"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kalbi öldüren hastalık: Riya

Ali FERŞADOĞLU
15 Eylül 2018, Cumartesi
Riyanın mânâsı bir iş veya ibâdeti, Allah için değil de, gösteriş, maddî veya nefsî çıkar için yapmaktır.

Riya, üstün olma meyli, riyanın başlangıcı sayılır. Şan, şöhret, para-pul, mal-mülk, mevkî ve makam peşinde koşmak, riya çukuruna doğru yol almak demektir.

Kalb hastalıklarından biri de riyadır.

Riya gösterene mürâî denir. Mürâîliğin en büyük sebeplerinden birisi hırs ise diğeri dünyaya ait, yânî maddî, uzun emellerdir. Onun içindir ki riyakârlar, hasis menfaatlerini hırs ile elde etmeye kalkarlar, olmadık şaklabanlıklar yapmak zorunda kalırlar.

Riyakârlık, fiilî bir yalancılıktır.

Mürâînin davranışları hep yalancılığı ilân edip durur. Bunun için Resulullahın (asm) dilinde riya “gizli şirk” olarak vasıflandırılmıştır. Eğer riya eğitim ve terbiye ile giderilmezse, kısa zamanda bütün duygulara sirâyet eder, maddî hastalık, felâket ve helâketlere sebep olur.

Riya, insanı yalancı rüya âleminde yaşatır…

Bugünkü “yalancı, gaddar, menfaat üzerine dönen canavar siyaset” riyakârların cevelan meydanıdır.

Riyakârlıkları ve yalakalıklarıyla milleti, ülkeyi, uçuruma doğru sürüklerler.

Riyanın karşıtı, “ihlâs”tır. İhlâs ise yapılacak her işi yalnız Allah rızası için yapmak demektir. Şu halde, mü’minin dünyasında riyakârlığa yer yoktur. Zaten, “Bütün insanlar helâk oldu, ancak âlimler kurtuldu, âlimler de helâk oldu, ilmiyle amel edenler kurtuldu, onlar da helâk oldu, yalnız ihlâs sahipleri kurtuldu. Onlar da büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar”1 meâlindeki hadis-i şerîf, riyanın helâket ve felâket sebebi olduğunu, kurtuluşun yalnız ihlâs ile mümkün olacağını beyan eder.

Riyayı önlemenin çarelerinden birisi, “ölüm”ü hatırlamaktır. Şu kısa dünya hayatı ve az bir zamanda yok olup giden maddî çıkarlar riyakârlığa değer mi?

Allah’a ve meleklere îman eden insan riyaya düşmez. Çünkü o, Allah’ın her yerde hazır ve nazır olduğunu düşünür ve başkalarının değil, O’nun teveccühünü talep eder. İnsanlardan alkış yerine, meleklerin alkışını ve tebriğini bekler. Bu düşünce, insanı mutlaka iyiye ve güzele motive edecektir.

Kur’ân, “Her nefis ölümü tadıcıdır”2 “Muhakkak ki, sen de öleceksin, onlar da ölecekler,” 3  gibi âyetleriyle riya hastalığını tedâvî eder.

Riya, çok sıkıntılı bir durumdur. Bir onbaşının kendisini yüz, binbaşı veya albay, general gibi görünmeye çalıştığını düşününüz!

O makamların rollerine nasıl bürünecektir! Ne kadar zor, ne kadar sıkıntılı, ne kadar korkulu bir iş!

Şu kısacık dünya hayatı riyakârlığa değer mi?

Dipnotlar:

1- Keşfü’l-Hafâ, 2: 312.

2- Âl-i İmrân Sûresi, 185.

3- Zümer Sûresi, 30.

Okunma Sayısı: 1004
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı