"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Evet broşürlerindeki doğrular, yanlışlar ve eksikler

Ahmet BATTAL
21 Mart 2017, Salı 23:59
Referandumda neden “evet” denilmesi gerektiğini anlatan ve AKP Gençlik Kolları Başkanlığınca bastırılan bir broşürü sizin için inceledik. İşte sonuçlar:

1- Kapağa, başarı fotoğrafı olarak, İstanbul–Ankara arasındaki 450 kilometrelik yolu 4,5 saatte giden “hızlı tren”in fotoğrafı konulmuş. Pes!

2- Milletvekili seçilme yaşının 18’e düşürülmesi, kapakta, “Gençlerin Önündeki Son Yasak Kalkıyor” üst başlığı ile duyurulmuş. Ne yasağı? Bu nasıl “çeldirici” bir ifade? 

Kapakta “Her şey 27 Mayıs’ta başladı; Menderes’i astılar vesayeti başlattılar” başlığı var. Ama iç sayfada konuyla ilgili metinde 1950-60 arasında Menderes iktidarı döneminde bilhassa gizli Menderes düşmanlarınca Anayasa’daki boşluklardan da yararlanılarak yapılan siyasî tarafgirliklere tepki olarak 1961 Anayasasına konulmuş olan denge ve denetim mekanizmaları (çift meclis sistemi ve Anayasa Mahkemesi) tümüyle es geçilmiş. 

Asıl vesayet olan ideolojik vesayetin (Kemalizm mecburiyetinin) Anayasa’da aynen durduğu ise gizlenmiş.  

3- Uzun broşürde, kimsenin kolay kolay hayır diyemeyeceği basit doğrular (yargının tarafsızlığı gibi) baş tarafa konulmuş ve öne çıkarılmış. Tam bir hile. 

4- Başbakanın “Milletime Bir Ali Değil Bin Ali Feda Olsun” sözü iç manşette. Ama “seni, güya millet için, neden ve kim feda ediyor” sorusunun cevabı yok. 

Daha da önemlisi “AKP’nin 2002’deki çıkışının motor gücü olan ‘üç dönem kuralı’nın şimdi neden esamesi okunmuyor” sorusunun cevabı da yok!

5- Aynı sayfada başbakanın şu cümlesi var: “Mevcut durumla anayasanın mutlaka uyumlu hale getirilmesi lazım, bunun ülkede krize dönmemesi lazım.” 

Böyle “itiraf gibi” bir gerekçeyle savunulan bir değişikliğe, gerçek bir “sistem değişikliği” zannederek “evet” diyecek olanın aklına, şaşmak bile yetmez. 

“Ne faydası olacak” sorusuna verilen cevaplardaki yanlışlar ise daha da vahim. Bakalım: 

6- Siyasî istikrarın kalıcı hale geleceği ve koalisyonların tarihe karışacağı iddiası tamamen bir varsayım. Aksine biz dahil bir çok kişinin de yazıp gösterdiği üzere çok sayıda riske açık bir “denenmemiş sistem” bu.  

7- Yeni sistem için “hızlı ve etkili bir yürütme” denmiş, ama “frensiz bir mekanizma” itirazları nedense görmezden gelinmiş. Elbette “cevabı olmadığı” için. 

Bu konuda anayasa hukuku profesörlerinin yazıp söyledikleri yeterli. 

8- “Hükümet kendi işine odaklanacak, Meclis de kendi işine. Vesayet sistemi tamamen tasfiye edilecek” denmiş. 

Oysa seçim sistemi değişmedi ve ön seçim mecburiyeti de getirilmedi.  Normal şartlarda cumhurbaşkanı seçimde birinci gelen partinin genel başkanı olacağına ve onun yaptığı liste Mecliste de çoğunluğu oluşturduğuna göre, cumhurbaşkanı ne derse Mecliste de o olacak.  

Cumhurbaşkanı “kanuna gerek yok, ben kararname çıkarıyorum yeter, siz seçim bölgenizde gezin, bana bilgi ve talep getirin, nihai kararı da ben veririm” diyecek. İşte asıl vesayet bu. 

Esasen AKP’nin kuruluşundan ve iktidar oluşundan bu yana partinin yetkili kurullarının gerçek bir oylama ve oyçokluğu ile aldığı bir tek karar bile yok. Mesela cumhurbaşkanlığına, meclis başkanlığına ya da başkan vekilliklerine … aday belirlemede, hep, “temayül” yoklandı. Ve “tek yoklayıcı” ve “tek oy sayıcı” daima Erdoğan oldu. Sonuçları da o açıkladı. Bundan büyük vesayet mi var?

9- “Cumhurbaşkanı yüzde 50’nin üzerinde oy alarak seçileceği için siyasette birliktelik artacak, kutuplaşma azalacak” denilmiş. 

Bunun okunuşu şu: Bu güne kadar evlilik biçiminde koalisyonlar oluyordu. Şimdi ise fiilî koalisyonlar, yani nikâhsız birliktelikler olacak!

Hem şu da var: Kutuplaşmaları azaltan şey seçimlerde adabına uygun propaganda yapılması ve adabınca yapılan koalisyonlardır. Zaten bu günkü kutuplaşmışlık hali de bu iddianın yanlışlığını gösteriyor.  

   10- “Yargı vesayetinin son çırpınışları” başlığı altında HSYK’nın HSK olarak yeniden yapılandırılması anlatılıyor. Bu babda sadece 2010 referandumunda aynı minvalde yazılıp söylenenleri ve bugün gelinen noktada 2010 sonrası yargıda yaşanmış olan çirkin pazarlıkların “FETÖ” davalarındaki itiraf ifadelerine konu olduğunu hatırlamak yeterli. 

11- “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile Türkiye’de darbeler devri tamamen kapanıyor” başlıklı kısımda darbeler ve teşebbüslerin tarihçesi verilmiş. İyi, güzel. 

Ama hangi darbeye parlamenter sistemin sebep olduğu(!) anlatılmamış. Biliyoruz ki 27 Mayıs 1960’ın bahanesi “parlamenter sistem” değil, DP’nin ve Menderes’in siyasî icraatlarıydı. Aynı şekilde 12 Eylül 1980’in bahanesi de Anayasa’daki bir eksiklik sebebiyle Meclisin kilitlenmesi ve cumhurbaşkanının seçilememesi idi. Şimdi teklif edilen sistemde açmazlar o kadar çok ki… 

Ayrıca bu başlıkta 15 Temmuz darbe teşebbüsünün nasıl bir “sistem zaafı”nın ürünü olduğu da nedense açıklanmamış.

12- “Bu sistemin değişmesi şarttı” başlığı altında eski siyasetçilerin ve liderlerin “başkanlık sistemi” hakkında görüşlerine yer verilmiş. En ilginci Demirel’inki.

Demirel’in “Ben başkanlık sistemini kendim için değil, Türkiye için istiyorum” dediği yazılmış (kaynak belirtilmemiş). Ama bu sistemin olmazsa olmazı sayılacak olan seçim sistemi değişikliği meselesindeki görüşü atlanmış. 

Yok atlanmamış! O da yazılmış. Hem de aynen yazılmış. Şöyle: “Ben isterdim ki Türkiye dar bölge seçimine gitsin. Bilindiği üzere İstanbul’un 70 tane milletvekili var, kaç tanesini tanıyorsunuz? Halktan kopuk bir cumhuriyet olmaz.”

Yani Demirel özetle demiş ki  “Başkanlıkta başkanı Meclise hakim değil hadim yapmanın yolu Meclisi parti başkanının değil halkın seçmesidir, bunun yolu da dar bölge sistemidir”. 

Seçim sistemine dokunmadan ve bilhassa ön seçim getirmeden “başkanlık getirdik” ve “yasama yürütmeden bağımsız olacak” diyenler, hem de merhum Demirel’i de alet etmeye kalkarak, aslında kendilerini kandırıyorlar. Ama bunu bile tam yapamıyorlar. Zira mızrak çuvala sığmıyor!

Görün mızrağın ucunu, sizi bari kandırmasınlar, ey Milletim.

Okunma Sayısı: 4127
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Özcan Erkiş

    21.03.2017 15:05:11

    Sayın Battal, tenvir edici yazınız için teşekkürler. İktidar cenahının, muhtevadan çok slogan seviyesinde söylemlerle devam ettirilen kampanya-maalesef- bir algı operasyonu ve toplu hipnoz faaliyeti şeklinde cereyan etmektedir. Sizin gibi ehli hukuk ve akademisyen kişilerin sistemi mukayeseli olarak tetkik ve tahkik ederek vatandaşı tenvir etmesi hayati derecede ehemmiyetli. Propaganda yalan ve çarpıtma üzerinde gidiyor. Yazınızdaki 5'nci madde aslında "itiraf" olmakla tek adam sisteminin, yeni kriz ve kaosu netice verecek olması sebebiyle çok vahim bir durum arz etmektedir. Kandırılmamak temennisiyle.......

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı