"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kitap fuarlarının dünü yarını

Ahmet BATTAL
13 Haziran 2017, Salı
Gençlik yıllarımızda İstanbul’da TÜYAP Kitap Fuarları olurdu ve zevkle görev yapardık.

Kitap satabilmek için önce onu okumuş olmak gerekir. Biz de bu vesileyle de olsa okurduk. Hele Yeni Asya Yayınlarının İlim ve Teknik Serisini ve Sosyal İlimler Serisini...

Dellallık denilen şeyin bir yönüyle bir tezgahtarlık olduğunu orada öğrenmiştik. Mesela kovancılık yapan ve arı bakımı ile ilgili kitap arayan bir fuar ziyaretçisine İlim ve Teknik Serisinin Hit kitaplarından “Bir Arının Hatıra Defteri”ni aldırmıştık. O da biz de mutlu olmuştuk.

Bu hatıraları neden anlattık?  

Geçen hafta iki akşam, Ankara Kocatepe Camiinin iç avlusunda yıllardır yapılan kitap fuarına gönüllü görevli olarak iştirak ettik.

Yeni Asya Neşriyat standında gelenlerle sohbet ettik.

Eski öğrencilerimiz geldiler. “Varsa kitabınızı bizim için imzalayın” dediler. Biz de “bu stanttaki bütün kitaplar şahsen bizim kitabımız gibi, hepsini imzalayıp size hediye edebiliriz” dedik. Hayret ettiler ve hayran kaldılar. 

Genç akademisyenlerle sohbet ettik. Onların fıkha dair sorularına fıkh-ı ekberin önemi hakkında izahlarda bulunarak cevap verdik. Güncel siyasi meselelere dair meraklarını Köprü Dergisinin bazı sayılarını tavsiye ve hediye ederek giderdik. 

Bazı gözlemlerimizi aktaralım. 

Fuar ziyaretçilerinin sayısının yıldan yıla azalmakta olduğunu ilgililerden öğrenince üzüldük. Bunun çeşitli sebepleri var.

1. İnsanlar kitaptan korkar olmuşlar. Adeta otuzlu kırklı yıllara dönmüş gibiyiz. Kültür Bakan Yardımcısının açılışa katılmış olması yetmez. Ayrıntılı rapor almalı ve bu meseleyi takip etmeli. Doksanların başında Bakan Fikri Sağlar dönemindeki kitap seferberliğinde yasak kitap algısını kırmak için yapılanların daha fazlasına bugün ihtiyaç var. 

2. Aynı günlerde aynı şehrin farklı yerlerinde kitap fuarı açılması faydalı bir uygulama olabilir. Ama fuarları uzmanlık ve ilgiye göre çeşitlendirmek de lazım. Aksi halde zihinler karışıyor ve ilgi azalıyor.

3. İnternetten kitap satışında ciddi indirimler ve iki lira gibi düşük kargo maliyeti nazara alındığında insanların fuara gelme ve kitap seçme ihtiyacı fiilen azalmış oluyor. Yayıncıların eskiden gerçekten “fuara özel indirim”leri olurdu. Şimdi “indirim” de yozlaşmış.

4. Kültür Bakanlığının dergiler için yaptığı teşviklerin benzerini kitaplar ve kitap fuarı katılımcısı yayınevleri için de yapması lazım. 

5. Bu mali teşviklere stant kirası da dahil edilmeli. Cami avlusunda açılan bir kitap fuarına katılan bir yayınevinin bir fuar boyunca yaptığı toplam cirosunun (dikkat, kârının değil, cirosunun) neredeyse tamamını stant kirası olarak ödemesi elbette iştirak etmek isteyecek yayıncıları da ürkütür. (Olayın Diyanet İşleri Başkanlığını ilgilendiren boyutunu ayrıca düşünmek lazım.)

Bu dünya herkese terakki dünyası iken biz neden gerilemeye razı olalım. Şikayet değil çözüm üretme zamanı. Haydi gayret. 

Okunma Sayısı: 1227
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • öğretmen

    13.6.2017 02:48:27

    Sol kitapların satışında azalış yok. Önemli bir vurgu yasak kitap algısı oluşturuldu. İnsanlar kitaptan ve yazarlardan korkuyor.

  • Veli Salman

    13.6.2017 01:19:34

    Sevgili Ahmet kardeşim, Yirmibeş yıllık öğretmenim. Neredeyse 40 yıldır bu işin içindeyim. Sınıflarda okumayı teşvik ederiz. Okumayı özendiririz. Herkes oku oku der ama; dediklerimiz oralı bile değiller. Çare mi? Çareyi herkes biliyor ama dilinin ucu ile dile getiriyor. Kimse neşter atmıyor. Kimse üstüne almıyor. Herkes ( - bana mı kaldı? ) diyor. Yani; Bana göre herkes konunun üstüne bir yorgan daha atıyor. ... Zor ama diyemiyorum. Bir yorganda benden... Zoruma gidiyor. Bu okuma zaafiyeti...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı