"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ahirzamanın bombaları

Ahmet Tahir UÇKUN
02 Mart 2016, Çarşamba
Bu bir ümitsizlik/yeis yazısı değil. Ama vakıayı hikâye edip gözler önüne sermek de bir nevi kalem erbabının üzerinde bir hak.

Bu vazifeden kendimize yeni bir ders, yeni bir şevk çıkarmak da okuyanın (ve yine yazanın) üzerinde bir hak olsa gerek. Belki de kader-i İlâhînin bu tür olaylara niye fetva verdiğine dair ipuçları da düşebilir âlemimize... Aşağıdaki yaşanmış olaya bu nazarla bakılmasını istirham ediyorum...

Malûm 17 Şubat 2016 tarihinde Ankara’nın merkezi Kızılay’da bir terör saldırısı gerçekleşti. Şimdi asıl hikâye bu değil, maalesef. Bundan kötüsü mü olur diyorsanız, devam edin. Zaten dinlediğiniz, zaten izlediğiniz bir terör hadisesini tekrar anlatmak gibi bir niyetim yok.

Terör saldırısının olduğu sırada kardeşim de Kızılay’ın orta yerinde bulunan bir pastahanede arkadaşlarıyla tatlı yemekle meşgul... Pastahane oldukça kalabalık sayılırmış. Boş yer pek yokmuş. Patlama gürültüsü ile birlikte bir panik havası oluşuyor ve herkes dışarıya kaçışıyor. Panik durumunda kimsenin yediğinin, sipariş ettiğinin parasını vermek gibi bir düşüncesi de olmuyor haliyle.

Kardeşim iki gün sonra aynı yere gidiyor. Pastahaneye giriyor, doğrudan kasaya gidiyor ve “Patlama sırasında” yediklerinin hesabını ödemek istiyor. Önce kasiyer anlamıyor. Kardeşim tekrarlamak durumunda kalıyor. Arkadaşlarıyla ne yediklerini hatırlamaya çalışırken, kardeşim oradakilerin çok şaşırdıklarını fark ediyor. Hatta çalışanlar birbirlerine tuhaf bir yaratık görmüşcesine kardeşimi ve arkadaşlarını göstermişler. Hayret nidaları yayılmış bir anda çalışanların ağızlarından...

Meğer patlamadan sonra hiçkimse o günün sipariş ettiği parasını ödemek için dönmemiş. Daha yalın bir ifadeyle kimse patlama sırasında yediğinin parasını ödememiş. Kardeşim bana olayı aktarınca, bir an için bomba yakınıma düşmüş gibi durakladım. Neden sonra patlama sırasında pastahanede olan insanların profillerini sordum. Anladım ki toplumun hemen her kesiminden insanlar varmış.

Eğer bir toplumda doğru bir davranış “tuhaf” karşılanacak derekeye düşmüşse... Bu doğru davranış “helâl lokma” konusunda bir hassasiyet ise ve toplumun hemen her kesiminde bu hassasiyet azalmışsa... Bir de bu toplum “Müslüman” bir toplum olarak anılıyorsa...

Sanırım ahirzamanın “en derin”, ”en zor” zamanlarında değiliz belki, bilemiyorum, ama ahirzaman hastalıklarının “en yaygın” hale gelmeye başladığı bir zaman diliminde olmamız muhtemel.

Hal böyle olunca siyasî kavgalar, hatta terör saldırıları bile bir anda gözümde önemsizleşiyor. Terör saldırıları, patlayan bombalar kısacık dünya hayatını tehdit ediyor. Oysa ahirzamanın nefis ve heva güdümlü bombaları imanımızı tehdit ediyor. (Bu noktada zihnim beni Meyve Risalesi’nin 4. Meselesine ve Müellifin bu mesele için “çok okuyunuz” emrine/tavsiyesine götürüyor.)

Mesele insanların sonsuz hayatları... Meselemiz bizim ebedî hayatımız, imanımız... “Hassasiyetlerimiz”in kayboluşu doğrudan iman zaafıyla bağlantılı değil mi?! İnsanın yaratılış gayesine yaklaşımı sözkonusu olan... Yani; aslında “herşey” sözkonusu olan!

Toplum olarak iman ve ahlâk zaafiyetimiz azalmıyor. Yani iman ve Kur’ân hizmetine ihtiyaç azalmıyor, artıyor. Daha da önemlisi nefsimiz başta olmak üzere mücadelemiz kolaylaşmıyor. Ve biz hâlâ nelerle uğraşıyoruz?

Bilmiyorum asıl bombalar nerede patlıyor? Ankara’nın merkezinde mi, kalbimizin merkezinde mi? Bilmiyorum terör bombaları insan cesedini parçalarken, biz de kendi ellerimizle ruhlarımızı parçalıyor olmayalım?

Patlamadan sonra nasıl ki, meselâ Ankara için yeni güvenlik tedbirleri düşünülüyor, ele alınıyorsa, kardeşimin bizzat başından geçen hadiseden sonra benim de yeniden iman talimi ile tedbir almam gerekiyor anlaşılan...

Çünkü “Meyvenin 4. Meselesi”nin (ve aslında bütün Risalelerin) rehberliğinde anlıyoruz ki asıl mücadele nefisle olan mücadele. Ahlâkımızı bozan, imanımızı zedeleyen ahirzaman bombalarından korunmak ve kurtulmak, kendi nefsini tam ıslâh etmekle ve sürekli bir iman talimiyle bağlantılı.

Allah yardımcımız olsun...

Okunma Sayısı: 16587
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • beycan

    2.3.2016 22:55:46

    unutmuşlardır yav, benim aklıma da gelmezdi kolay kolay.

  • Said Yüksekdağ

    2.3.2016 20:21:24

    Tebrik ederim. Önemli bir konuya değinmişsiniz.. Bu konuda toplum olarak hastayız maalesef.

  • Hayati Binler

    2.3.2016 08:44:20

    Doğru tespitler. Allah ( CC ) razı olsun. Amin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı