"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dehşete düşüren bir bakış açısı

Ali FERŞADOĞLU
10 Temmuz 2018, Salı
“Türkiye’nin şimdilik son başbakanı Binali Yıldırım giderayak Anadolu Ajansı’na konuşmuş. Konuşmasının bilhassa darbeciler ve Gülen cemaati hakkındaki kısmı sorgulanması gereken bazı bilgiler ve yorumlarları şöyle:

“Türkiye sürekli bu meseleyle de yatıp kalkmamalı. Tamam bunu … darbeye katılanlar en ağır şekilde cezayı almalı, Cumhurbaşkanımız ölçüyü koydu; İbadet, ticaret, ihanet.  İhanet tarafı, tamam. Ticaret tarafı bağlantı tamam. Ama ibadet tarafındakilerin bu işte bir taksiratı yok. Bunların ayıklanması lâzım.” (Yeni Asya, 7 Temmuz 2018)

AKP zihniyetinin bu bakışı sizi dehşete düşürmüyor mu? Ölçüyü kim koyar, kim koymalı? Cumhurbaşkanı mı, başbakan mı, adalet bakanı mı, mahkemeler mi? Ve İlahi adalet mi?

Bediüzzaman’ın değerlendirmesiyle göz atalım: “İnsandaki kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye, kuvve-i akliye Sani tarafından tahdit edilmediğinden (sınırlandırılmadığından) (...) muamelatta zulüm ve tecavüzler vukua gelir. (...) Lakin her ferdin aklı, adaleti idrakten aciz olduğundan, külli bir akla ihtiyaç vardır ki, fertler, o külli akıldan istifade etsinler. Öyle külli bir akıl da ancak kanun şeklinde olur. Öyle bir kanun, ancak şeriattır.” (Bediüzzaman Said Nursî, İşaratü’l-İ’caz, s. 140-141.)

Şimdi “külli bir akıl” olan ve her meseleye en yüksekten ve tarafsız bakan şeriat, yani Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’nin koyduğu adalet ölçülerinden bazılarına-inceliklerine değil, sadece meallerine-bakalım:

“Adalet üzere olun ve Allah için şâhitlik edin. Kendi aleyhinize veya anne ve babanızla akrabalarınızın aleyhine olsa bile. Hakkında şahitlik ettiğiniz kişi, zengin de olsa, fakir de olsa doğruluktan ayrılmayın.” (Nisâ Suresi, 135.)

“Bir de sakın zulmedenlere meyletmeyin, sempati duymayın. Yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur; sonra yardım da göremezsiniz.” (Hud Suresi, 11/113)

“Velateziru vaziretun vizre uhra/Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.” (En’âm Sûresi, 6:164)

Yani, suç ve cezanın şahsîliği prensibi esastır. Anne-babalar çocukları, çocuklar anne-babaları, kişi kardeşi ve akrabalarının işlediği suçlardan dolayı cezalandırılamazken; gönül birlikteliği veya aynı cemaate mensubiyet dolayısıyla nasıl cezalandırılabilirler?  

“Hey efendiler, herbir hadiseyi bahane tutup bana sıkıntı vermeye sebep nedir acaba? Şarkta bir nefer hata etse, garpta bir nefere askerlik münasebetiyle zahmet ve ceza vermek; veya İstanbul’da bir esnafın cinayetiyle Bağdat’ta bir dükkâncıyı esnaflık münasebetiyle mahkûm etmek nev’inden, her hadise-i dünyeviyede bana sıkıntı vermek hangi usulledir, hangi vicdan hükmeder, hangi maslahat iktiza eder? (Bediüzzaman Said Nursî, Şuâlar, s. 399.)

Okunma Sayısı: 13865
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah

    10.7.2018 08:28:05

    İyi ki varsınız. Yoksa, müslümanlarda ya adalet duygusu yok ya da, Bediüzzaman Hz.lerini anlayan kimse kalmadı diye üzülecektim. Allah sizden razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı