"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir fuarın ardından

Ali Rıza AYDIN
08 Mart 2018, Perşembe
Hizmet etmek bir mizansen değildir.

Beğenmediğin oyuna girmeme, hoşlanmadığın sahneyi terk etme lüksü, hiç değildir.

Hizmet ehli insan olmak, sahneye değil; bir bakıma, ringe çıkmak gibidir. Yani, meşakkatin cümlesine peşinen kail olmak demektir.

Hizmet adına yapılanların arkasında ter var, ter…

Ankara’da organize edilen ilk Dinî Yayınlar Fuarı’nı bilen ve birçoğunun içinde bulunan bir kimse olarak, ziyaret ettiğim ve gurur duyduğum son fuar, 12. Ankara Kitap Fuarı. Fuarda ihtişamla yerini alan Yeni Asya standı, bana, yaşanan bütün zorluklara rağmen dim dik ayakta olduğumuzu gösterdi.

Fuar, dinî yayınların yanı sıra entelektüel yayınların da bulunduğu; aykırı fikirlerin kaleme aldığı kitaplardan başka, sahafların da stant kurduğu bir mozaikti âdeta.

Bütün bu yayın çeşitliliği içinde, münhasıran Risale-i Nurlar’ın teşhir edildiği, tanıtıldığı, satıldığı velhâsıl; Risale-i Nur’a hizmetin bihakkın yapıldığı tek stant, Yeni Asya Standı idi.

Stant, yerleşim sıralamasına göre birinci değildi, ama görselliğiyle, estetiğiyle, tanıtım materyalleriyle; dahası, pırıl pırıl görevlileriyle fuarın “bir incisi” idi.

Burada, yayıncılığı ruhuna massetmiş olmanın verdiği enerji ile dur durak bilmeyen Cesim Aydın Bey’i; ona lojistik destek sağlayanları; Ankara Temsilciliği’mizi; fuarda görev alan fedakâr genç kardeşlerimizi ve dahi vefakâr ziyaretçilerimizi tebrik ediyorum.

Kim ne derse desin, kervan yürüyor ve yürüyecek, biiznillah.

Yakın menzilden atılan bunca taşlar, meyvelerin varlığına delâlet.

Halk tabiridir: “Bekâra hanım boşamak kolay.”

Pencereden bakanlar, Risale-i Nur’a hizmet etmeyi oyun mu zannediyorlar ne? Hâlbuki ciddî kimselerin ufukları dar, bakışları şehla olmamalı, değil mi?

Neşriyat işi, zora talip olma işidir. Bir de, bu, Risale-i Nur eksenli olursa…  

Buna rağmen, yayıncılığın ciddiyetini, Risale-i Nur’u neşretmenin ulviyetini bilen ve Risale-i Nur’a hizmet etmeyi varlığının gayesi bilen Yeni Asya, tâ yıllar öncesinden “Vatan sathını mektep yapma” idealini önüne koymuş bir kere. 

Hallac-ı Mansur’a yapılan işkenceyi ve nihayet idam edilişini görmek için orada bulunan ve Mansur’u taşlayan güruh arasından birisi, bir gül atmış. Gül tenine temas edince, Hallac-ı Mansur, inlemiş. Cellât, ona sormuş: “Bunca işkenceye, bunca taşlanmaya ses çıkarmazken, şimdi neden inledin?”

Mansur: “Taşlayanlar avam takımı! Hâlden anlamazlar. Hâlden anlayanın bir gülü bizi incitti!” demiş. Yani, “Ey dost! Taş atmadın, ama atanların arasındasın...” demek istemiş.

Ne yapalım?

Zor da olsa yol, bizim yolumuz; dikenli de olsa gül, bizim gülümüz.

Gülü seven, dikenine razı olacak.

İnşaallah, dostlar ile el ele nice hayırlı hizmetlere, nice başarılı fuarlara…

Okunma Sayısı: 1685
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı