"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Doğru teşhis doğru tedavinin şartı (3)

Ahmet BATTAL
22 Kasım 2016, Salı
ABD’de siyaset bilimi hocası olan Prof. Dr. Hakan Yavuz’un Hürriyet’e verdiği röportajda yer alan tesbitleri incelemeye devam edelim:

Röportajda, “Özgürlükçü bir demokrasi istiyorsak, siyasal İslam, bastırılması, kontrol altında tutulması gereken bir şey mi olmalı? Güçlendiğinde kendimizi bir gül bahçesinde bulmadığımızı gördük... Bu paradoks nasıl çözülür” sorularına da şöyle cevap veriyor:

“İslam, dinimiz. Siyasi kültürümüzü besleyen en önemli sembollerimizin kaynağı. Diğer dinler gibi demokrasi ile uzlaşmıyor. Uzlaşması da şart değil. İlahi kaideler ile toplumun fikir birliği içinde inşa ettiği kaidelerin her zaman uzlaşması zor. Birinin temelinde vahiy diğerinin akıl var. Müslüman ülkelerdeki deneyimler İslamî siyasi hareketlerin başarısız olduğunu gösterdi. Bu, ‘Din dışlansın’ demek değil. Siyaset ve kamu alanında olabilir. Ama devlet yapısının dışında tutulmalı.”

Cevaptaki “bilim din ya da akıl vahiy ilişkisi meselesi” bir yana İslam’ın demokrasi ile asla uzlaşmayacağı varsayımı aslında gerçek demokratların işbaşında olduğu ve AB hedefinin gerçekten ciddiye alındığı yıllar için geçerli değil. Ama belki de Hakan Yavuz bu dönemleri yeterince incelememiş.

Yine “çalışmalarınızda yıllarca Cemaat’i, AK Parti’yi, İslam’ın demokrasiye açılan kapısı olarak ele almışsınız. Düş kırıklığı yaşadınız mı” sorusuna da şöyle cevap vermiş:

“Çok umutluydum. İslam’la demokrasinin, modernitenin sentezinin yapılabileceğini düşündüm. Büyük beklentiler içinde birçok çalışmaya imza attım ama endişelerime de yer verdim. 2008’de gidişatın çok kötü olduğunu gördüm. Hürriyet gazetesinde attığım çığlığa Cemaat kulaklarını kapadı ve beni hedef tahtasına oturttu.”

Bu cevaptan anlıyoruz ki Hakan Yavuz henüz İslam ve demokrasi konusunda doğru yaklaşıma sahip bir cemaat ile de bir siyasi akım ile de buluşamamış. Yeni Asya’nın konu ile ilgili yayınlarını kendisine tavsiye ederiz.

Son soru şu: “Ayağa kalkmak için ne yapılmalı?”

Cevap ise şöyle: “Avrupa’dan kopmak, ABD ile düşmanca ilişkiler çok zararlı olur. Türkiye müttefiksiz yaşayamaz. Bu müttefik de Rusya olamaz. AB’nin bizi aşağılamasına izin vermemeliyiz ama onların anlayacağı bir dille konuşmalıyız. Siyasi ve ekonomik kıblemiz Brüksel’dir. Öyle kalmalıdır.

Bu cevapta “kıble” kelimesinin kullanılması belki rahatsız edici. Ama cevap ana bakış açısı ve mana itibariyle doğru.

Daha da önemlisi AB ile ilişkilerimizin en önemli yönü de aslında İslam’ı temsil eden “biz” ile demokrasiyi temsil eden “AB” arasındaki ilişkiler meselesidir. Yani AB ile Türkiye uyumlulaştığında İslam ile demokrasi de uyumlu hale gelmiş olacak.

Bu sonuç ise dünyanın sulh-u umumiye yani genel barışa ulaşmasına kapı açacak kadar önemli bir sonuç.

Bizi AB’ye -iç politika rüşvetleri hatırına- üye yapmaya çalışırken ihtiyaç kalmayınca vazgeçip bu sefer yine politik hesaplar uğruna bizi AB’den koparmaya ve ne idüğü belirsiz Şangay yollarına savurmaya çalışanların kulakları galiba çınlayacak!

Varsın çınlasın… 

Okunma Sayısı: 1628
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Garib Doğu

    22.11.2016 19:37:54

    İslami idare ile demokrasi arasındaki çizgilere hiç dikkat edilmedi. Hangi tarafları uyuşuyor,hangileri uyuşmuyor nazara alınmadı.Uyuşan taraflara;daha iyilerini ilave etme cihetine gidilmedi.Aslında adına ister demokrasi,ister islami idare değin, çok daha mükemmel bir sistemi ortaya koyabilirdik. Ve dünyanın nazarı dikkatini celb edebilirdik. Biz ne islami idare sisteminin demokratik idareden üstün olduğunu anlatabildik ve nede fiilen uygulaya bildik,gösterebildik. Bilhassa islamın kılı kırk yaran hukuk sistemini devlet hayatında gösterebilseydik,özellikle islamın iktisadi hayatını yaşayabilseydik,bütün dünyanın gözü bize çevrilebilirdi. Ve süper güç bir devlet olma yolunda hızla ilerleyebilirdik...

  • Abdurrahman KOÇAK

    22.11.2016 18:55:33

    Zati alinizi tenzih ederim...Fakat kariyer sahibi bir çok zat prf.lar yazarlar hadiselere ve oluşumlara geniş çerçevede bakamıyorlar yada bakmıyorlar...Yazınızdada bahsetiğiniz siyaset bilim hocası gibi...Ak parti ve cemaat konusunda balıklama dalışlar yaptılar daha sonra şöyle böyle vs...aynı şey hem Türk solunda hem Türk sağında kısır döngü...Zahmet edip Bediüzzamanı ve eserlerini inceleseler bu tür sıkıntılara girmeyecekler...AB konusunu maalesef Türkiyede Yeni Asya ve gerçek demokrat iktidarlardan başkaları anlayamadılar....

  • demokrat

    22.11.2016 13:03:42

    AB'NİN bizi istemesi ve dışlaması nasıl siyasi manevra ise,bizden ab'yi istermiş gibi görünenlerle,istemezmiş gibi görünenler aynı siyasi manevra içinde....

  • said yazar

    22.11.2016 06:17:54

    Sayın Hocam. Tebrikler. çok güzel konuları vukufiyetle analiz ediyorsunuzRabbim yar ve yardımcınız olsun. Selam ve dua ile

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı