"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Asumanı titretir de...

Ali Rıza AYDIN
24 Kasım 2016, Perşembe
Rüzgârın tesiri deniz yüzünde deniz meltemlerine, soğuk hava kütlelerine, fırtına ve kasırgalara sebep olur.

Ve bu hadisat denizi muzahrefattan tasaffi edip, suya oksijen kattığı gibi; içinde yaşayan mahlûkata kim bilir ne çok fayda sağlamaktadır!

Asumanı titreten gökgürültüsü ve ardından kopan fırtına dindiğinde, deniz çarşaf gibi dümdüz olur coşmasını, taşmasını Emreden “Sükûnet bul!” deyince.

Havada, denizde, karada her şey, bir hikmete mebni; bir sebebe istinaden vazifesi peşinde koşturulur, coşturulur İlâhî Kudret tarafından.

En nihayet insanız. İster denizde, ister karada olsun; hangimiz, bir kudret şaheseri olan şimşek çaktığında ürpermeyiz ki?

Pekâlâ da ürpeririz, irkiliriz.

Aslında şimşek çakmasıyla husûle gelen ışık değil de, arkasından gelen ve asumanı inleten sestir bizi ürperten. Ne var ki, şimşeğin ne mu’cizevî vazifelerle tavzif edildiğini bilmiş olsaydık ondan ürpermez; bilâkis ona hayretle, ibretle, tefekkürle bakar; kudreti her şeye yeten Kadîr ve Alîm olan o Zâta bu vesileyle, bir defa daha şükranlarımızı ifade ederdik.

Var gücüyle kükreyen ra’dın; yani, bulutun içindeki elektrik enerjisi boşaldıktan sonra, havanın aniden ısınması ve basıncın artmasıyla meydana gelen gök gürültüsünün tesbihfeşan inlemesinin ardı sıra rahmet hazinesinden, önce siğim siğim, ardından sicim gibi her bir damlasını bir meleğin yeryüzüne indirdiği yağmur toprağın sinesiyle buluşur; canlıların canında varlığına yer bulur.

Yani, hayat iksiri olur.

Yukarıda “her şey bir hikmete mebni vuku bulur” demiştik:

Şimşek çaktığında havada meydana gelen ısıyla beraber havadaki azot, oksijen molekülüyle birleşerek azot oksitleri meydana getirir. Azot oksitleri ise yağmur damlacıklarında çözünerek nitröz ve nitrik asit meydana getirir. Nitröz ve nitrik asitler ise toprağı gübreleyen çok önemli azot kaynağıdırlar.

Ne deniz ne de toprak, maruz kaldıkları bu hadiselerden hiç rahatsız olmaz, hiç enin etmezler. Çünkü sinelerine düşen gözyaşı canlarına can olur, hayatlarına heyecan olur.

Ve arkasından pırıl pırıl bir güneş… Mevcudatın, mahlûkatın ve onlara sultan olma istidadındaki insanın ruhuna doğan huzmeleriyle şavk olur, şevk, ümit olur.

Hiçbir harekât, hiçbir tahavvülat boş yere olmadığına göre; boşa gidecek değil ya.

Zira “Hiçten ve gaybî bir hazine-i rahmetten gönderilen katrelerde o kadar Rahmânî hediyeler ve vazifeler var ki, güya rahmet tecessüm ederek katreler sûretinde hazine-i Rabbâniyeden akıyor mânâsında olduğundan, yağmura “rahmet” namı verilmiştir.”1

Hülâsa:

Allah’ın kullarına ihsan ettiği nimetleri saymaya kalkacak olsak, asla sayamayız.2

En iyisi mi, biz, ihsan edilen bunca nimetin şükrünü eda etmeye bakalım!

Dipnotlar: 1- Said Nursî, Şuâlar, 100. 2- İbrahim Sûresi, 34.

 

Okunma Sayısı: 1183
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı