"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cennet halleri

Ahmet Cemil Çökren
21 Şubat 2019, Perşembe 01:12
Cennet, kimisine göre dünyada yasak olanların helâl olduğu bir yer.

Kimisine göre bütün hacı hocaların olduğu sıkıcı bir yer. Peki, Cennet nasıl bir yer? 

Kur’ân-ı Kerîm’de Bakara Sûresi 25. âyetin mealinde; “İman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan Cennetler olduğunu müjdele! O Cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rızık olarak yedirildikçe: Bundan önce dünyada bize verilenlerdendir bu, derler. Bu rızıklar onlara (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için Cennette tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedî kalıcılardır.”

Âyette de, gayet açık bir ifade ile dünya hayatının daha mesut, daha güzeli anlatılmaktadır. Fakat Cennette bulunan varlıkların dünya derecelerine göre iki üst mertebeye çıktığını Bediüzzaman Hazretleri 26. Söz olan Cennet bahsinde şu şekilde açıklıyor:

“Şu dâr-ı dünyada, camid (cansız) ve şuursuz ve hayatsız maddeler, orada şuurlu hayatdardırlar. Buradaki insanlar gibi orada da ağaçlar, buradaki hayvanlar gibi oradaki taşlar; emri anlar ve yapar. Sen bir ağaca desen “Filan meyveyi bana getir”, getirir. Filan taşa desen “Gel”, gelir. Madem taş, ağaç, bu derece ulvî bir suret alırlar. Elbette ekl (yeme) ve şürb (içme) ve nikâh dahi hakikat-i cismaniyelerini (bedeni olma özelliğini) muhafaza etmekle beraber; Cennet’in dünya fevkindeki (üzerindeki) derecesi nisbetinde, dünyevî derecelerinden o derece yüksek bir suret almaları iktiza eder (gerekir).”

Yani mertebe olarak cansız varlıklar, sonra canlı, fakat şuursuz varlıklar, daha sonra şuurlu varlık mertebeleri dünyada mevcuttur. Taş, bitki, hayvan, insan sıralaması gibi. Şimdi burada taş olan bir varlık Cennette iki üst mertebe olan hayvan mertebesine çıkıyor. Aynı şekilde ağaç iki üst mertebeye yani âdeta insan vaziyeti alıyor. Hal böyle olunca insanın cismi/bedeni ruh kuvvetine yükselmiş oluyor ve Bediüzzaman Hazretleri 26. Söz’de devam ediyor;

“Elbette nuranî, kayıdsız (sınırsız), geniş ve ebedî olan Cennet’te, cisimleri ruh kuvvetinde ve hiffetinde (hafifliğinde) ve hayal sür’atinde (hızında) olan ehl-i Cennet, bir vakitte yüzbin yerlerde bulunup yüzbin hurilerle sohbet ederek yüzbin tarzda zevk almak; o ebedî Cennet’e, o nihayetsiz (sınırsız) rahmete lâyıktır ve Muhbir-i Sadık’ın (asm) haber verdiği gibi hak ve hakikattır (gerçektir). Bununla beraber, bu küçücük aklımızın terazisiyle o muazzam hakikatler tartılmaz.”

Kısaca aynı anda binden fazla yerde bulunup, sevdiklerimiz ile gezip sohbet edebileceğimiz çok güzel bir yer olacak, İnşallah. 

Cennette buluşmak dileğiyle…

Okunma Sayısı: 902
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı