"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lânetleşme duâsı nedir?

Ali FERŞADOĞLU
19 Kasım 2018, Pazartesi
Lânetleşme duâsı nedir, ne zaman, hangi hadise üzerine ortaya çıkmıştır? Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye lânetleşme duâsına nasıl bakar? Lânetleşme duâsı yapmak caiz mi?

Bir mü’min, öncelikle kaderin adalet ettiğini ve kendi payını düşünerek tevbe-i istiğfar etmeli.  Haksızlık direkt kendi şahsını ilgilendiriyorsa affedebilir.

 Ve maruz kaldığı bu nahoş durumun ortadan kaldırılması için Allah’a sığınmalı, yalvarmalı ve bol bol duâ etmelidir.  Ve meselenin halledilmesi için etkili ve yetkili “adlî” mercilere, “uzlaştırma ve hakem heyetlerine” müracaat edilmelidir. Onlar, mealini vereceğimiz şu âyet çerçevesinde işlerini yürütmelidir: “Eğer mü’minlerden iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. “1 

 Eğer o durum ızdırar derecesinde kendisine rahatsızlık veriyor ve başka bir imkân kalmamışsa, en son çare olarak lânetleşme duâsı yapabilir. Buna “mübahale” duâsı denilir. Eğer birisi, yanlış düşünce, iddia ve davranışlarda bulunur, deliller apaçık gösterildiği halde inkârda ısrar ederse ve bu davranışı, fitneye, özellikle “dinî musîbete” sebebiyet veriyorsa “lânetleşme duâsı caiz”dir.  Tâ ki, yalancılar ile sıddıklar, sahtekârlarla dürüstler ortaya çıksın!  Ancak, mü’minin lânetleşmesinde de “şefkat” boyutu hâkim olmalı. Kendi hakkından feragat edebilir. Şöyle duâ edebilir: “Ya Rabbi! Samimî olup bilgisizliğinden dolayı nefsin, şeytanın hilelerine kapılanları ıslâh ile, onlara doğruları anlamayı nasip eyle, onları affeyle, mağfiret eyle, merhamet eyle. Bilerek, isteyerek, taammüden yapanları ise kahreyle! Allah’ın lâneti yalancılar üzerine olsun!”

Sana gerekli bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden duâ edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”2 

Mubâhele, bir konuda haklı olanın ortaya çıkması için usûlünce lânetleşmek demektir.   Kur’ân âyetiyle sabit olan lânetleşme ve duâsı nasıl ortaya çıkmıştır? Necran bölgesi Hıristiyanları, İslâmiyet hakkında görüşmek için Medine’ye altmış kişilik bir heyet gönderirler. Mescid-i Nebevî’de Peygamber Efendimiz (asm) ile görüşmeye başlarlar. Ancak, Necranlılar iman etmek istemiyor, diretiyor, konuşmayı tartışma derekesine indiriyorlardı. Yukarıda mealini naklettiğimiz Âl-i İmran Sûresi, 61. âyetine rağmen hâlâ inat ve ısrarla tartışmayı sürdürüyorlardı.

Peygamberimiz (asm), Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in (ra) ellerinden tuttu, Hz. Ali, Hz. Fatıma (ra), hanımları Hz. Aişe ve Hz. Hafsa’yı da (ra) yanlarına alıp, Hıristiyan heyetini lânetlemeye çağırdı. “Ya Rabbi, kimin dini hak değilse onu helâk et!” diye karşılıklı lânet bedduâsına dâvet etti.

Helâk olmaktan korkan Necranlılar, “lânetleşmeye” yanaşmadılar. Gayet tabiî ki, Müslümanlar, işi burada bırakmamalıdır. Yukarıda bir kısmının mealini verdiğimiz âyetin çerçevesinde çalışmalarına devam etmelidirler.

Dipnotlar:

1- Hucurât Sûresi, 9. 2- Al-i İmran Sûresi, 61. 

 

Okunma Sayısı: 2735
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı