"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Güven veren adalet” mi dediniz?

Ahmet BATTAL
04 Aralık 2018, Salı
Gazetemizde haberi okudunuz. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yeni Yargı Reformu Stratejisi Belgemizin vizyonu, güven veren ve erişilebilir bir adalet sistemi olacaktır.” demiş.

“Güven veren adalet” için bazı örneklere ihtiyaç var. Şimdi şu harika örneğe bakalım.

Bir ticaret hukuku öğretim üyesi, “gerekirse YÖK Kanununun 60. maddesindeki imkândan yararlanır ve üniversiteme geri dönerim” diye düşünerek 2011 yılında bir devlet üniversitesinden emekli olup ayrılıyor ve bir vakıf üniversitesinde göreve başlıyor.

Devlet tarafından kanunla kurulmuş olan bu ikinci üniversitesi, menhus 15 Temmuz sonrasında bir KHK ile kapatılınca, kanuni hakkını kullanarak geriye yani eski üniversitesine dönmek için Rektörlüğe dilekçe veriyor.

Şeklen ve kanunen hiçbir engel yok. Hakkında herhangi bir tedbir, yurt dışına çıkış yasağı, soruşturma ve saire yok. Aldığı herhangi bir disiplin cezası vesaire de yok.

Bunları belgeleyen resmi yazıları da dilekçesine ekliyor. Hatta boşta kaldığı dönemde yaptığı yayın ve diğer akademik faaliyetlerini de ekliyor.

Üniversite rektörlüğü bu başvuruyu kabul ya da red etmiyor, sessiz kalıyor. Dolayısıyla herhangi bir red gerekçesi de bildirmiyor. Altmış gün geçince başvuru kanun gereği zımnen reddedilmiş sayılıyor.

Bunun üzerine bu öğretim üyesi mecburen idare mahkemesine başvurup “gerekçesiz zımni red işleminin iptali” için dava açıyor.

Ayrıca kendisinin başvurusundan sonraki bir tarihte, eski üniversitesi “Ticaret Hukuku alanında bir profesör ihtiyacım var” diyerek kadro ilan ediyor. Bunun üzerine davacı dava dosyasına bu ilanı da ekliyor ve “ilandan da görüldüğü üzere ihtiyaç var, o halde öncelik benimdir” diyor.

Mahkeme davalı üniversiteye davaya karşı savunmasını soruyor. Üniversitenin avukatı davacının şahsı ve zımni red işlemi hakkında hiçbir izahta ve hatta hiçbir somut beyanda bulunmaksızın teorik ve soyut bilgilerle dolu dilekçesinin sonunda “idaremizin takdiri bu yönde olmuştur, mahkeme bu takdire karışamaz, yerindelik denetimi yapamaz, işlem haklıdır, davanın reddi gerekir” diyor.

Ve…

Mahkeme avukatın zımni emrine uyuyor, yerindelik denetimi de hukuka uygunluk denetimi de yapmıyor. Zira dava reddediliyor!

Yetmedi, idare mahkemesinin üç kişilik heyeti, hem de oybirliğiyle şu red gerekçesini imzalıyor:

“Uyuşmazlıkta, davacının 2547 sayılı Yasanın 60/b maddesi uyarınca başvuruda bulunduğu,

anılan maddenin mutlak istihdam sonucunu doğurmayıp, uygulanmasına ilişkin olarak yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca idarenin, ihtiyaç, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda takdir yetkisine sahip olduğu, davacının başvurusunun da söz konusu kriterler yönünden değerlendirildiğinin anlaşıldığı, daha sonra ticaret hukuku alanında profesör alımı için ilan açılmış olmasının da davacının hizmetine ihtiyaç duyulduğu anlamını taşımayacağı göz önüne alındığında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamıştır.”

Şimdi bakalım:

Davalı üniversite davacıya cevap vermeye tenezzül etmemiş, dava dilekçesine de somut cevap vermemiş, ama davacının başvurusunu “ihtiyaç, kamu yararı ve hizmet gerekleri” kriterleri yönünden(!) değerlendirmiş.

Ve daha da önemlisi dosyada bu konuda hiçbir bilgi ya da delil yok ama mahkeme heyeti rektörlüğün davacının başvurusunu “ihtiyaç, kamu yararı ve hizmet gerekleri” kriterleri yönünden değerlendirdiğini her nasılsa anlamış. (Mahkeme ile rektörlük arasında dosyada görülmeyen ama kararda var olduğu iddia edilen haberleşmenin nasıl bir haberleşme olduğunu davacı da bilseydi iyi olurdu ama o kadarı da kadının değil kızının kusuru sayılır, önemli değil!)

Dikkat ediniz, karara göre davacının önceden çalıştığı ve yeniden başvurduğu ticaret hukuku kürsüsüne profesör alımı için davacının dönüş talebinden sonra üniversite tarafından bir ilan açılmış olması “davacının hizmetine” ihtiyaç duyulduğu anlamına gelmiyormuş!

İlana isim de yazmışlar mı? “Bizim ona ya da şuna değil buna ihtiyacımız var” mı demişler?

Sahi bu kadro ilanı “ihtiyaç” için değilse ne anlama geliyor? Üniversite maç sonuçlarını mı ilan etmiş!

Sayın Adalet Bakanı Abdulhamit Gül,

Siz davacı olsanız bu adalete güvenir misiniz?

Bize de “adalete güvenin, bu karar doğrudur” mu dersiniz?

Yoksa gereğini mi yaparsınız?

Biz anayasaya ve kanuna açıkça aykırı ve hukuksuz bu kararın numarasını da kendisini de dosyasını da size göndermeye hazırız. Siz de “güvenilir olmayı” istediğinize ve beyanınıza nazaran buna hazır olduğunuza göre…

Ya da gereğini biz yapmaya yani yazmaya, konuşmaya… devam edeceğiz. Hem de sonuna kadar. Devletin adaletine güvenir hale gelinceye kadar! Ya da devletin adaleti güvenilir hale gelinceye kadar!

Zira derdimiz adalet.

Kızmak yok, karşınızda değil yanınızdayız…

Okunma Sayısı: 2601
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı