"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fikrinden ahirette sorumlu olup, dünyada olmamak

Ahmet BATTAL
20 Ekim 2016, Perşembe
Fıkıh ve adalet hakkındaki bu yazıda Bediüzzaman’dan destek alacağız.

Bu sebeple önce Bediüzzaman’ın fıkıh alanında yeterliliğini ifade etmek üzere, onun, Osmanlı Devleti’nin son döneminde kurulmuş olan en yüksek resmî-ilmî meclisin (Dar-ül Hikmet-ül İslâmiye) üyesi ve “mahreç” payesine sahip bir âlim olduğunu hatırlatarak işe başlayalım. Ta ki hükmümüzün yere sağlam bastığını bütün okuyucularımız anlasın (Zira bir süre önce Gazi Üniversitesi’ndeki bir dindar profesörün bile, bir sohbetimizde bize, Bediüzzaman hakkında, “o zatın okuma yazması yokmuş, öyle mi” diye sorduğunu unutamıyoruz.).

Bediüzzaman, Emirdağ Lâhikası’nda yer alan ve Başbakan Menderes’e yazdığı bir mektubunda, o dönemde iktidar yetkisi kullanan bazı kişilerin particilik taraftarlığı ile yaptıkları toptancılık ve zulümlere işaret ediyor ve fıkhî hükmünü söylüyor: 

“Kur’ân’ın bir kanun-u esasîsi, muhabbet ve uhuvvet-i hakikiyeyi temin eden ve bu millet-i İslâmiyeyi ve memleketi büyük tehlikeden kurtaran bu kanun-u esasî ki, ‘Birisinin hatasıyla başkası mesul olamaz.’ Kardeşi de olsa, aşireti ve taifesi de olsa, partisi de olsa, o cinayete şerik sayılmaz. Olsa olsa, o cinayete bir nevi tarafgirlikle yalnız mânevî günahkâr olup âhirette mesul olur; dünyada değil.”

Bu önemli değerlendirmede, önce Kur’ân’dan çıkarılabilecek bir anayasa prensibi hatırlatılıyor: Suç ve ceza şahsîdir. 

Çok önemli bir adalet prensibi. 

Sonra da bir hüküm veriliyor: Dünyevî ve uhrevî sorumluluğun şartları farklıdır!

Bizce asıl mesele, bu iki önemli ve genel kuralı güncele ve yaşanan olaylara isabetle uygulamaktır. 

Bu maksatla şimdi soralım:

Cinayete, yani adam öldürme (katl) de dahil ağır suçlara ve bilhassa siyasî saiklerle işlenen suçlara fiilen iştirak etmeyen bir kişiye, suçlularla arasındaki fikrî bağlılığı ya da yakınlığı olduğu gerekçesiyle bu suçla ilgili ceza verilebilir mi? 

Bediüzzaman paragrafın sonunda bir ayrım yapıyor ve özetle diyor ki:  

1. Yanlış fikre Allah ceza verebilir, ama devlet ceza veremez. 

Yani suç işleyenleri de içinde barındıran bir sosyal-siyasî akıma sadece taraftar olmak suçlanma ve cezalandırılma sebebi değildir ve olamaz. 

2. Zira böyle bir tarafgire siyasî tarafgirliği sebebiyle ceza vermeye kalkmak da particilik taraftarlığı anlamına gelir.

3. Particilik taraftarlığı ise hakikî kardeşlik ve sevgi bağlarını bozar ve milleti ve memleketi büyük tehlikelere atar. (Bizde maalesef çok zaman ve şimdi olduğu gibi.).

4. Birilerinin siyasî fikrini ve tutumunu beğenmeyebiliriz. Ama beğenmediğimiz fikirlere sahip kişiler suç işlemiş değillerse, suç işleyenlerle aynı fikirde oldukları gerekçesiyle devletin onlara ceza vermesini isteyemeyiz. Zira demokratik devlet bütün fikirlere eşit mesafeden bakar ve tarafsız kalır.

Demek ki neymiş? 

Devletin, kendisini, -haşa!- Allah’ın yerine koyup da, ahirette sorumluluk sebebi olabilecek fikirleri dünyada cezalandırmaya kalkması yanlışmış. (Bu yorum, laiklerin de anti-laiklerin de, adalet isteyen ve hürriyet ve demokrasi taraftarı olan herkesin beğeneceği bir derstir. Bediüzzaman bu yüzden ortak paydadır.).

Nur Talebeleri bu dersi 1950-60 arasında Başbakan Menderes’e ve icracılarına okudular ve hakkıyla ikaz ettiler. 

Yeni Asya, bu dersi, 1984’ten beri, “PKK ile mücadele ediyorum” deyip fikirleri sebebiyle Kürtlere zulmetmeye yönelen devlete okuyor, ama sesini kâh duyurdu, kâh duyuramadı.

Yeni Asya, bu dersi, 2008 ve sonrasında Ergenekon (ETÖ) dâvâlarında önüne geleni yalınkılıç biçen yargılama yanlışlarını yapanlara ve o yanlışları görmezden gelen ve hatta medya gücüyle taraftar olan ölçüsüz dindarlara okudu. Dindarlar arasında yalnız kaldı. Hatta cemaatçi-hükümetçi bütün dindarlarca ETÖ’cülükle suçlandı. Ama yılmadı. “Hak âlidir, bir gün anlaşılır” dedi.

Şimdi Yeni Asya ve okuyucuları, Risale-i Nur’dan aldıkları bu adalet ve fıkıh dersini, var gücüyle, günümüzün hakim dindarlarına okuyor. Okuyacak. 

Özeti şöyle: Ey Hâkimler, ey hakim parti yöneticileri, ey hakim basın… 

Kendinize güveniyorsanız, gücünüz yetiyorsa, görebiliyorsanız, fikrin hesabını karşı fikirle görün, hapisle korkutarak değil. 

Bilin ki hiçbir fikir hapiste çürümedi. Sadece zalim zulmüyle anılır kaldı. Siz onlardan olmayın.

Okunma Sayısı: 1799
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali ÜC

    21.10.2016 02:07:57

    Cok güzel tesbitler ve cok yerli bir yazi. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az. Allah iktidara gelenlere bu ince mizani anlamayi nasip eylesin insaAllah.Üzüldügüm olay sadece sudur su anki kavgadan dolayi sahislar zarar görmüyor, zira onlar makamlarini birakip gidecekler ilel ebed, yalniz bizim ALÎ dinimiz olan ISLAM bu tür kavgalardan zarar görüyor ve yurt disinda yasayan müslümanlar fazlasi ile zarar görüyor maalesef.

  • necati

    21.10.2016 00:20:11

    Üzücü olan Ehl-i imanın Üsdat ve Risale-i Nuru dinlemek ve anlamak yerine, gaddar sitasetin, dehşetli komitelerin santraç oyunlarına aldanarak zalimlere ve zulme ortak ve duacı olmalarıdır.Bu durum haksızlık ve zulmün yayįlmasına ve şiddetlenmesine sebebiyet veriyor. Allah yardımcımız olsun.

  • Nisan

    20.10.2016 12:01:21

    Çok güzel bir yazı olmuş. .merak ediyorum. .Diğer nur cemaat leri bu dersleri yapıyor mu..yapıyor sa ne anlıyor. ..Bu durum bu yol için çok üzücü. ..

  • omer caloglu

    20.10.2016 11:41:26

    Üstadın sözüyle zalimler için yaşasın cehennem. Kaleminize kuvvet Cenabı Allah yar ve yardımcınız olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı