"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Memur hukukunda kayırma ve liyakat sistemleri

Ahmet BATTAL
10 Temmuz 2018, Salı
Yukarıdaki isim idare hukuku profesörü Sait Güran’ın doçentlik tezinin adıdır.

Evet “kayırma sistemi” de bir sistemdir. Mesela ABD’de bu sistem geçerlidir. Anayasasında böyle olacağı yazılıdır. 

Orada, Kanunlar memur olmanın asgari şartlarını belirler. Bu asgari şartları taşıyanlar arasından kendi siyasetine en uygun olanı memur olarak atamak siyasetçinin tercihine kalmıştır. Yani iktidar olan, icrada kiminle çalışacağını kendisi belirler.

Zaten o sistemde memurluk garanti iş değildir. Memur “maaş” almaz. Memur da olsa “ücret” alır. İkisi farklıdır.

Ama ABD’de devlet geleneği böyledir. Vatandaşın devlet algısı da buna uygundur. 

Oysa imparatorluk geleneğine sahip Avrupa ülkelerinde ve Osmanlı geleneğini Fransız modernizmi ile karıştırarak sürdürmeye çalışan Türkiye Cumhuriyetinde kayırma sistemi yoktur. 

Bizde en azından şeklen “liyakat sistemi” vardır. “En layık olan” devlet memuru olur. Layık olanı, objektifliği kuvvetli bir yazılı sınavla ve yine olabildiğince denetime açık bir sözlü sınavla seçmek gerekir. 

(Unutulmamalıdır: “Sözlü sınav” “mülakat” değildir. “Mülakat sınavı” diye bir sınav türü yoktur. Mülakat “mülaki olmak” demektir. “Sözlü imtihan” ise bilginin sözle sunulma biçiminin de ölçüldüğü sınav demektir. Ayrıntılar için 11.02.2016 tarihli “Mülakat sözlü sınav mıdır” başlıklı ağır eleştiri içeren yazımıza bakılabilir.) 

(Linki: http://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/mulakat-sozlu-sinav-midir_384509)

Birileri diyorlar: “Devlettir, istediği yerde CV havuzu oluşturur. İstediğini alır, istediğini KHK ile ya da CumK (Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi) ile atar.” 

Halbuki bu yaklaşım adil değildir, hukukî de değildir. Bizim Anayasamıza da açıkça aykırıdır. 

Anayasa şöyle diyor:

IV. Kamu hizmetlerine girme hakkı 

A. Hizmete girme 

Madde 70 – Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.

Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.   

Hüküm net. Liyakat şart. 

Haaa, çok istiyorsanız “yandaş kayırma”yı, yıkın gelenekleri, değiştirebiliyorsanız değiştirin Anayasayı ve dilediğiniz rejimi getirin. Ama neticesine de katlanacaksınız. 

Anayasa böyle iken ve yürürlükte iken “Yeni Türkiye’nin yeni sistemi var, Başkan ne derse o olacak” diyerek adeta zulüm daveti yapan ama devlet memuriyetine parti kapısından girilmesi rezilliğini görmezden gelen çığırtkanlara şunu sormamıza izin verin: 

“Hukuk Devleti ve adaleti sizin lügatte ne mana ifade ediyor?”

Cevap veremeyecekler. Susacaklar. Vicdanlarını susturup üstüne oturacaklar. 

Ama cehennem var. Hem de odunu ateşli.

Okunma Sayısı: 2110
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp

    10.7.2018 11:38:01

    Sayın Battal, hatırlarsanız, iktidara mensup bir siyasi, Cuma hutbesinden sonra okunan "İnnellahe ye'muru bil'adl.." ayetini bile "kayırmacılık" illetini meşru göstermek için delil olarak göstermişti. Hal böyle olunca, sizin,"Halbuki bu yaklaşım adil değildir, hukuki de değildir. Bizim Anayasamıza da açıkça aykırıdır" sözünüz, hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğünün olmadığı devlette geçerli değildir. Giderayak, 18 binden fazla hanede yangın çıkaran, yürekleri yakan bir sistemde adalet, hukuk devleti, demokrasiden bahsetmek -anlamsız ve yararsız değilse de- suskunlar, sessizler, duyarsızlar, fanatikler için çok fazla bir şey ifade etmeyecektir. Onlar yine "ama..fakat...lakin" deyip bin dereden su getirerek zorlama tevillerle bahane üreteceklerdir. Zira bu süreçte, Müslümanın genetik kodları ve fabrika ayarlarıyla oynamışlar ve "eksen kaymasına" sebep olmuşlardır. Netice ortadadır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı