"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Camilerimiz yerli ve millî mi olmalı?

Ahmet BATTAL
28 Ağustos 2018, Salı
Saygıdeğer Diyanet İşleri Başkanı, Sosyal medyada da dikkatinizi çekiyordur. Hutbe ve vaazların siyasi içerikli oluşundan rahatsız olan geniş bir kitle var.

Bunlara “…öcü” ya da “vatan haini” damgası vurarak sizi “güya destek”leyenlere lütfen dikkat ediniz. 

Siz, Diyanet olarak, eleştirilerin mahiyetine bakınız. Dinen haklı ise gereğini yapınız. 

Bilirsiniz ve biliniz; Cuma vaazlarından ve hutbelerinden rahatsız olduğu için Cuma namazı yerine ve Cuma namazı niyetine sabah namazı kılmak üzere camiye giden samimi mü’minler var. 

Yanlış yapıyorlar. Ama sebebi var. Ve düzeltmek sizin vazifeniz. 

Ve unutmayınız tarih boyunca bütün sapık akımlar bu tür “tercih”lerin ürünü.

Hem adamı denize atıp hem de adama “neden yılana sarılıyorsun” demek anlamlı değil. 

İşin başka bir boyutu daha var. 

Camiler hızla “yerli ve milli cami”lere dönüyor. 

Başlıktaki sorumuz öncelikle size yöneliktir. 

Bayram hutbesinde, vaazlarda ve Cuma hutbelerinde kullanılan kelimeler her yönden doğru seçilmiş olmalı. 

Çat pat Türkçe bilen bir Arab’ın ya da bir Acem’in ve hatta bir Azeri’nin Türkiye’de herhangi bir camide şu dua cümlelerini duyduğunu düşününüz:

“Allah’ım devletimizi, milletimizi ve ülkemizi koru ve yücelt.”

Bu cümlelerin hemen önünde ya da hemen ardında ümmetin ve İslam âleminin korunması ve yüceltilmesi duası yoksa, o misafir bu duaya amin derken ne hisseder? 

“Bu cemaat acaba beni, milletimi, devletimi ve ülkemi neden görmezden geliyor” diye düşünüp kederlenmez mi?

Bu cümleleri ifade eden vaiz ya da imam dinleyenlerden “dünya barışı” için de dua istememişse, Kur’an’ın sulhu emreden ayetlerini pas geçmiş olmaz mı? 

Kur’an’ın dili ve hitabı evrensel ise –ki öyledir- imamlarımızın ve vaizlerimizin dili neden bu kadar ülkesel ya da yereldir? 

Türkçe ibadet tartışmalarının ümmet aleyhine ama görünüşte millet lehine bid’alarla sonuçlandığı otuzlu ve kırklı yıllara geri dönmek istemeyeceğinize göre? 

“Türk’ün camisi - Arab’ın camisi” ayrımını din dışı bulduğunuza göre?

Lütfen bu yanlış gidişe dur deyiniz. 

Okunma Sayısı: 2280
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • akif ceylan

    29.8.2018 00:48:12

    Her işte bir hayır vardır.Abuk sabuk hutbeler olmasa biz halâ cuma kılıyor olacaktık.Oysa biliyorduk ki Diyanet kurulduğundan beri Devletin ve iktidarın sesiydi.Bunu bugüm farkedebilmiş olmamız bizim ayıbımız.Bırakalım Diyanetin ibadethaneleri hitap ettikleri kitlelerin olsun.Mü"min için yeryüzü mesciddir.Kimse siyasallaşmış kamu işletmeleri olan camilere mecbur değildir.

  • Ömer Yavuz

    28.8.2018 18:15:30

    Kalplerimizdeki bu yarayı gündeme aldığınız Allah razı olsun. Buna ek olarak hutbelerde birçok sünnete aykırı uygululamarda gözümüze çarpıyor ve bunlar bizleri çok üzüyor. İnşaallah müslüman kardeşlerimiz bilinç kazanır ve diyanet işlerimizde gereğini yapar.

  • HÜSEYİN İLHAN

    28.8.2018 13:57:13

    Muhterem hocam ALLAH sizden razı olsun.Ne yazık ki camiler siyasetin arena ve probaganda yerine döndürülüyor.Bahsettiğiniz hususlar ise büyük bir kesimi maalesef camiden uzaklaştırıyor,dinimizin rahatlatan,huzura kavuşturan,kucaklayan ve milli birliğe farkında olmadan mı bilemiyorum amma yara açan hale getiriliyor. Cami kürsüsü ve minberi siyasetçinin probaganda yeri değil ve olamaz.İtiraf ettikleri kusur için camiden farklı sözlerin vaaz-hutbe adı altında dillendirilip probaganda yapılması başta CİHANŞUMUL olan dinimize hakaret ve tahribattır. D.işleri başkanı ya inandığı dinin ve yüce rabbimizin emrine riayet ederek vazifesini yapsın ya da bu işe alet olup suça ortak olmasın.

  • Gündüz Alp

    28.8.2018 11:53:52

    Sayın Battal, bu minvalde o kadar çok yazı yazdınız ki. Bütün bu aydınlatıcı ve uyarıcı yazılara rağmen, "huylu huyundan vazgeçer mi?" dedirtircesine, yine bildiklerini okumaya devam ediyorlar. Siyasetin girmediği yer sanki kalmadı gibi. Okul, kışla,cami, spor...Ve her nereye girmişse oradaki dirlik ve düzeni bozmuştur. Toptancılık etmeden elbette menfi ve menfaatçi siyasetten bahsediyoruz. "Milli ve yerli" argümanı her derde deva merhem sanki. "Nalıncı keseri" gibi iktidarın ikbal ve istikbali için çok kullanışlı, kitleleri harekete geçiren etkili bir aparat. Devlet de millet iradesi de bir şahsın iktidarda olmasıyla daim ve kaim. Ülkenin -hatta İslâm Dünyasının- ikbali de istikbali de onunla var olacağına, onunla özdeşleştirilmiş ve buna inandırılmış kitleler. Bu "yanlışa dur diyecek" siyasal ve toplumsal ciddi ve etkili bir muhalefet de ortalıkta şu an görünmüyor. Allah sonumuzu hayreylesin.

  • A. AYDIN

    28.8.2018 11:45:50

    Minare, minber veya kürsüye Türk Bayrağı asılmasını da aynı yaklaşım içinde değerlendirmeliyiz. Zira camiler devletin dairesi değil, Kabenin şubeleridir. Camideki muhataplarımız, vatandaşlar değil, ümmetin fertleri müminlerdir. Beytüllah bizde olsa, duvarına kendi bayrağımızı mı asacağız?

  • HÜSEYİN SÖNMEZ

    28.8.2018 08:03:33

    Kurban Bayramı namazı sonrası duanın yarısından fazlası idarecilerimize ayırdılar, içimden amin demek gelmedi. Demek idarecilerimizi yanlış seçiyoruz ki, hataları sonrası habire dua ettiriliyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı