"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân’daki teşbihleri herkes anlayabilir mi?

Ali FERŞADOĞLU
23 Kasım 2017, Perşembe 00:20
Sıradan bir edebiyat kitabını herkes anlamaz. Edebiyat öğretmeni lâzımdır.

Sıradan bir fizik, kimya, biyoloji, coğrafya kitabı apaçıktır, Türkçedir, ama, herkes anlamaz. Bu dallarda da öğreticiye, muallime ihtiyaç yok mudur?

Kur’ân’ın müteşabihatını, “Muhkemat (hüküm âyetleri) gibi tefsir edilmez ve herkes bilemez. Belki tefsir yerinde tevil ederler.”1 

Kur’ân ve hadisin her metnini, her mânâsını herkesin anlayamayacağını, bizzat onlar bize anlatır: 

“Halbuki o âyetlerin tefsirini Allah’tan ve İlimde derinlik ve istikamet sahibi olanlardan başkası bilemez”2  sırrıyla, vukuundan sonra tevilleri anlaşılır ve murat ne olduğu bilinir ki, ilimde râsih olanlar deyip o gizli hakikatleri izhar ederler. 

Zira, Kur’ân’ın en büyük mu’cizesi belâgatidir. Cezaleti, selâseti, icazı (az bir kelime ile, bir harf ile çok mana ifade etmesi) yönlerinden de mu’cizedir. 

“Kur’ân-ı Hakîmin bir mu’cizesi şudur ki… Kur’ân-ı Hakîmin âyetlerinin ve kelâmlarının münasebetleri yalnız beraber olanlara değil, belki pek çok âyetlere ve kelâmlara ve kelimelere münasebeti var, bakıyor… Demek başka kelâmlara benzemez. Herbir âyet, binler âyetlere bakar birer yüzü ve gözü var.”3  

Evet, hadis-i şeriflerin de müteşabihatı vardır. “Herkes kendi kendine bir derece istifade eder; fakat herkes herbir meselesini tam anlamaz.” 

 “Bazı hadiseler mücmel olarak, mutlak bir surette ona vahyen gelir, o da kendi ferasetiyle ve tearüf-ü umumî cihetiyle tasvir eder. Şu tasvirdeki müteşabihâta ve müşkülâta bazen tefsir lâzım geliyor, hattâ tabir lâzım geliyor.” Çünkü, bazı hakikatler var ki, temsille fehme takrib edilir. Nasıl ki, bir vakit huzur-u Nebevîde derince bir gürültü işitildi. Ferman etti ki: “Şu gürültü, yetmiş senedir yuvarlanıp şimdi Cehennemin dibine düşmüş bir taşın gürültüsüdür.” Bir saat sonra cevap geldi ki, “Yetmiş yaşına giren meşhur bir münafık ölüp Cehenneme gitti.” Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâmın beliğ bir temsille beyan ettiği hadisenin tevilini gösterdi.”4

Dipnotlar: 1- Şuâlar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, s. 497. 2- Bediüzzaman, age, s. 498. 3-  Emirdağ Lâhikâsı,  s. 376. 4- Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, s. 94.

Okunma Sayısı: 829
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı