"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Avrupa ilerlerken...

Ali FERŞADOĞLU
05 Mart 2018, Pazartesi
“Gayr-i müslimler ilim, teknoloji ve maddî sahalarda ilerlerken, Müslümanlar neden geri kaldı?” sualinin doğru cevabının verilmemesi onları ümitsizlik, şevksizlik ve tembelliğin pençesine atıyor.

Şu, kâinata konmuş fıtrî, tabiî bir sistemdir: İsteyen ve fıtrî/yaratılış kanunlarına uyan herkese kapılar sonuna dek açılır. İnsanda da öyle bir lâtife (his, duygu, enerji) öyle bir hâl vardır ki, o lâtife lisânıyla her (ne isterse)-velevki fâsık olsun-Cenâb-ı Hak, o lâtifeye hürmeten o (isteği) yerine getirir. (Bediüzzaman, Mesne- vî-i Nûriye, s. 202.) 

Yüce Yaratıcının iki temel kanun koyduğunu biliyoruz:

● Biri “teşriî” denen şeriat kanunudur. Yâni, Kelâm sıfatından gelen dindir. İbâdet, emir ve yasakları ihtivâ eder.

● Diğeri, “tekvîni” diye isimlendirilen kâinatta geçerli olan oluşlar, tesbit edip veya edemediğimiz tabiat kanunlarıdır.

İster inançlı, ister inançsız; “sünnetullah, tekvîni şeriat, âdetullah” diye tâbir edilen tabiatta geçerli bu kanunlara uyan herkes; rûh/duygu ve duyularına fevkalâde formasyon kazandırabilir.

Rûh ve dimağımız manyetik etki, telkin, mânevî mesajlara hayvanlardan çok daha duyarlı. Bütün san’atları, istidad (potansiyel yetenek) ve kabiliyeti çekirdek olarak taşımaktayız. 

Rûhî gücümüzü azamî/maksimum derecede, tam kapasiteyle kullanmayız. Yalnızca yüzde 20’si ile yetiniriz. (Prof. Songar, Beynimiz ve Si- nirlerimiz, s. 26.) Demek ki, beynimizin ve sâir kabiliyetlerimizin kapasitesini yükseltmek, arttırmak mümkün. Beynimizin yüzde 75-80’ini kullanma maharetini kazanabildiğimizi düşününüz!

Ruhlar âleminden gelen mesaj ve etkilere karşı duyarlı olduğumuzun göstergelerden bazıları da önseziler, altıncı, yedinci his ve sadık rüyalardır.

Dünyada var olan her nesnenin, her canlının, hareket eden her şeyin titreşimleri, neşrettiği dalgalar vardır. Bu, Cenâb-ı Hakk’ın “Hafîz” (her şeyi koruyan, arşivleyen, kaydeden, muhafaza eden) sıfatının tecellisinin bir gereğidir. Ruhumuza takılan ve en gelişmiş teknolojik cihazlarla bile kıyaslanamayacak mükemmellikte olan duyu, duygu, his ve lâtifelerimizle de çeşitli dalgaboylarını görüntülerini alabilir, ses ve kokuları hissedip tesbit edebiliriz. 

Çünkü, bütün varlıkların duyarlılıkları, özellik ve kabiliyetleri potansiyel yetenek, çekirdek olarak ma- hiyetimize yerleştirilmiştir. İstediğimizi, istediğimiz kadar değiştirebiliriz. Bunun vanası, istek ve ar- zumuzun eline verilmiştir.

Okunma Sayısı: 1610
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı