"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hakikî mü’min olmak

Ahmet DEMİRDÖĞMEZ
25 Kasım 2017, Cumartesi
Günümüzün bütün meselelerine ışık tutan çağın tefsiri Risale-i Nur Külliyatı, hakikî mü’min ve tam bir Müslüman olmanın yani insaniyetin esaslarını bütün tafsilatıyla ortaya koymuştur. Hakikî insaniyeti bilmek ve bulmak isteyen, mutlaka Risale-i Nur’a müracaat etmelidir.

Hakikî manada mü’min; Cenâb-ı Hakk’ı tanıyan ve ona itaat eden, muhabbeti ve kardeşliği ve de adaleti esas alan insandır. Muhabbet ruhu gelişmeyen mü’minin, marifet ruhu da gelişmiyor. Çünkü “Muhabbet, şu kâinatın bir sebeb-i vücududur. Hem şu kâinatın rabıtasıdır. Hem şu kâinatın nurudur, hem hayatıdır. İnsan, kâinatın en câmi’ bir meyvesi olduğu için, kâinatı istilâ edecek bir muhabbet o meyvenin çekirdeği olan kalbine dercedilmiştir.”1 

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, bu mesele üzerinde hassasiyetle durmuş ve bu hususta Risaleler te’lif etmiştir. Bu hassasiyeti bugün daha iyi anlamaktayız. Maalesef mü’min bildiğimiz insanlar, meselâ tarafgirlik yüzünden kendi siyasî fikrine muhalif olan diğer mü’min bir insanı rahatlıkla dışlayabiliyor, tekfir derecesinde hakaret edebiliyor, hainlikle ve anarşistlikle suçlayabiliyor. Birtek cani sıfat yüzünden dokuz masum sıfatını göremiyor. İkiyüzlülük yapabiliyor. Tarafgirlik yüzünden yapılan zulümlere sessiz kalabiliyor, hatta hoş görebiliyor. Bu dehşetli hal, bizleri derinden yaralamakta ve üzmektedir. Mü’min bir insanın sukutuna bu derece sebep olan şey nedir? diye düşünürken;  Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Uhuvvet Risalesi’nin hemen girişinde, “Mü’minlerde nifak (ikiyüzlülük) ve şikak, kin ve adavete sebebiyet veren unsurların tarafgirlik, inat ve haset olduğunu”2 belirterek sorumuza cevap vermektedir. Demek insan mü’min de olsa, tarafgirlik, inat ve hased gibi hislere mağlûp düşmekte ve dehşetli bir hal almaktadır. Mü’minin mü’mine kin ve adavetinin büyük bir zulüm olduğunu söyleyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, “Ey mü’mine kin ve adavet besleyen insafsız adam! 

Sen, bir hane-i Rabbaniye ve bir sefine-i İlâhiye olan bir mü’minin vücudunda iman ve İslâmiyet ve komşuluk gibi dokuz değil, belki yirmi sıfât-ı masume varken; sana muzır olan ve hoşuna gitmeyen bir câni sıfatı yüzünden ona kin ve adavet bağlamakla, o hane-i maneviye-i vücudun manen gark ve ihrakına, tahrib ve batmasına teşebbüs veya arzu etmen, şeni’ ve gaddar bir zulümdür.”3 Hakikatini gözler önüne sermektedir. “Evet, mü’min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslâhına çalışır.”4 diyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, mü’minin kin ve adavet yani düşmanlık hissini doğru ve müsbet kullanması noktasında şu düsturu beyan etmektedir: “Adavet etmek istersen, kalbindeki adavete adavet et; onun ref’ine çalış. Hem en ziyade sana zarar veren nefs-i emmarene ve heva-i nefsine adavet et, ıslâhına çalış. O muzır nefsin hatırı için, mü’minlere adavet etme. Eğer düşmanlık etmek istersen; kâfirler, zındıklar çoktur; onlara adavet et. Evet, nasılki muhabbet sıfatı, muhabbete lâyıktır; öyle de adavet hasleti, her şeyden evvel kendisi adavete lâyıktır. Mü’minin şe’ni, kerim olmaktır.”5 Bu kadar harikulade Kur’ânî ölçüler, hakikatler Risale-i Nur yoluyla takdim edilmişken, mü’min bilinen insanların yaptığı bu yanlışlıklar İslâmiyet adına cinayettir. Hâlbuki “Muhabbet, uhuvvet, sevmek İslâmiyetin mizacı ve rabıtasıdır.” Evet, muhabbetin sebebleri; iman, İslâmiyet, cinsiyet ve insaniyet gibi nuranî, kuvvetli zincirler ve manevî kal’alardır. Adavetin sebebleri, ehl-i imana karşı küçük taşlar gibi bir kısım hususî sebeblerdir. Öyle ise bir Müslümana hakikî adâvet eden, o dağ gibi muhabbet esbablarını istihfaf etmek hükmünde büyük bir hatadır.”6 Bu sebeple, tarafgirlik, inat ve haset çukurlarına çok dikkat etmek elzemiyeti önümüzde durmaktadır. Bunun büyük bir imtihan vesilesi olduğunu da unutmamak gerekmektedir. 

Yoksa mü’min, sırat-ı müstakimde istikameti kaybetme tehlikesini yaşayabilir. Bir particilik veya şahıscılık tarafgirliği yüzünden kudsî değerler heba edilebilir. “Hayat-ı maneviyesi ve sıhhat-ı ubudiyeti adavet ve inat ile sarsılır. Böylece, vasıta-yı halâs ve vesile-i necat olan ihlâs zayi olur.”7 Öyleyse, hakikî mü’min ve tam bir Müslüman olmak için çalışmak temennisiyle.

Dipnotlar:

 1- Sözler, 574. 

 2- Mektubat, 442.

 3- age. 443. 

 4- age. 444.

 5- age. 447.

 6- Hutbe-i Şamiye 139.

 7- Mektubat 456.

Okunma Sayısı: 1132
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı