"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Camiler ve cemaatleri

Ali Rıza AYDIN
20 Ekim 2016, Perşembe
Gönüller sultanı sevgili Peygamberimiz (asm), “Essalâtü i’madüddîn”1 (Namaz dinin direğidir) buyuruyor.

Nasıl ki, mahruti bir çadırın o tek direğini çeker alırsanız çadır ayakta kalamaz, çöker; aynen öyle de, dinden namazı çekip alırsanız, din çöker. Çünkü Müslüman’ın birçok hâli, birçok önemli hasleti dini ile; din de, ibadetle kaimdir.

Yarın İlâhî huzurda sorulacak ilk sorunun namaz olduğunu pek çoğumuz biliriz. En azından defalarca ya okumuş ya da dinlemişizdir bu hakikati. Fakat maalesef, namaza ilginin az olduğu, camilerin, Bayram ve Cuma namazlarının dışındaki vakitlerde boş denecek kadar az cemaate sahip bulunduğu Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle hatiplerimiz tarafından vaazlarında sıkça dile getirilmektedir.

Doğrusu vahim bir durum!

Cami çok, cemaat yok. Oturup bunun sebebini, eksiğimizin nerede olduğunu elimizi şakağımıza koyarak ciddî ciddî düşünmeliyiz.

Esasen Diyanet müessesesinin varlık sebebi, bir cihette namazdır. Namazın olmadığı yerde İslâmiyet, İslâmiyet’in olmadığı yerde de onu temsil ve ona hizmet eden bir kurum olmaz.

Madem camiler cem olma, bir araya gelme yeridir; madem camiler diğer adıyla mesciddir yani, “secde edilen yer” mânâsında Allah’a ibadet edilen ve dinî malûmat elde edilen kutsî mekânlardır; öyleyse mescidlerin cazibesi arttırılmalı, cemaati çoğaltılmalıdır.

Cemaat, camilerde, namaz kılmak için hazır bulunan kimseler olduğu gibi; cemaat olacak insanlara altyapı hazırlayan, en azından bu manevî gayretin içinde olan Müslümanların din kardeşliğine dayalı olarak gerçekleştirdikleri2 gönüllü dinî gruplara da verilen müşterek addır.

Bu itibarla, ifrat ve tefritten uzak durmak ve hakkı teslim gerekir.

Camilerde cemaat olup namaz kılmak faziletli olduğu gibi; caminin ihtişamına, musallînin ihlâsına, cemaatin çeşitliliğine bakıp huzur ve moral bulmak da işin sosyal yönü açısından, arzu edilen bir davranış biçimi olması itibariyle önemlidir.

Cemaatle namaz kılma ve bundan elde edilecek yirmi beş veya yirmi yedi derece sevabı sadece camilerde kılanlara münhasır görmenin, camilere gelmeyenin / gelemeyenin; namazları camilerde kılmamanın -bir vâizin kürsüde ifade edişiyle- gaflet, dalâlet ve ihanet kabul edilmesi ise ağır bir itham, anlaşılmaz bir mantıktır.

Nasıl ki, uğrunda öldüğümüz vatan bizim, hayatımızı seve seve fedâ etmekten çekinmeyeceğimiz dinimiz ve dinimizin alemi, sembolü; Müslüman’ın toplanma mekânı olan camilerimiz de bizimdir.

Dünden bugüne, duâ eden eller gibi semâya uzanan minareler hürriyetin sembolü, bu vatanın var oluşunun harcı, gönüllerin sertacı olmuştur.

Dine hizmet ise ulvî bir görev, Allah’ın rızası namına ağır bir yükü omuzlamak demektir. Ona, yardım adına ne kadar çok eller uzansa, o kadar memnun olmak gerekir.

Tefrikaya düşmek, insanları, ifâ ettikleri gönüllü dinî ve mânevî faaliyet alanlarına; meslek-meşrep yapılarına bakılarak ayrıştırmak, maksadından ayrı tutmak dine hizmet değildir. Bu anlayış biçimi, cemaatsiz camilere cemaat kazandırmak hiç değildir.

Rüzgârın yönüne göre yön değiştirmek ise, ciddiyetli kimselerde görmeye alışık olmadığımız ciddiyetsiz algılama türüdür.

Velhasıl:

Camiler, bizim; cemaat ise, biziz!

Hakikatli kurumlara, hakperestlik yakışır.

Okunma Sayısı: 968
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Vefalı

    20.10.2016 09:24:35

    Sayın yazar kardeşim, bir esnafa yada müessesye, müşteri gelmiyorsa oradaki yetkili, müdür, sorumlu her neyse oradan üç ay içinde kovulur. Fakat camilerdeki imamlarımız, bir kaç kişiyle namaz kılıyorsa ve yıllar geçtiği halde cemaat artmıyorsa, yinede imama hiç bir hesap sual sorulmuyorsa, cemaatin arttırılamaması suçunu millete yüklememek gereklidir. Risalei Nur 130 eserle, bu günkü zamanda çok önemli olmasına rağmen, şahsen ben Risalei Nurlar okumuş ve ondan bahseden hiç bir imam görmedim(Merak edeni, bakalım diyeni de görmedim) Halka sevdirecek kapasiteleri, heyecanları olmadıktan sonra, vaziyet devam eder gider.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı