"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Azrail'i o gün hissettim''

26 Temmuz 2018, Perşembe 02:07
Azrail’i hissettiğini söyleyen Dr. Zübeyde Doğruöz, “Hastaya hava verirken birden ince bir kıpırdanma oldu ve aynı anda yanağımda bir rüzgâr. Net olarak hissettim rüzgârı ve aynı anda kalbi durdu hastanın. Hepsi aynı anda olunca ‘Azrail bu’ dedim” diye konuştu.

Dr. Zübeyde Doğruöz Kul anlatıyor:

Daha önce Azrail’i hiç hissettiniz mi ya da temas ettiniz mi?

Ben ettim.. buyrun;

Yıl 2002 Tıp Fakültesi son sınıftayım. Artık bütün eğitimler bitti ve stajer doktorluk yapıyoruz.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne bağlı İbni-Sina Hastanesi acilinde gece nöbetindeyiz. Saat gece 1 civarı. Genelde o saatte acil sakinler ve nöbetleşe dinlenirdik. Tam dinlenmeye gideceğiz bir anons geldi. “Acil yaralı hasta! Hazır olun!”

 5 dakika sonra 35 yaşlarında kafasından silâhla vurulmuş genç bir hasta getirdiler. Bilinci kapalı idi, ama hâlâ yaşıyordu. Hemen müdahaleye alındı. İlk müdahele yapılırken; kulakları sağır eden bir ses;

“Babammm ... Babammm.. Neden yaptın? Beni neden bıraktın...” diye bağıran, ama yürek yakan bir ses. Adamın 15 yaşındaki oğlu. Tutamıyorlar çocuğu. “Babamı istiyorummmm” diye bağırıyor... Bu benim ilk acil hastam. 

 Çocuğun çığlıkları eşliğinde müdahale sürüyor, lâkin beyninden vurmuş kendini adam. Çok da umut yok yani. Önce solunumu gitti. Ambu dediğimiz bir aletle hava vermeye başladık hastaya ve tek bir odaya aldık. Asistan “Ben MR sonuçlarını almaya gidiyorum, sen devam et” dedi. Oda küçük ve penceresiz bir oda idi. Kapı da kapalıydı. Yani odada hava akımı yapacak bir durum yoktu .. 

 Hastaya hava verirken birden ince bir kıpırdanma oldu ve aynı anda yanağımda bir rüzgâr. Net olarak hissettim rüzgârı ve aynı anda kalbi durdu hastanın. Hepsi aynı anda olunca “Azrail bu” dedim. Hastanın dönüşü yok artık. Ebedî yolculuğa çıktı. Anlamıştım. Asistan geldi hemen... ama hiç ellemedi.. Dönüşü olmadığını tecrübeleri ile biliyordu. Sonra o odadan çıktı. Ve ben oturdum tam yarım saat hastanın başında ağladım...

Bu benim kaybettiğim ilk hastaydı. Tanımıyordum, ama kalbim acımıştı. Çünkü hocalarım bana yaşatmak için eğitim vermişlerdi. İşin içinde hastayı kaybetmenin de olduğunu ve bunun çok acı olduğunu o gün daha iyi anlamıştım. 

Azrail (as) ile de ilk o gün temas etmiştim. Ilık bir meltem rüzgârıydı. Allah o adamın da taksiratını affetsin. Bu hayatın en acı gerçeği ölüm.

Rabbim bizlere de önce hayırlı bir ömür ve sonunda da hayırlı bir ölüm versin. 

Sağlıcakla kalın.

Etiketler: ölüm, tefekkür
Okunma Sayısı: 4660
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı