"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın Risale-i Nur’la yaptığı tecdiddir

Ali ATAÇ
25 Mart 2018, Pazar
Elli sekizinci ölüm yıl dönümünde yurdun birçok yerinde yine rahmetle anılan Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nurlar’ın telifiyle dinde yaptığı tecdid yani güncelleme vazifesini yapan asrımızın bir İmân ve Kur’ân müceddididir.

O, bir asır önceden günümüz insanına ve bilhassa Müslümanlarına Muhâkemat’tan; dinde yapmak istediği ve yapacağı tecdit ya da güncelleme ile ilgili muhataplara şöyle hitap ediyor:

‘’Ey benim şu kitabıma im’ân-ı nazar ile nazar eden zat, mâlûmun olsun! Bu kitapla istediğim hizmet budur: İslâmiyette olan tarik-ı müstakîmi göstermekle ehl-i tefrit olan a’dây-ı dinin teşkîkâtını red ve yüzlerine vurmakla beraber; tarik-ı müstakîmin öteki canibini ve sadîk-ı ahmak ünvanına lâyık olan ehl-i ifrat ve zahirperestlerin tevehhümlerini tard ve asılsızlığını göstermek ve asıl rehber-i hakikat ve Âlem-i İslâmiyetin ikbal ve ve istikbaline yol açan ve sırat-ı müstakîmde kemâl-i ümid-i zafer ile çalışan muhakkikîn-i İslâm ve âkıl sıddıklara yardım etmek ve kuvvet vermektir.

Elhasıl maksadım; ol elmas kılınca saykal vurmaktır’’1 

Risale-i Nur’la dinde yaptığı tecdid vazifesinin amaç ve önemine işaret ettikten sonra, “Âlemde meylü’l-istikmal vardır. Onun ile hilkat-i âlem, kanun-u tekâmüle tâbidir. İnsan ise; âlemin semerat ve eczasından olduğundan, onda dahi meylü’l istikmalden bir meylü’t-terakki mevcuttur’’2 sözüyle de dindeki tecdidin hikmeti ve önemini belirtiyor. İşte insan fıtratının Allah’ın emir ve iradesiyle neşv ü neması meylü’t istikmalden olan meylü’t-terakkinin insanın şahsî dünyasını ve imanını tecdide yani yenileme, güncelleme yapmaya her an muhtaç olduğunu gösterip ispat ediyor.

“İnsanın hem şahsı, hem âlemi her zaman teceddüt ettikleri için, her zaman tecdîd-i îmana muhtaçtır. Zîra insanın her bir ferdinin mânen çok efradı var. Ömrünün seneleri adedince, belki günleri adedince, belki saatleri adedince birer ferd-i âher sayılır. Çünki: Zaman altına girdiği için o ferd-i vâhid bir model hükmüne geçer, her gün bir ferd-i âher şeklini giyer.

“Hem insanda bu teaddüt ve teceddüt olduğu gibi, tevattun ettiği âlem dahi seyyardır. O gider, başkası yerine gelir; daima tenevvü’ ediyor; her gün başka bir âlem kapısını açıyor. İman ise; hem o sahıstaki her ferdin nur-u hayatıdır, hem girdiği âlemin ziyâsıdır. La İlahe İllallah ise, o nuru açar bir anahtardır. Hem insanda mâdem nefs, hevâ ve vehim ve şeytan hükmediyorlar, çok vakit îmanını rencide etmek için gafletinden istifade ederek çok hîleleri ederler, şüphe ve vesveselerle iman nurunu kaparlar. Hem, zâhir-i şeriata muhalif düşen ve hatta bazı imamlar nazarında küfür derecesinde te’sir eden kelimat ve harekât eksik olmuyor. Onun için her vakit, her saat, her gün tecdîd-i îmana bir ihtiyaç vardır.’’3

“Ey iman edenler! Yahudîleri ve Hırıstiyanları dost edinmeyin” âyetinin hükmünü; ‘’Evvelâ: Delil, kat’iyyü’l-metin olduğu gibi, kat’iyyü’d-delâlet olmak gerektir. Halbuki, tevil ve ihtimalin mecali vardır. Zira nehy-i Kur’ânî âmm değildir, mutlaktır. Mutlak ise, takyid olunabilir. Zaman bir büyük müfessirdir; kaydını izhar etse, itiraz olunmaz. Hem de, hüküm müştak üzerine olsa, mehaz-ı iştikak-ı illet-i hüküm gösterir. Demek bu nehy, Yahudî ve Nasarâ ile Yahudiyet ve Nasraniyet olan ayineleri hasebiyledir. Hem de, bir adam zatı için sevilmez; belki, belki, muhabbet sıfat ve san’atı içindir…’’ 4  başka bir tecdiddir.

Kur’ân-ı Kerîm’deki ‘’Mâide Sûresi. 44, 45, 47 âyetlerin “Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse”nin… manası; “kim tasdik etmezse”5 anlamında anlaşılması gerektiği beyanı ise tek başına bir tecdiddir.

Siyaset alanında ise; ’’Yüzde altmış yetmişi tam mütedeyyin olmak şartıyla, şimdiki siyaset başına geçebilir. Dini, siyasete âlet etmemeğe, belki siyaseti dine âlet etmeğe çalışabilir’’ hükmünü belirttikten sonra,‘’Fakat çok zamandan beri terbiye-i İslâmiye zedelenmesiyle ve şimdiki siyasetin cinayetine karşı dini siyasete âlet etmeğe mecbur olacağından, şimdilik o parti başa geçmemek lâzımdır’’6 şerhi, bir siyasî içtihat ve bir siyasî tecdiddir. Bu ve bunlar gibi pek çok tesbiti ve ispatı birer içtihat ve tecdiddir.

‘’Risale-i Nur, bu asrı, belki gelen istikbali tenvir edebilir bir mu’cize-i Kur’âniye’dir.7 Onun için Bediüzzaman yalnız günümüzün değil, günümüzden tâ kıyamete kadar olan bir zaman dilimini de içine alacak bir çok içtihat ve tecdidi vardır.

“Evet, dînin, şeriatın ve Kur’ân’ın yüzden ziyade tılsımlarını, muammalarını hal ve keşfeden; ve en muannid dinsizleri susturup ilzam eden; ve Mi’rac ve haşr-i cismanî gibi sırf akıldan çok uzak zannedilen Kur’ân hakikatlarını en mütemerrid ve en muannid feylesoflara ve zındıkalara karşı güneş gibi ispat eden ve onların bir kısmını imana getiren Risale-i Nur eczaları, elbette Küre-i Arz ve küre-i havaiyeyi kendi ile alâkadar eder ve bu asrı ve istikbali kendi ile meşgul edecek bir hakikat-ı Kur’âniye’dir ve ehl-i îman elinde bir elmas kılınçtır’’8 

İşte bu elmas kılınç ile dine ait bütün meselelerini bütün zaman ve ihtiyaca göre içtihatlarını yapmış ve güncellenmesi sağlanmıştır.

Selâm ve duâlarla, duâlarınızı beklerim.

Dipnotlar:

1- Muhâkemat s. 25.

2- Aynı eser s. 33.

3- Mektubat s. 556.

4- Münâzarât s. 157.

5- Aynı eserin s. 162.

6- Emirdağ Lâhikası (II) s. 746.

7- Hizmet Rehberi s. 29.

8- Emirdağ Lâhikası s. 96.

Okunma Sayısı: 1812
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı