"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Devletçilik, CHP ve AKMHP

Ahmet BATTAL
23 Ekim 2018, Salı
Son kriz (olmayan kriz!) sebebiyle AKMHP’nin aslında hangi iktisadî sisteme taraftar olduğu hususunda da bazı değerlendirmeler yazılıp söylendi.

En doğru tesbit ise AKP’nin hemen hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da yalpaladığı ve hatta zikzak çizdiği tesbiti idi. 

Gerçekten AKP kurulduğunda “piyasa ekonomisi”nden yana olduğunu açıklamıştı. Bugün geldiğimiz noktada ise koyu bir devletçiliğin, ama ilkesiz ve yalapşap biçimde uygulandığını söylemek zor olmasa gerek. 

Aşağıdaki cümleleri AKP’nin kuruluşta hazırlayıp deklare ettiği ve web sayfasından da ulaşılabilen “parti programı”ndan aldık: 

***

Partimiz aşağıdaki temel ilkeleri benimser;

• Ekonomik gelişmenin kaynağı ve hedefi olarak insanı esas alır.

• Tüm kurum ve kurallarıyla işleyen piyasa ekonomisinden yanadır.

• Devletin ilke olarak her türlü ekonomik faaliyetin dışında olması gerektiğini benimser.

• Devletin ekonomideki işlevini düzenleyici ve denetleyici olarak tanımlar.

• Özelleştirmeyi daha rasyonel bir ekonomik yapının oluşması için önemli bir araç olarak görür.

• Küreselleşmenin getirdiği yapısal dönüşümlerin en az maliyetle gerçekleştirilmesini savunur ve bunun en sağlıklı yolunun uluslararası rekabet gücünün arttırılması olduğuna inanır. Bu nedenle ülkemiz ekonomisinin rekabet gücünün artırılmasının, siyasi ve ekonomik geleceğimiz açısından stratejik önem taşıdığını kabul eder.

• Uluslararası bilgi birikimi ve tecrübenin transferinde önemli rol oynayan yabancı sermayenin, Türk ekonomisinin gelişmesine katkıda bulunacağına inanır.

• Avrupa Birliği, Dünya Bankası, IMF ve diğer uluslararası kuruluşlarla olan ilişkilerimizin, ekonomimizin ihtiyaçları ve ulusal çıkarlarımız doğrultusunda sürdürülmesi gerektiğine inanır.

***

AKP’nin kuruluşta verdiği bu sözleri son krizde ve öncesinde tümüyle unuttuğu açık. 

AKP’nin tatbik ettiği iktisat siyasetinin gerçek adını bulabilmek için ise önce CHP’nin “devletçilik ilkesi”ne bakmak gerekir. 

Prof. Dr. Mustafa A. Aysan’a ait olan ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun web sitesinde yer alan araştırma makalesine göre Prof. Dr. Afet İnan’ın “Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün El Yazıları” kitabında bizzat M. Kemal tarafından kaleme alınıp “Mutedil Devletçilik” olarak adlandırılan devletçilik ilkesinin anlamı şudur:

***

Türkiye’nin tatbik ettiği Devletçilik Sistemi, 19’uncu asırdan beri sosyalizm nazariyatçılarının ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu, Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye’ye has bir sistemdir. 

Devletçiliğin bizce mânâsı şudur: Fertlerin hususi faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin ve geniş bir memleketin bütün ihtiyaçlarını ve birçok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak memleket iktisadiyatını devletin eline almak.

Bizim takibini muvafık gördüğümüz (mutedil devletçilik) prensibi bütün istihsal ve tevzi vasıtalarını fertlerden alarak, milleti büsbütün başka esaslar dahilinde tanzim etmek gayesini takip eden ve hususî ve ferdî iktisadî teşebbüs ve faaliyete meydan bırakmayan sosyalizm prensibine müstenit kollektivizm, komünizm gibi bir sistem değildir.

Hülâsa, bizim takip ettiğimiz devletçilik, ferdî mesai ve faaliyeti esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha ve memleketi mamuriyete eriştirmek için milletin umumî ve yüksek menfaatlerinin icap ettirdiği işlerde, bilhassa iktisadî sahada, devleti fiilen alâkadar etmektir.

***

CHP’nin altı okundan biri olan devletçiliği tarif eden yukarıdaki uzun açıklamada yer alan “memleket iktisadiyatını devletin eline almak” kısmına bilhassa dikkat.

Bir de, kayda değmez ama MHP’nin en az CHP kadar devletçilik ilkesine sahip çıktığını da hatırlatalım. Ve …

Şimdi soralım:

Türkiye’de, el’an, “tüm kurum ve kurallarıyla işleyen piyasa ekonomisinden yana” olan ve “devletin ilke olarak her türlü ekonomik faaliyetin dışında olması gerektiğini” benimseyen demokrat bir siyasi iktidar mı yoksa CHP’nin devletçilik ilkesini hakkıyla uygulayan bir iktidar mı iş başındadır? 

“Devletçilikte AKP CHP’yi solladı” dediğimizde kızan ve delilimizi soran dostlar cevabımıza cevap versin. Varsa!

Okunma Sayısı: 1775
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    23.10.2018 12:02:38

    İnternet sitesinden de herkesin rahatlıkla görebileceği iktidar partisinin programındaki hedefler ile temel ilkelerin neresindeyiz? Asıl sorgulanması gereken de budur. Hedef ve temel ilkeleri deklare ederek halktan oy isteyen ve ardından iktidara gelerek 16 yıl ülkeyi tek tabanca idare eden kadrolar bunları neden gerçekleştirmediler? Üstelik ileri demokrasi, hukukun üstünlüğü ve AB deyip sonuçta ülkeyi tek adamlık sistemine getirmeleri de ayrıca sorgulanması gereken bir diğer konudur. Bunların sebebi geleceğimiz adına mutlaka sorgulanması icap eder. Siyasal, sosyal/toplumsal ve ekonomik hayatın güven istikrar içinde devamı, toplumsal barış ve huzurun temin ve tesisi, demokrasi ve hukukun kesintiye uğramaması için bunu yapmak zorundayız. Yoksa yürekleri ve cepleri yakan süreçlerden yakamızı kurtaramayız. Yazınız için teşekkürler.

  • Gündüz Alp

    23.10.2018 11:43:03

    Sayın Battal, o kadar enteresan ve ilginç bir siyasal süreç yaşıyoruz ki gülmemek mümkün değil. Şöyle ki, bir yanda "bu ce-ha-pe var ya bu ce-ha-pe..." diyerek meydanlarda o partinin "cemaziyel evvelini" dillendiren ve fakat öte yanda halka şikayet ettiği partinin "devletçilik ilkesini" uygulamak konusunda halk partisini geçtiğini söyleyebiliriz. "Bu kadar özelleştirme yapıldı nasıl olur? " denebilir. Mesele sadece kamu mallarını yandaşa satmakla piyasa ekonomisini tesis etmeye yetmiyor. Ekonomik hayat dışında kendini hissettiren, "insanı yaşat ki..." felsefesinin aksine, devleti önceleyen ve kutsayan ağır ve katı bir "devletçilik" ideolojisinin hâkim konuma getirilmeye çalışıldığı "and" konusunda görüyoruz. En ateşli savunucusu da küçük muktedir ortak. Demokrasi ve hukuk taraftarı siyasetçilerin bu meselede tarafı demokrasi ve hukukun üstünlüğü olmalıdır. And'ın siyasal, sosyal ve ekonomik hayata bir katkısı olmamıştır bundan sonra da olmayacaktır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı