"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Siyasete yönelmek ve dünyevîleşmek” terörü azdırıyor!

Ali FERŞADOĞLU
03 Ocak 2017, Salı
Artık milletin canına tak etti.

40 yıldır dağı-taşı, köyleri, kasabaları bombalıyor; harap ediyoruz. Şiddetin dozunu artırıyoruz. Ama, yine terör belasından kurtulamadık!

Maddi her tedbiri aldık; olmadı. İnzibati, emniyet, asayiş tedbirleri aldık; olmadı. Her şeyi denedik. Denendiği zaman sonuç alınan, bugün ise denenmeyen bir çare kaldı: “Bu zamanda ehl-i İslâmın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalâletle kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare-i yegânesi nurdur, nur göstermektir ki, kalbler ıslah olsun, imanlar kurtulsun.”1

Artık siyasi gevezelikleri bir tarafa bırakalım. Zamanımızı, himmetimiz, gayretimizi, maddi imkânlarımızı siyasete değil; “nur’a, yani, imana, muhabbete, uhuvvete, kardeşliğe, dostluğa, dayanışmaya…” yatıralım.

Zira, siyaset, “çıkarcı, ayrıştırıcı, gerginleştirici, boğuşturucu, bölücü, kavgacı, nefret ve öfkeleri depreştirici, yalancı ve gaddardır.” Zaten, anarşinin, terörün de kaynağı, sebebi; kan akıtılmasının sebebi bunlardır. Kan, kan ile yıkanır mı?

Tekrar asrın tabibini dinlemeye devam edelim: “Eğer siyaset topuzuyla hareket edilse, galebe çalınsa, o kâfirler münafık derecesine iner. Münafık, kâfirden daha fenadır. Demek, topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez. O vakit küfür kalbe girer, saklanır, nifaka inkılâp eder. Hem nur, hem topuz-ikisini, bu zamanda benim gibi bir âciz yapamaz. Onun için, bütün kuvvetimle nura sarılmaya mecbur olduğumdan, siyaset topuzu ne şekilde olursa olsun bakmamak lâzım geliyor.”2

Başta siz ey Nur talebeleri ve ey ehl-i hamiyet ve gayret dindarlar!

Üstadımız bize; “Siyaset topuzunu bırakın ve bütün gücünüzle, nura, imana, uhuvvete, kardeşliğe, ihlasa sarılın!” diyor. Başka yolu var mı? “Nur telebelirinin “yüzlerini dünyaya ve siyasete çevirmeleri belaların gelmesine vesiledir:

“Çünkü şimdiye kadar çok tecrübelerle, Risale-i Nur’un serbest intişarıyla belaların ref i ve ona ilişmek ve susturulmakla belaların gelmesi sabit olmuş, hatta mahkemede ispat edilmiş. Anlaşılıyor ki, bu bahar fırtınasında iki harici, iki dahili dört cereyan, herbiri bir maksada göre ve Nurcuların şevkine ve sa ylerine ilişmek ve yüzlerini dünyaya ve siyasete çevirmek istemelerinden kuraklık başladı, inşaallah yakında ref olur.”3

Yani, Nur talebeleri, “ülkenin kurtuluşu siyasetle, dünya işlerini, maddi işleri düzeltmekle olacak” deyip siyasete ve dünyaya yönelmesi, Risale-i Nur’un ölçü ve prensiplerini nazara vermemesi yüzünden bela ve musibetler geliyor!

Dipnotlar:

1-Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, s. 107. 2-Age. 3-Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikâsı, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, s. 200.

 

Okunma Sayısı: 1532
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı