"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Taze hukukçulara nasihatler

Ahmet BATTAL
10 Temmuz 2026, Cuma
Ankara’da bu iktidar döneminde kurulmuş olan bir hukuk fakültesinin mezuniyet merasimindeyiz.

950 kişilik salonda ambiyans iyi. Gelenler sığmamış, aralara plastik sandalyeler konularak kapasite arttırılmış.

Program Üniversitenin Halk Müziği Konservatuvarının profesyonel kadrosunun icra ettiği kahramanlık türküleri ile başlıyor. 

Açılış konuşmaları kısa ve net. Sıkmıyor. Program akışı güzel ayarlanmış. Hocalar sahneye hızlıca ve büyük gruplar halinde çıkıp yine gruplar halinde sahneye çağırılan öğrencilere mezuniyet sembolü o meşhur rulo kâğıtları verip iniyorlar. 

Kız öğrenciler arasında bol miktarda başörtülü de var mini etekli kızlar da. Bunların çoğu birbiriyle kol kola neşeleniyor. Hayatın garip gerçekleri.

Ceza Hukuku hocası da olan dekan çıkıp öğrencilerine nasihat ediyor. Güzel şeyler söylüyor: 

-“Bir saat adaletle hükmetmek bir sene nafile ibadet etmekten daha hayırlıdır” hadisinin size söylediklerini unutmayın. 

-Adil olun, tarafsız olun, hukuk devleti ilkesine uyun. 

-Ülkemizde her sıkıldığınızda ya da sıkıştığınızda yönünüzü Batıya dönmeyin, burası vatanınızdır, hep beraber geliştirelim.

-Hukuka güvenin adeta yerlerde süründüğü bir dönemde mezun oluyorsunuz. Bunun sorumlusu sizden öndekiler. Bunu düzeltmek de sizin mesuliyetiniz. 

Dekan mezunlara ev ödevini verdi indi. Tamam. 

Acaba tamam mı?

Biz şimdi buradan yürüyelim. Biz o dekanın yerinde olsaydık bilhassa bu babda neler derdik? 

-Siyasetin hukuka müdahalesini eleştirirdik. 

-Kesinlikle muktedirlerin kendi iktidarlarını sürdürmek için yargıya müdahale ettiğini ve hukuku araçsallaştırdığını söylerdik. 

-Muhalefetin, devletin adaletle hizmet terazisi için de lazım, meşru ve samimî bir kefe durumunda olduğunu ve hatta iktidarın meşruiyetinin muhalefetin meşruiyetine bağlı olduğunu söylerdik. 

-Yargıyı alet ederek muhalefeti dizayn etmenin ne demokrasiye ve ne de hukuk devletine uymadığını söylerdik.

-Kuvvetler ayrılığını bitirmenin devletin hayatına son vermek kadar tehlikeli bir şey olduğundan bahsederdik. 

-Başkanlık sisteminin eleştirilmesi gereken bir sistem olduğunu ve en azından eleştirilebilir yönlerinin de bulunduğunu söyleyip sayardık.

-2010 Anayasa referandumundan sonra yargı bürokrasisinde siyasetler, cemaatler ve tarikatlar üzerinden yaşanan dalgalanmaların sebeplerini ve vahim sonuçlarını izah ederdik. 

-20 Temmuz KHK rejiminin bugünkü vahim sonuçların baş müsebbibi olduğundan bahsederdik ve “korkandan hâkim olmaz, bilhassa hâkim olacaksanız cesur olun” derdik.

-15 Temmuz yargılamalarında on yıldan bu yana yapılan sistematik, kitlesel ve bilinçli içtihat hatalarının, konuya salt insan hakları yönünden bakan AİHM yargısı tarafından dahi görüldüğünü ve yüzümüze çarpıldığını hatırlatırdık ve “hiç değilse bu aşamadan sonra bize yani yüksek hâkimlerimize düşen, hiç gecikmeden o hataları telafi etmektir” derdik.  

-Daha da önemlisi, bir özeleştiri yapardık ve “hukuka güven yerlerde sürünüyor çünkü hiçbirimiz hukuku yüceltmek için yapmamız gerekenleri tam yapamadık ya da yapmadık” derdik.

-Bir de “cesur ve iyi yetiştiremediğimiz hukukçuların hatalarından zarar gören herkesten ve bilhassa en azından sustuğumuz için mağdur ettiklerimizden özür diliyoruz, hellâlik istiyoruz” derdik. 

Diyemedik. Zira dekan değiliz. 

Zaten, bizi de -bunları diyeceğimizden korktuğu için- kimse dekan yapmıyor. 

Zaten biz de istemiyoruz! Yoksa bu yazıyı yazamazdık… 

Biz şimdi hiç değilse tarihe not düşüyoruz. 

Erken bir kıyamet kopmazsa ve bu millet düştüğü yerden kalkarsa, gün gelecek, adalet arayanlar “demek bunları birileri yazmış, ne mutlu” diyecekler. 

Okunma Sayısı: 1908
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    11.07.2026 12:35:04

    15 TEMMUZ için TBMM'ne verilen araştırma teklifini hangi parti ve liderler ret etti ve etttirdi ise FETÖ örgütünün elebaşısı,planlayıcısı ve vatandaşın hakikatleri öğrenerek gerçek suçlulara karşı müteyakkız olmasını önleyenlerdir. Hele hele CUM'A HUTBESİ gibi bir farz ibadet yapılırken imamlara'Çıkarın telefonlarınızı şu şu numaraya şu kadar bağış yapın,ddirten ve her yıl faiz,kumar,israf,ahlaksızlıktan daha çok FETÖ üzerinden farz ibadeyi necaset siyasetlerine alt ettirenler ve onların şakşakçıları 'Ateşi insan ve taş olan cehennem azabına ,hazır olsunlar.

  • S.topuz

    11.07.2026 01:42:12

    [Erken bir kıyamet kopmazsa ve bu millet düştüğü yerden kalkarsa, gün gelecek, adalet arayanlar “demek bunları birileri yazmış, ne mutlu” diyecekler.] 😢🇹🇷😪🙌🌹🤲🌹♥️🌙☝️🕋😭😭😭🕊🕊🕊⚖🌍🇪🇺🕋🇹🇷😭🇮🇷😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

  • Nuri

    10.07.2026 18:34:09

    Ramazan yeniceye ben söyleyeyim. Evet başörtüsü kanuni desteği dahi olmaksızın ve şimdilik serbest. Ama iktidarın büyük ortağı MHP yakın zamanda başörtüsüyle aday olup seçilen kendi vekilinin başını açtırıp yemin ettirmişti. Yen bir iktidara neler yaptırabileceğini de siz hesaba katın. Hem de eski zulümleri söylemekten çok şimdikileri göstermek asıl zor ve gerekli olanıdır. Yazar da 2010 sonrasına atıfla onu da bunu yapmış. Daha ne desin. Sizin derdiniz bugünün eleştirilmesi olmasın. Siz kendi kalbinize bakın derim. Başka da demem.

  • Ramazan Yenice

    10.07.2026 10:39:39

    Yargının şimdiye kadar başörtüsü yasağını savunduğunu da söylemeniz lazım hocam. Namaz kılanların memurluktan atıltığını da söylemeniz gerekir. Kemalist elitleri koruyup kollayan adalet düzenini, hakim ve savcıları da unutmamanız iyi olurdu. Fetöcülerle birlik olup yargıyı nasıl şantaj aparatı haline getirdiklerini de muhakkak söylemelisiniz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı