"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kıskandalya!

Adnan NACİR
20 Mart 2017, Pazartesi
Gün geçmiyor ki bir ülkenin daha bizi kıskandığını duymayalım.

Önce Almanya’nın bizi kıskandığını duyduk. Sonra Avrupa Birliği ülkelerinin bizi kıskandıklarını devlet büyüklerimiz ifade etti. Daha ötesini de söylediler, Batı komple bizi kıskanıyordu! Tabiî, Ortadoğu’da oyun kuruculuk rolünü üstlenip yaprak düşüş vizelerini biz dağıtmaya başlayınca, kuzeyimizdeki Rusya ve doğumuzdaki İran da bizi kıskanmaya başladı. 

Kıskanılan bir ülke olmak bize gurur veriyor. Tabiî, gönül isterdi ki sadece imrensinler. Heyetler gönderip incelemeler yapsınlar. “Peki, bizim en çok neyimizi kıskanıyorlar?” derseniz, öncelikle havalimanlarımızı ve en çok da daha yapımı süren üçüncüsünü. Sonra yol (özellikle duble olanlarını) ve köprülerimizi, Londra ile Pekin’i birbirine bağlayan tünellerimizi, ekonomik gelişmişliğimizi... Sırf ekonomimizi çökertmek için doları yükselttikçe yükselttiler. Kendi kendine yeten nadir ülkelerden biri iken, bizi arpa, buğday, saman ve daha bir çok tarım ürünü ithal edecek hale getirdiler. İşsizlik oranlarımız yükselsin diye bazı fabrikalarımızı ve işyerlerimizi kapattırdılar. Yeter ki bir insanın içi fesat olsun, en olmayacak şeyi bile kıskanıyor. Meselâ, Suriye’de gerçekleştirdiğimiz Şah Fırat Operasyonu sonrasında içerisinde dönemin başbakanının da olduğu savaş odası görüntüleri basına verilmişti. Kıskanç Putin hemen akabinde nazire yapar gibi üç katlı ve devasa Rus savaş odasının görüntülerini yayınlattı. 

İçerde ise maalesef skandal haberleri bitmiyor. Gazeteciler hapishanelere tıkılıyor. Somut delilleri bırakın, bazılarının hakkında iddianame bile hazırlanmamış olabiliyor. İhbar mektupları ve istihbarat raporları yeterli sayılıyor. Bu yazının yayınlandığı gün itibarıyla 20. gününü tutuklu geçirecek olan Yeni Asya muhabiri Nur Ener de mağdur gazetecilerden biri. İnsanlar suç işlememiş olsalar bile KHK’larla işlerinden çıkarılabiliyor. 

16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği referandumunda “hayır” oyu vereceğini duyuran bütün sivil toplum kuruluşları her gün farklı bir yerde engellemeyle karşılaşıyor. Keyfi bir şekilde toplantıları ve panelleri iptal ediliyor. Yeni Asya Vakfı’nın her yıl tertiplediği Risale-i Nur eksenli kongresinin bu yıl yapılacak 12.’si de aylar öncesinden organizasyon bilinmesine ve salon ücretinin ödenmesine rağmen iptal edildi. Anadolu Gençlik Derneği (eski adıyla Millî Gençlik Vakfı) ve Furkan Vakfı gibi muhafazakâr oluşumlar da aynı muameleden nasibini alıyor. MHP’li muhalif Meral Akşener, Sinan Oğan ve Yusuf Halaçoğlu gibi isimler yine bu tarz engellemelerle karşılaşıp üstüne fizikî saldırılara da maruz kalanlardan. Saadet Partisi de kendilerine salon tahsis edilmediğinden ve keyfi engellemelerden şikâyetçi. 

Politik gündemle ilgisi olmayan bir skandaldan da söz etmek istiyorum. 1 Mart 2017 tarihli Gazete Duvar haberine göre; Van depremi sonrası Sakarya’ya yerleşen ve babası kanser hastası olduğu için çalışmak zorunda kalan 16 yaşındaki bir çocuk, yaşı tutmadığı için amcasının oğluna ait kimliği kullanarak bir baraj inşaatında çalışmaya başladı. İnşaat alanında yerde bulduğu tesbihe benzeyen ve hoşuna giden bir cismi, izin alarak cebine koydu ve evine götürdü. Tesbihe benzeyen bu cisim, baraj inşaatında radyografide kullanılan ve radyoaktif özellikli iridyum kaynağıydı. Çocuk eve gidinceye kadar arka cebinde bu cismi taşıdı. Ev halkına gösterdi, onlar da kısa bir süre bu maddeyle temas ettiler. Etkisini hemen gösterip vücudunda yanıklar ve yaralar oluşunca hastaneye gitti ve durum anlaşılıp bölge karantinaya alındı. Bu cismin etkisinin aynı anda 300 bin röntgen filmi çekilmekle maruz kalınacak radyoaktif etkiye eşit olduğu söyleniyor. 

Tek bir skandal değil; çocuğun çalışmak zorunda kalması, çalışabilmek için usûlsüzlük yapması ve kimsenin bunu fark etmemesi, radyoaktif bir maddenin yere düşürülmesi, yerde bulunan maddenin ne olduğunu kimsenin bilmemesi ve alınmasına izin verilmesi hususlarının her biri ayrı birer skandaldır. Doğrudan temas edenler bir yana, çocuğun seyahat ettiği ulaşım araçlarındaki kişilerin bile kanser riski ile karşı karşıya olduğu bildiriliyor. 

Dışarıdan bakanların kıskandığı ve içerdekilerin skandallardan yaka silktiği bir ülke olmak da bir skandaldır. Böyle bir ülkeye isim bulmak gerekirse “Kıskandalya” derim ben. Radyoaktif, gazete aktif ve bürokrasi aktif özellikli bir cisim, “millî iradeyum” diyerek kendini dillerde zikir ve ellerde tesbih olarak dolaştırmaya devam ediyor. Uzaktan bakınca parlak duran, temas edeni yakan bir cisim bu. Rabbim, kanser olmadan kurtulmayı nasip etsin. 

Okunma Sayısı: 1148
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet Kaya

    20.03.2017 11:59:10

    Amin inşallah tez zamanda kurtuluruz...

  • GAZİ

    20.03.2017 08:58:31

    O kadar kıskanılıyoruz kiiii bir şekilde ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanların hemen hemen hepsi bizi kıskanan AVRUPAya, AMERİKAya ya da AVUSTURALYAya kaçıyor ne hikmetse. O kadar kıskanılıyoruz yani....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı