"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cansız mahlûkatın dili dönüyor, insanın nasıl dönmez!

Ali FERŞADOĞLU
07 Kasım 2018, Çarşamba
Her varlık Allah’ı tesbih eder, duâ eder.

Evet, sadece insanlar, melekler ve cinler değil, bütün varlıklar kendi lisanlarıyla Allah’ı tespih edip zikreder. İstidat (potansiyel yetenek) lisanıyla duâ ederler. 

Bunu ifade eden birkaç âyet meali şöyledir: 

 “Yerde ve gökte ne varsa Allah’ı tespih eder.”1 

 “Hiçbir şey yoktur ki, O’nu övüp O’nu tespih etmesin…” 2 

 “Bitkiler ve ağaçlar secde ederler.” “Biz dağları Davud’un emrine verdik ki, akşam sabah onunla beraber tespih eder.”, “’Ey dağlar ve kuşlar, onunla beraber tespih edin!’ dedik” 3 

 Ağaç ve bitkilerin ibadetleri, duâları birer musıkî teli gibi zikir melodileriyle kulağa gelir. Dağ, binler dilleriyle tespihat yapan bir acayip, garip, değişik yaratık mahiyeti gösterir. Bütün varlıklar hal (davranış / vücut) diliyle besmeleyi dilinden düşürmez.

 Şu halde, en müstesna, en muhteşem bir san’at harikası olarak yaratılan insan da, bu kanunun haricinde kalamaz. O da ibadet ve duâ etmelidir. Kendi çapı ve makamına denk ibadet ve duâ yapmalıdır. Yani bütün varlıklarını zikir ve duâlarını yansıtmalıdır. Çünkü bütün mevcudatın özellikleri kendisinde toplanmış, hem ruhanî hem bedenlilerin özeti şeklinde yaratılmıştır. Varlıkların reisi, tasarrufçusu, halifesi olduğuna göre, ibadeti de buna göre olmalı.

 İşte, bütün varlıkların penceresinden bakarak ibadet ve zikreden bir mü’min, atomların parçaları, zerrelerden başlayarak katrilyonlarca hücre, uzuv, unsur, bitki, ağaç, Güneş Sistemi, Samanyolu, galaksi, nebulaları da virt, zikir, tespihat dairesine alır, onlar kadar şükür ve hamdini sunar. 4

 Kâinattaki bütün varlıklar adına ve onların özelliklerini yansıtacak şekilde (meselâ namaz, bütün varlıkların ibadetlerinin fihristesidir) ibadet, tespih ve zikreden bir Müslüman’ın duyguları, varlıklar sayısınca genişlik kazanır ve âdeta onların olumlu özelliklerini yansıtır. 

 Böylece kevn/oluşsal tabiat, varlık âleminden soyutlanmadan, “varlık kardeşlerle” iç içe yaşar. Ve bedenindeki hücreler, yeryüzü ve bütün mevcudatın atomlarıyla birlikte namaz kılıp tekbir getirir ve Sonsuz Kudret’le kalbî bağ kurar. 

 Bir de Peygamberimizin (asm) sık sık yaptığı şu duâyı tekrarlayarak:

 “Ey kalbleri çekip çeviren Rabbim! Kalbimi dînin üzere sâbit kıl.” idi. 5

Dipnotlar:

1- Haşr Sûresi 1.

2- İsra Sûresi 44.

3- Sebe Sûresi 10.

4- Asâ-yı Musa, s. 95.

5- Tirmizî, Deavât, 85.

Okunma Sayısı: 719
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı