"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meleklerin cinsiyetini müzakereye devam!

Ahmet BATTAL
20 Nisan 2017, Perşembe
Biliyorsunuzdur. Sultan Fatih Mehmet Han Hazretleri İstanbul’u fethetmek için surlara dayandığında Bizans rahipleri kendi aralarında meleklerin cinsiyetini tartışıyorlarmış ve bir şey olmamış gibi müzakereyi sürdürmüşler.

O zavallı rahipler, altı yüz senedir, dünyanın diline düşmüş haldeler. Kim ne zaman kendince birilerinin bir lüzumsuz işle uğraştığını görse o rahiplerin gıybetini ediyor! 

Bizlere de benzer bir yakıştırma yapıldı. 

Şöyle diyorlar: “Türkiye savaşta. İç-dış düşmanlar vuruyor ve biz daha da güçleniyoruz. İdam da gelecek, daha da güçleneceğiz. Yeni bir dünya kuruluyor. AB de gidecek BM de. Biz dünyanın merkezinde yer alacağız. Şimdi fetih ve devlet zamanı. Kalkıp devlete destek ve tabi ve asker ve… olmanız lâzım. Oysa siz oturmuş adeta meleklerin cinsiyetini müzakere eden kitaplar okuyorsunuz. Düşmanlarımız çoğalırken bize destek olmazsanız ne işe yararsınız. Demek ki belki de siz de gizli hainsiniz!”

Af buyurunuz, gazla geldikleri nokta bu. 

Ama sorma sırası bizde:

Ey cihatçılar! Silâhla fetih zamanı değil ve kıyamete kadar da olmayacak. Ama varsayalım ki silâhla fetih zamanı gelmiş olsun. Fethin hakikati ve hedefi nedir? Fethettiğiniz ülkelerdeki insanlarla ne konuşacaksınız. Onların melekler ve bilhassa “kiramen kâtibîn” hakkındaki ve “amel defterindeki zulüm günahının silinmesinin şartları” hakkındaki suallerine ne cevap vereceksiniz?

Daha da önemlisi şu: Kalplerin fethi için sizden önce gidenlere ne diyeceksiniz? Manevî tebliğ taraftarı olup fethin manevî mimarı Akşemseddin karşısında siyaseti ve duâsı mağlûp olan Cibali Baba muamelesi mi yapacaksınız onlara? Anadolu Erenleri’ni ne çabuk unuttunuz.

Bir örnek verelim: 

Referandum öncesi yaşatılan sun’î krizin baş sahnesi olan Hollanda’nın Rotterdam şehrinin Belediye Başkanı Ahmed Aboutaleb’i biliyorsunuzdur. Faslı ve göçmen bir imamın oğlu.  

Ahmet Ebutalib 2012 yılında Türkiye ziyaretinde Akşam Gazetesi’nden Şenay Yıldız’a bir mülâkat vermiş. 

On beş yaşında ve tek kelime Hollandaca bilmeden gittiği bu ülkede mühendislik diploması alıp, gazetecilik yaparak sonuçta Avrupa’daki sayılı Müslüman belediye başkanlarından biri olmayı başarmış birinden söz ediyoruz. 

Mülâkattaki şu sözüne dikkat: 

“Herkes benim Müslüman olduğumu biliyor. Ama en önemli şey şu ki, ben belediye başkanı olarak hukuku savunmak zorundayım ve en başından beri söylediğim şey şu ki benim kimliğim sadece beni ilgilendirir. Eve gittiğimde ilk yaptığım şey ibadet etmek. Ama başkanlık makamına oturduğum anda şehrin babası gibi davranmak durumundayım. Bütün farklılıklarımıza rağmen Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler... Hepsi beni başkan olarak destekliyor ve kendi dinlerinde duâ ediyor. Bundan daha muhteşem ne olabilir ki, değil mi?”

Gördüğünüz gibi bu zat zaten kalplerin fethinin kapısını açmış. Silâha ihtiyacı yok. Zira en büyük silâh olan adaleti götürmüş. Onun temsil için adil mü’min yardımcılara ve tebliğ için de modern sorulara makul cevaplar veren sahih ve munis kitaplara ve okutucuya ihtiyacı var. 

Hem de o, Barak Hüseyin Obama gibi –yanlış anlaşılmasın tarif için söylüyoruz- adı ve sulbü karışık bir “çeyrek temsilci” de değil. Doğrudan Müslüman. Yani İslâm’ı icraatıyla temsil ediyor. Ve İslâm şeairini, hem adıyla hem davranışlarıyla, sizden bizden çok önce oralara sokmuş. 

Bir televizyoncunun –hangi tv olduğunu anlamışsınızdır- referandum öncesinde, bu belediye başkanı için, bırakın Cibali Baba’yı, “mankurt” demesini nasıl izah edeceksiniz ey siyasî cihatçılar! 

Siyasetini veya tavrını beğenmediğiniz her Müslüman ya hain ya mankurt mu oluyor! 

Yoksa basitçe “gıybet etmiş, iyi etmemiş” deyip kaçmayı mı düşünüyorsunuz!

Bindiğiniz dal yerinde mi? Ya siz?

Dala iyi bakın. Siz düşerken biz Adl ismini okuyor olacağız. Zira düştüğünüz yerde biz olacağız. Hem salâ hem duâ için!

Çıkarken de zaten Hakem’i okuyorduk! Hem çıktığınız yerde de biz vardık, ama düşman arayan gözleriniz hakiki dostu göremedi. Olsun, düşünce açılır! 

Okunma Sayısı: 2233
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • rıdvan ertuğrul

    20.4.2017 23:39:38

    Allah razı olsun hocam

  • Davud

    20.4.2017 22:32:57

    'Bindiğiniz dal yerinde mi? Ya siz? Dala iyi bakın. Siz düşerken biz Adl ismini okuyor olacağız. Zira düştüğünüz yerde biz olacağız. Hem salâ hem duâ için!' Ne güzel bir ifade. İnşaallah o ağaç hepimiz üzerindeyken yıkılmadan dal düşer. Allah davamızı, devletimizi, toprağımızı ve bizleri muhafaza etsin.

  • öğretmen

    20.4.2017 19:31:49

    güzel...

  • zeliha

    20.4.2017 13:02:47

    Allah razı olsun,oturduğumuz yerde sadece kalben dua Edip seyretmek zorunda kaldığımız durumlara gazetemizi aracılığıyla ne güzel tercüman olmussunuz

  • HÜSEYİN İLHAN

    20.4.2017 11:24:19

    Maşallah hocam.Ağzınıza,kelamınıza sağlık diliyorum.Rabbim dimağınza bereket,kaleminize kuvvet,ifadelerinize belagat,vücudunuza sağlık sıhhatler versin.İman ve kur'an davasının istikametli naşiri olmayı daim eylesin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı