"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Biz O’na yürüyerek gidersek, O bize koşarak gelir

Ali FERŞADOĞLU
01 Kasım 2018, Perşembe
Duâ bir isteğe, bir arzuya, bir meseleye odaklanmak, yoğunlaşmaktır.

Sonsuz potansiyelde olan ruhî enerjilerini bir noktaya yoğunlaştıran, bir merkezde odaklayan, egzersiz / alıştırma, yani ruh / duygu, psikolojik ve düşünce antrenmanı yapan; güçlü bir inanç, derin bir motivasyon sağlayan, duygu kontrolünü gerçekleştiren ve Allah’a tam güven, tevekkülle harika hallere mazhar olabilir.

Maddî yapımız, nefsimiz; bir taraftan zihnî meditasyon, düşünme, tefekkür, ibadet, zikirle, diğer taraftan riyazetle, yani yeme, içme, uyumanın dengelenmesi ve asgariye indirilmesiyle geri plana itilir, ruha güç ve kuvvet kazandırılır. Maddî gücü, bilgisi ve kabiliyetlerinin sınırı olan normal bir vatandaşı düşününüz. Neler yapabileceğini aşağı yukarı kestirebiliriz. Fakat büyük bir güce dayanıp intisap ederse artık makamı rütbesi oranında gücü, yetenekleri, üretimi artar. 

Oysa maddî olarak ne bedeninde ne de enerjisinde herhangi bir ilâve olmamıştır. Ona bu gücü kazandıran, “intisap” sırrıdır. 

Bu, Allah’ın koyduğu tabiat kanunlarına uyma, ruh / duygu ve duyularına fevkalâde formasyon kazandırma oranındadır.

Kâinatta İlâhî irade geçerli; her şey O’nun emrindedir ve hiçbir şey iradesi dışında saniyelik bir sapma göstermez. O da herkes için geçerli prensibi, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” 1 şeklinde açıklamıştır. 

Duygularını inkişaf ettiren, yani, potansiyel yeteneklerini geliştirip ruhî duyarlılıklarını arttırmayı başaranlar, duâlarıyla velâyet ve keramet derecesinde etkili olur. 

Melekût, mana, ruhlar âleminden gelen mesaj ve etkilere karşı daha hassas, daha duyarlı olurlar.   İsteyen ve fıtrî/yaradılış kanunlarına uyan herkese kapıların sonuna dek açılacağı gerçeği şöyle ifade edilmiştir:

İnsanda öyle bir lâtife (his, duygu, enerji boyutu), öyle bir hal vardır ki, o lâtife lisanıyla her (ne isterse) -velev ki fasık olsun- Cenâb-ı Hak, o lâtifeye hürmeten o (isteği) yerine getirir. 

Her şeyin dizgini elinde, her şeyin hazinesi yanında, her şeyin yanında nâzır, her mekânda hazır, gücü sonsuz Yaratıcı’ya imanla intisap eden, duâ ile irtibata geçen, imanı derecesindeki duâsı (ve O’nun hibe edeceği miktarda) güç kazanır. Bir kutsî hadiste bu, “Kulum Beni nasıl tanırsa, ona öyle muamele ederim. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim”2  şeklinde beyan edilir.

Dipnotlar: 

1- Necm Sûresi, 39. 

2- Câmiü’s-Sağîr, Hadîs no: 1934.

Okunma Sayısı: 861
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı