"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hukuk-u ibad, hukukullah hükmüne geçemiyor

Abdussamed Avcı
16 Temmuz 2017, Pazar
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin Adnan Menderes’e yazmış olduğu mektupta “seyyid’ül kavmi hâdimühüm” hadisini ders vermiştir.

Başvekile vermiş olduğu dersten bugünkü idareci, siyasî ve aslen hizmetkârlık makamında bulunan ve bu makamı tahakküm haline getiren kişilere birkaç hususu beyan edeceğiz.

İdare, yönetim ve vekillik temsil etmiş oldukları kurum ve kuruluşlara hizmetkârlıktır. Halk kendi duygu, düşünce ve yaşantısına uygun birisini kendisine ve ülkesine faydalı olsun diye temsilci olarak meşrûtiyet kanununca seçer.  Zira Üstadımız, Münâzarât adlı eserde meşrûtiyeti ve sual ve cevabın nasıl olacağını anlatırken “Meşrûtiyet kanunuyla sual ediniz. Yani içinizde bir iki zeki adamı intihap ediniz; tâ size vekil olarak müşteri olup, sual etsin, sizde dinleyiniz.”  diye hem kimler vekil olmalı ve vekilin asıl vazifesinin neler olması gerektiğini bildirmiştir. Dolayısıyla vekiller, idareciler ve müdürler vb. makamdakiler şahsî düşünce ve kendi kemalatlarını değil, temsil ettiği topluluğun duygu ve düşüncesini mecliste, okulda, işyerinde vb. yerlerde beyan eden merci olması gerekmektedir.  

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri başvekile vermiş olduğu derste şu ifadeleri kullanmıştır.” İslâmiyet’in ikinci bir kanun-u esasîsi şu hadîs-i şeriftir: “seyyid’ül kavmi hâdimühüm” hakikatiyle memuriyet bir hizmetkârlıktır; bir hâkimiyet ve benlik için tahakküm âleti değil. Bu zamanda terbiye-i İslâmiyenin noksaniyetiyle ve ubûdiyetin za’fiyetiyle benlik, enaniyet kuvvet bulmuş. Memuriyeti, hizmetkârlıktan çıkarıp, bir hâkimiyet ve müstebidane bir tahakküm ve mütekebbirane bir mertebe tarzına getirdiğinden, abdestsiz, kıblesiz namaz kılmak gibi; adalet olmaz esasiyle de bozulur ve hukuk-u ibad da zîr ü zeber olur. Hukuk-u ibad, Hukukullah hükmüne geçemiyor ki hak olabilsin; belki nefsanî haksızlıklara vesile olur.”

Hak bu olması gerekirken, peki ya bizim memurlarımız olan vekiller veya yöneticiler ne için iktidarda kalabilmek için icraatlarını tahakkümlerine âlet ediyorlar? Yukarıda da Üstadımızın beyan ettiği gibi, biz vatandaşların memurları olan idarecilerimiz hizmetkârlık vaatleri ile bilinen makamlara gelmişlerdir. Fakat seçildikten sonra memuriyeti hizmetkârlıktan çıkarıp kendi makamlarını korumak adına memuru olduğu vatandaşa tahakküm etmeye âlet etmişlerdir. “Bizler umumun vekiliyiz, temsilciyiz, yöneticisiyiz” diyerek umum halkın hukukuna girmişler de bizim mi haberimiz olmamış. “Ben varsam, siz varsınız” ifadesiyle patronlarını tahakküm altına almışlar da farkında olmamışız. Yapmış oldukları icraatları şahsî makamlarını korumak adına yapmışlar da kurmuş oldukları bu oyunda kukla olduğumuzu anlamamışız.

Elhasıl, Üstadımız ne de güzel söylemiş “Hukuk-u ibad, hukukullah hükmüne geçemiyor ki, hak olabilsin; belki nefsanî haksızlıklara vesile olur.” Bir idarecinin hakkı, hukuku vatandaşın memuru olmasından dolayı umumum hakkı yerine geçmiyor. Ancak o makamda olanın nefsanî olan tasarruflarına haksızlıklarına vesile oluyor. Dolayısıyla halk, yani biz olan bu vatanın evlâtları çalıştırdıkları memurlarının hakkını verip kendi haklarına tecavüz ettirmemeli. Memur hizmetkarlığını bilmeli, patron da vakarını takınıp hakkıyla vazifesini yerine getirmeli.

Okunma Sayısı: 815
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı