.

Günlük gazeteyi teknolojik ortamda okumadan elde edilen faydalarla birlikte, teknolojinin insan sağlığına verdiği olumsuzlukları da göz ardı etmemeliyiz. Bu durumda gazeteyi, bire bir muhatabiyetle, her gün elimize alıp, kokusunu hissedip içindeki hakikatleri hazmederek okumanın yan tesiri sıfırdır.

Ya her gün Yeni Asya için bayisine takdim ettiğimiz manevî altın ve elmas değerindeki kuruşların değeri?

Risale-i Nurlar’a iki altın sayfasını ve baş yazarlığını tahsis eden Yeni Asya’nın asrın manevî kuraklığında Kur’ân ve İslâmiyet suyuyla sulanmasına vesile olduğu, “essebeb-i ke’l fâil” -sebep olan yapan gibidir- sırrıyla çatlamış kalp ve dudakları manevî iman suyuna kandırmanın hissedarlığıdır.

Evet büyük dâvâlara yapılan himmet ve hizmetlerde zerre dağa, dünya zindanları manevî Cennet bahçelerine inkılâp eder.

Öyleyse, haydi bu ulvî dâvâya iki omuzumuzla maddî ve manevî desteğimizi arttırıp hizmet ve himmetimizi güncelleyelim, tanıtımında çekincelerimizi ortadan kaldırıp “Ne derler ve nasıl karşılanırım?” bahanesini ayak altına alıp şeytanın bacağını kıralım. Gayret bizden muvaffakıyet Allah’tandır.

Bir hatıra ile yazımı tamamlamak istiyorum: Günlük gazetemi almak üzere, takriben 1 km. uzaklıktaki gazete bayiime yaklaştığımda, 50-60 yaş aralığında biriyle karşılaştım. Kendisinin birden çok gazeteyi bayiden alıp ayrıldığını görünce, alelacele gazetemi alıp koşar adımlarla yanına yaklaşarak, “İyi bir gazete okuyucusu olduğunuz anlaşılıyor. Bu anlamda size muhtevası güncel ve zengin olan bu Yeni Asya gazetesini takdim etmek istiyorum, buyurun!” dedim. Kendisi önce biraz tereddüt etti ve bana “Bu gazete neden bahsediyor, önceliği nedir?” diye sorunca, ben “Önceliği kişi hürriyetleri ve topyekûn demokrasi olan bir gazetedir” dedim. Adam, teşekkürle mukabele ederek, “Daha sonra okurum” dedi. Ben tekrarla “Lütfen Yeni Asya ismini unutmayın” dedim ve ayrıldık. Yürümeye devam ettiğim anda sağ tarafta dükkânının kapısında müşteri bekleyen bir esnafa selâm vererek “Size eskimeyen bir gazete takdim etmek istiyorum” dedim. Maalmemnuniye tereddüt etmeden gazeteyi alıp teşekkür etti. Ben de gönül huzuru içinde evin yolunu tuttum.

Okunma Sayısı: 1407
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı